seyh said bati silahlariyla turklere savas2

Şeyh Said İsyanı!

1915’de Ermeni ayaklanmasıyla yangın yerine dönen bölgemiz yaklaşık 100 yıl sonra

“Kürt meselesi”yle yeniden ateşe verildi. Geçmişte aynı bölgede “Ermeni meselesi”yle Ermeniler, emperyalistler tarafından ateşe atılmıştı. “Büyük Ermenistan” hayalleriyle kullanılan Taşnak ve Hınçak hareketi, sonunda küçücük Ermenistan’a razı olmak zorunda kaldı. Daha acısı Ermeniler kan gölüne dönen bölgeden ayrılarak uzak diyarlarda “göçmen” olarak yaşamak zorunda kaldı. Benzer gelişmeler ne acıdır ki, günümüzde de yaşanıyor. Geçmişte bölgemizi kan çanağına döndüren İngiltere, Çarlık Rusyası, Fransa’nın yerini bugün ABD ve İsrail aldı. Bu sefer aynı planlarla Kürt kardeşlerimiz ateşe sürülüyor. Buna önderliği de PKK ve KDP gibi örgütler yapıyor!

TARİHİ BİRLİKTELİK...

Oysa bir zamanlar bu bölgede emperyalist oyunları bozan devrimci önderlik vardı. Bölgenin kaderini değiştirdi. O da Mustafa Kemal’di! Onun önderliğindeki Milli Mücadele, dağılan imparatorluktan geriye kalan halkları “Türk milleti” adı altında birleştirerek; Türkiye Cumhuriyeti’nin yolunu açtı. Mustafa Kemal Paşa, Amasya’dan 18 Haziran 1919 günü Cafer Tayyar Paşa’ya gönderdiği telgrafta “Kürtler de Türklerle birleşti” müjdesini verdi. (ATABE, C.2, Kaynak Yayınları, s.394)

İNGİLİZ OYUNLARI...

Mustafa Kemal Paşa, 28 Temmuz 1919 günü Diyarbakır’da 13. Kolordu Erkânıharbiye Reisi’ne gönderdiği yazıda, İngiliz destekli Kürt hareketine karşı bu faaliyetleri durdurmak gerektiğini savunur ve şu önemli saptamayı yapar: “Diyarbekir çevresinde, İngiliz cereyanı ve İngiliz paralarına darbe vurmak elzemdir. Çünkü İngilizler, orasını herhalde devletten ayırıp, bir sömürge haline ve Kürtleri esarete koymak istiyorlar. Şimdi bütün politika ve yaranma çabaları, bunun etrafında dönüyor.” (ATABE, C.3, s.245)

cumhuriyet 25haziran1925
Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan karikatür. 25 Haziran 1925

KUKLA DEVLET KURULAMADI...

Bu tarihi birliktelik, Anadolu Türkleri ile Rusya’da doğmakta olan sosyalist Sovyetler Birliği arasında kurulan tarihi müttefikliği engellemek için İngilizler tarafından kurulmaya çalışılan “Kafkas Setti”ni bozdu. İngilizler, Ermenistan-Azerbaycan-Gürcistan ile “Kürdistan” üzerinden “Kafkas Setti” kurmaya çalışıyordu. Irak ve Suriye’yi işgal eden İngiltere ve Fransa, Milli Mücadeleye karşı güneyimizde Kürtleri bize karşı kışkırtmaya ve onları Araplara karşı da kullanmaya kalktı. Bu oyunu Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğindeki mücadele bozdu. Kürt kardeşlerimizi kukla olmaktan kurtardı; Irak’ta ve Anadolu’da Türk ve Araplarla birleştirdi. İngilizler, Irak işgalinde Kürt hareketini bize karşı kışkırttı. Orada kukla Kürt devleti için çok çaba harcadı ancak bunu başaramadı hatta Kürt hareketi kendine de yöneldi. En önemlisi aşiretlerden devlet yaratamadı. Bunu Irak’taki direniş de bozdu.

MUSUL’UN ÖNEMİ!

1920’deki Sevr planları, 1922’deki Büyük Zafer’den sonra bozuldu. Gazi Paşa, 16/17 Ocak 1923 günü İzmit’te gazetecilere Musul’un Kürt meselesi açısından önemini şöyle anlatır: “Musul bizim için çok kıymetlidir; birincisi, civarında sonsuz servet teşkil eden petrol kaynakları vardır. İkincisi, bunun kadar mühim olan Kürtlük meselesidir. İngilizler orada bir Kürt hükümeti teşkil etmek istiyorlar. Bunu yaptıkları takdirde bu fikir bizim sınırımız dâhilindeki Kürtlere de sirayet edebilir. Bu fikre engel olmak üzere sınırı güneyden geçirmek lazımdır.” (ATABE, 2004, C.14, s.269- 270)

PİYONLAR DEVREDE...

