mehmet ali aybar ailesiyle birlikte2

Mehmet Ali Aybar’ın TİP'i Atatürk’ün Sesi Oldu!

TİP Onur Kurulu Üyesi DR. Ali Nadir Savaşer, Mehmet Ali Aybar’i Anlattı:

Bundan tam 20 yıl önce, 10 Temmuz 1995’te “Türkiye’ye özgü sosyalizmin” savunucusu, Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) lideri Mehmet Ali Aybar İstanbul’da hayata veda etti. “Ne Amerika, ne Rusya”, “Tam bağımsız, demokratik Türkiye”, “İkinci Kurtuluş Savaşı” şiarını 15 milletvekili ile TBMM kürsüsünden haykıran Aybar ve ekibi neleri amaçlıyorlardı? Günümüzde “Solcu” geçinerek, ABD’nin kanlı BOP projesine bilerek veya bilmeyerek hizmet edenler ne yapmak istiyorlar? 7 Haziran seçimleri öncesi ve sonrasında tıkanan sistem, “sol ve sosyalizm”, “barış ve demokrasi” söylemleriyle kitleleri aldatıyor, seçmen davranışını yönlendiriyor. Açıkça etnik siyaset yapan, ABD’ye toz kondurmayan HDP’nin TİP’in devamı olduğu dahi dillendirilmeye başlandı... Kemalizm ve sosyalizmi harmanlayarak, Türkiye’ye özgü bir sentezi başaran TİP ve Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar’dan geriye ne kaldı? Hangi dersleri çıkarmamız gerekiyor? Bu soruları Berlin’de yaşayan Nükleer Tıp uzmanı, 1967-68 TİP Onur Kurulu Üyesi Dr. Ali Nadir Savaşer’e sorduk. 1964-1970 yılları arasında TİP İstanbul ili üyesi, il Sanat Sekreterliği ve Onur Kurulu üyeliği yapan, 1965 seçimleri sırasında “Emekçinin Alınteri” adlı gazeteyi çıkaran, Çernobil Atom Reaktörü kazasındaki aydınlatıcı bilgileriyle Türkiye’nin tanıdığı, Nükleer Tıp uzmanı Dr. Ali Nadir Savaşer ile “TİP, Vatan ve Sahte Solcular” üzerine bir söyleşi yaptık.

mehmet ali aybar ailesiyle birlikte1

Beyhan YILDIRIM >>> Mehmet Ali Aybar’ın günümüzdeki önemi nedir? TİP nasıl bir partiydi, ne yapmak istiyordu?

Ali Nadir SAVAŞER >>> Sosyalist bir parti olarak dünya siyasi tarihinde ilk girdiği seçimlerde 15 vekil ile TBMM’de temsil edilen TİP, Kemalizm ile sosyalizmi kaynaştıran bir siyasi oluşumdu. Aybar, sert görünüşlü ancak son derece kibar bir kişiliğe sahipti. Milletine güvenen, insanını seven, halkla diyaloğu çok iyi kurabilen, parti içinde disipline büyük önem veren bir dava adamıydı. Aybar’ın deyimiyle, “Halktan uzak, okumuşların hegemonyasını aşabilmek için” de bütün parti kurullarında kol emekçileri her zaman en az bir fazla olmuştur. Tüzüğün 53. maddesi uyarınca bu ilke uygulanmak zorundaydı. TİP, karma ekonomi modelini savunuyordu. Herkesin hak ettiği kadar kazanması gerektiğini belirtiyordu. Somut olgulardan, hayatın gerçeklerinden hareketle “Güleryüzlü Sosyalizm” hedefine odaklanmıştı. Tabandan tavana doğru örgütlenen, insanın parti için değil, partinin insan için olduğunu vurgulayan TİP, “herkese iş, köylüye toprak” diyerek ezilen emekçilerin sınıfsal hakları için mücadele veriyordu.

1962-1969 arasındaki TİP, birinci TİP olarak literatürdeki yerini almıştır. Biz burada TİP derken, Aybar başkanlığındaki birinci TİP’i kastediyoruz. Aybar, Kemalist ve sosyalist literatürü, bir hukukçu olarak 1961 Anayasasını çok iyi bilirdi, asla Atatürk’ün haklı olarak önemsediği bağımsızlık ilkesinden ödün vermezdi. Atatürk’ün Nutuk’ta aktardığı Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtuluş ve kuruluş mücadelesi, Genel Başkan Mehmet Ali Aybar’ın öncülüğünde hazırlanan TİP programının ana temelini oluşturdu. “Bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Atatürk’ün sesi oldu. Antiemperyalist olan TİP, hiçbir zaman “tam bağımsız Türkiye” hedefinden ödün vermedi. “Ne ABD, ne Rusya” söylemi bağımsızlıkçı duruşu özetliyordu. NATO’ya da karşıydı. Birinci ‘Soğuk Savaş’ döneminde ABD’nin ‘Yeşil Kuşak Projesi’nde ön karakol görevini yüklenen Türkiye, antikomünist, keskin sınıfsal uçurumlarla ayrıldığı bir devlet yapısına sahipti. TİP, 1961 Anayasası’na dayanarak demokratik yollardan bu düzeni değiştirmek istiyordu. TBMM kürsüsünden İncirlik Üssü’nü kastederek, binlerce metrekare vatan toprağının işgal edildiğini haykıran Aybar, İkinci Kurtuluş Savaşını 1965 yılında başlattı.

mehmet ali aybar tip

Beyhan YILDIRIM >>> TİP’in yok edilişi, hep kafalardaki açıklanamayan sorudur...

Ali Nadir SAVAŞER >>> Bağımsız, güleryüzlü sosyalizm mücadelesi veren TİP, ABD ve Rusya’nın Ortadoğu’daki çıkarlarına ters düşüyordu. Farklı amaçlar taşısalar da, her iki ülke de kendisine bağımlı olan siyasi partiler istiyordu. Gittikçe Türkiye içinde güçlenen, Vietnam Savaşı sırasında kurulan ve ABD’yi yargılayan Bertrand Russell Mahkemesi’ne seçilecek kadar da uluslararası saygınlık kazanan TİP ve Genel Başkanım Aybar, her iki ülkenin de hedefi oldu. TBMM’de İkinci Kurtuluş Savaşı’nı başlatan Aybar liderliğindeki TİP, Sovyetlerin 1968 yılında Çekoslavakya’yı işgal etmesine karşı çıkmasıyla parti içinde bölünmeler yaşadı. Bağımlı-bağımsız sosyalizm tartışması, ki bu en temel konuydu, doruk noktasına çıktı. Moskova yanlısı bağımlı iç ve dış odaklar, 1968 gençlik hareketinin bir bölümünün evrensel heyecanını partiyi bölmek için kullandılar. Çeşitli hizipler ortaya çıktı. Özellikle 1965 seçim başarısından sonra, parti içindeki gruplar, “Biz iktidara yürüyoruz” havasına kapılarak, başarıyı kendi hanelerine yazmaya çalıştı.

Beyhan YILDIRIM >>> 1970 Şili (Allende) örneğinde olduğu gibi Amerika telaşlandı...

Ali Nadir SAVAŞER >>> Hem de nasıl. Amerika ve Rusya, Ortadoğu’da, hele hele Türkiye’de TİP gibi bağımsızlıkçı bir partinin büyümesini ve iktidara gelmesini kesinlikle istemedi. Aybar ve TİP, 1965 seçimlerinden sonra dünya çapında tanınır oldu. Avrupa’dan heyetler ve basın mensupları kongrelerimize gelirdi. Türkiye’den dünyaya bir TİP modeli yükseliyordu. Aynı zamanda da Moskova’ya yaranmak isteyenler tarafından parti içinden Aybar’a karşı propaganda yapılıyordu. 1971 ve 1980 Amerikancı darbeleri solu ve kemalizmi hedef aldı. ABD ve yerli işbirlikçileri bu ortamda, komünizme karşı yürüttükleri mücadele çerçevesinde TBMM içinde ve Meclis dışında kaba kuvvet kullanarak TİP’i tasfiye planını hayata geçirdiler. Utanacaklarını bilsem, tek tek isimlerini sayabilirim. Kara propaganda yapanların bazıları hâlâ hayatta ve görevlerine devam ediyorlar. 1969 yılında Aybar, Genel Başkanlık’tan düşürüldü. TİP, adım adım TKP’leştirilip bağımlı hale getirildi. Dünya siyasi tarihine ilkleri yaşatan, 1965 yılında ilk girdiği seçimlerde 15 vekil ile temsil edilen güleryüzlü sosyalist TİP, 1971 yılında - sosyalist olduğu için değil - bölücülük yaptığı için kapatılan ilk sosyalist parti oldu. İşte TİP bağımlı hale getirilerek ve 68 kuşağının unutulmaz haklı heyecanı yanlış yollara sürüklendi. Türkiye’nin İkinci Kurtuluş Savaşı’nı kazanmaması için bütün olanaklarını seferber ettiler. Çağdaş, aydınlık yolumuzu tıkayanlar bu sahte, omurgasız solcu geçinenlerdir. O zaman da vardılar, şimdi de varlar.

Beyhan YILDIRIM >>> Kim bu sahte solcular ?

Ali Nadir SAVAŞER >>> Sahte solcuları Aybar, “belkemiksizler/ omurgasızlar” diye tanımlardı. Tarihin ilk antiemperyalist kurtuluş savaşı kazanılarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti ile çağdaşlığa kavuşan Anadolu medeniyetleri sentezinin ulusal değerlerini, milli kimliğini ve kazanımlarını özümseyemediler. Bu tuzukuru yarı-cahiller güruhu, hep kendilerini evrenselliğe erişmiş sanarak, her şeyin doğrusunu bildiklerini düşünürler. Ulusal olmadan evrensel olunamayacağı gerçeğini bilmezler. Genellikle varsıl sınıftan gelen bu kişiler, halktan kopuk yaşarlar. Hayattan edindikleri tecrübeleri kavramaktan yoksundurlar. Kişisel çıkarları ve kaygıları her şeyin üzerindedir. Bağımsız değil, taklitçidirler. Kendi halkının ulusal yaşam kültüründen yoksun bu insanlar, sosyalist olduklarını söyleyerek kendi sınıflarına da şekilsel olarak ters düşüp yaşadıkları ülkeye ve topluma yabancılaşırlar. Kişiliklerini bulmaya çalışırlar. Dolayısıyla “ulusal kimlik”, “vatan” gibi kavramların yabancısıdırlar. Bu sahte solcular kendilerine değil, yönetici bir güce bağlı oldukları için, şartlara göre fırıl fırıl dönerler. Genellikle korkaktırlar. Örneğin yoldaşları canlarını inandıkları düşünce uğruna feda ederken, bunlar saklandıkları samanlıkta basılırlar. Maskeleri düşüp, gerçek yüzleri ve işlevleri ortaya çıkınca da, hâkim düzen, sahte solcuları her dönem istediği doğrultuda kullanır. Bunları neden anlatıyorum? Geçmişi bilmeyenin, bugünü değerlendirmesi ve yarını kurması çok zordur.

Aybar’ın başkanlığındaki TİP’i yıkan bu omurgasız sahte solcular, günümüzde terörist bölücü bir hareketin özde aynı, şeklen legal görünmeye çalışan parti uzantısını yani HDP’yi sosyalistmiş gibi cilalayıp parlatmaya çalışıyorlar. Böylellikle ABD nin Ortadoğu’daki çıkarlarına hizmet ediyorlar. Amerikancı neoliberal küreselleşmenin dayattığı özelleştirmeleri benimseyerek, milli değerlerin yaratıcısı emekçileri sırtından bıçaklıyor ve giderek ulus devleti ayakta tutan kuruluş ve kurtuluş kültürünün var ettiği kimliğimizi yok ediyorlar. Milleti tekrar ümmetleştirmeye çalışıyorlar.

Eğer “solculuk” bu ise Nâzım Hikmet, Mehmet Ali Aybar, Che Guevera, Karl Marx, Lenin solcu değillerdi. Eğer gerçekten Türkiyemizde bu sahte solculara inanarak, HDP’nin sosyalist olduğunu düşünerek, etnikçilik yapan bu partiyi destekleyenler varsa, onların ya iyi niyetinden ya da akıllarından şüphe ederim. Türkiye siyasi tarihinin en önemli dönemine girdik. Her aklıbaşında insanın kendisiyle hesaplaşıp: “Ben, ABD’nin BOP projesinde, yani ABD cephesinde mi, yoksa Türkiye Cumhuriyeti’ni kurtaran ve kuran Atatürk yani Türkiye cephesinde miyim?” Kimden yanayım diye düşünmesi gerekiyor. Unutulamaması gereken gerçek şudur: Kim olursak olalım, hepimiz İkinci Kurtuluş Savaşı’nın çalkantılı suları üstünde Türkiye adlı geminin içindeyiz.

Beyhan YILDIRIM >>> Bu bağlamda, Vatan Partisi, TİP’in devamıdır diyebilir miyiz?

Ali Nadir SAVAŞER >>> Üçüncü Soğuk Savaş döneminin yerel, kanlı satranç savaşlarını yaşıyoruz. Önce dünya siyasasının içinde bulunduğu kargaşayı iyi analiz etmek gerekiyor. TİP zamanında Doğu Blokuna karşı ABD’nin “Yeşil Kuşak” projesi içinde Türk ulusal, üniter devletini destekleyerek cepheye süren ABD Doğu Bloku yıkıldıktan sonra küreselleşme aldatmacası, neoliberalizm tuzağı ve giderek özelleştirme yağmalarıyla ulus-devletleri etnik ve dini ayrışmalarla bölüp yok etmeye çalışıyor. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da 24 ülkenin devlet yapısını ve giderek sınırlarının değiştirileceğini gösteren haritalar yayınlanıyor. Türkiyemiz de bu 24 devletten biri. ABD’li üst düzey siyasi yetkililer dahi, Türkiye’ye bölme planlarını açıktan kamuoyu önünde söyleyebiliyor. İşte İkinci Kurtuluş Savaşımızın bu tarihi dönüm noktasında Halkçıları, Milliyetçileri ve gerçek Sosyalistleri, Kemalist felsefede tek çatı altıda birleştiren Vatan Partisi ortaya çıktı. Vatan Partisi, TİP gibi bağımsızlıktan, çağdaşlıktan asla ödün vermiyor. Halkla birleşerek halkın iktidarını hedefliyor. İnsanın insanca yaşayacağı bir özgürlük düzeni kurmak istiyor. Ulus devletin bütünlüğünü savunan Vatan Partisi, üniter yapının ve giderek laikliğin önemini en kararlı savunan tek parti olarak tarihteki yerini alıyor. Ermeni meselesinde de TİP ve Vatan Partisi’nin bakışı örtüşüyor. Soykırım iddiaları Aybar’ın kitaplarında geniş bir şekilde yer alır. Hatta Russell Mahkemesi’nde bile Ermeni iddiaları gündeme gelmiş, Aybar iddiaların doğru olmadığını, savaş koşullarında vatanımızı savunduğumuzu, her savaşta olduğu gibi karşılıklı kırımlar olduğunu söylemiştir. Aybar, Kürt sorununa da sınıfsal bakıyor, Atatürk’ün millet tanımını tamamen benimsiyordu. Bu bağlamda, 7 Haziran seçimlerinde Vatan Partisi’ne verilen 160 bin oy, aileleri ve çevreleri kesinlikle azımsanmamalıdır. Vatan Partisi’nin programı ve hedefi Türkiye’nin ihtiyaçlarına yanıt veriyor. Taktik düzlemdeki hatalar, eksikler eminim ki önümüzdeki dönemde giderilecektir. “Üreten, Birleşen Türkiye” programı mutlaka hayata geçirilecektir. Bölgesel savaşlara, iç çatışmalara yuvarlanmamak için Türkiye’nin başka çaresi yoktur. Çevremiz kan gölüne dönmüştür. Ukrayna’nın durumu, Suriye’nin durumu ortada. Komşu ülkelerinin yaşadıkları felaketlerden hepimiz ders almalıyız.

TİP ile karşılaştırıldığında, Vatan Partisi’nin görsel ve yazılı basında sağlam bir altyapısı var. Vatan Partisi, Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk milleti tanımlamasını savunuyor. TİP gibi seçildiği zaman, her an Türkiye’yi yönetecek, birikimli, tecrübeli ve dinamik kadrolara sahip. Ama her şeyden önemlisi, çok bilinçli ve çok iyi örgütlenmiş gençlik kadrolarıyla ülkemizin geleceği için ümit veriyor.

Söyleşi : Beyhan YILDIRIM - 11 Temmuz 2015 - Aydınlık

Son Yazılar