Lozan’da, daha sonraya bırakılan Musul meselesi 1925 Şeyh Said ayaklanmasıyla sekteye uğratıldı. İngilizler, kışkırttıkları saltanat-hilafet yanlısı ve Kürt ayrılıkçısı Nakşibendi Şeyh Said’i, genç Cumhuriyet’in üzerine sürdü. Bölgedeki ağaların da desteklediği gericilerin amacı, Cumhuriyet’i boğmak ve onun müttefiki Sovyetler Birliği’ni güneyden kuşatmaktı. Bu amaçla yaklaşık iki yıldır planladıkları sinsi hareketi, Cumhuriyet istihbaratçıları açığa çıkardı ve içine sızdı. Kürt Teali Cemiyeti’nin önderlik ettiği ihanet hareketi İngiliz destekliydi. Şeyh Said’in adamları ile sözde İngilizler adına temasa geçti. Bunu fark eden Şeyh Said ve adamları yakalanmamak için 13 Şubat 1925 günü Diyarbakır merkezli olarak Genç Piran’da isyana girişti. İsyan sadece Doğu illeriyle kalmayacak, Batı illerine de yayılacak ve İngilizlerin desteğiyle Padişah Vahdettin geri gelecekti.

12 İLDE SIKIYÖNETİM İLAN EDİLDİ...

Hareket kısa süre içinde büyüdü ve Güneydoğu illerini sardı. Zamanın Fethi Okyar Hükümeti, isyanın boyutunu kavrayamayınca, Atatürk’ün müdahalesiyle istifasını verdi ve yerine İsmet Paşa Başbakan oldu. Ciddi ve kararlı bir şekilde olayın üzerine gidildi. 12 ilde sıkıyönetim ilan edildi. Meclis’teki görüşmelerde girişimin acilen ezilmesi için ortak kararlılık ilân edildi. “Dini siyasete alet etmek” vatana ihanet kapsamına alındı. Genelkurmay tarafından yönetilen çok kapsamlı bir operasyonla da sınırlar tutuldu ve asiler çembere alındı. Nihayetinde işbirlikçi hain girişim adım adım ezildi. Başbakan İsmet Paşa 7 Nisan 1925 günü TBMM’de verdiği bilgide şunları belirtir: “Arz etmek zorundayım ki: Cumhuriyet evlatları, Cumhuriyetin tehlikede olduğunu gördükleri anda kesinlikle, süratle ve şuurla hareket etmiştir.” (Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları C.1, 2. Baskı, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2011, s.209)

İSYAN 62 GÜN SÜRDÜ...

Şeyh Said ve 25 adamı 14 Nisan 1925 günü takip müfrezesi tarafından kıstırıldığı Şerafettin dağlarında teslim oldu. Şeyh Said’in bölgeden kaçarak İngilizlere katılmak istediği ortaya çıktı. Varto’ya getirilen Şeyh Said ve adamları tutuklandı ve üzerlerinde yapılan aramada çok sayıda altın para bulundu. 62 gün süren karşı ihtilalin sonunda, bölgede geniş çaplı temizlik harekâtına girişildi. Bir ay süren bu harekâttan sonra seferberlik 31 Mayıs günü kaldırıldı.

seyh said ve avenasi

ŞEYH SAİD 29 HAZİRAN GÜNÜ İDAM EDİLDİ...

Seyit Abdülkadir ve arkadaşlarının yargılanması 14-23 Mayıs 1925 tarihleri arasında Şark İstiklâl Mahkemesi’nde yapıldı. Seyit Abdülkadir ve adamları idam cezasına çarptırıldı. Şeyh Said ve arkadaşlarının yargılanması ise 26 Mayıs-27 Haziran 1925 tarihleri arasında yapıldı. Şeyh Said ve 29 kişinin idamına karar verildi. Bazı sanıkların cezası hapis ve kürek cezasına çevrildi. Şeyh Said ve 46 adamının cezası ise 29 Haziran günü Diyarbakır’da infaz edildi.

*** *** ***

‘Döktüğünüz kanların hesabını vereceksiniz’

Mahkeme Başkanı Mazhar Müfit Kansu, duruşmanın bitiminde son söz olarak şunları söyler: “Herkes bilmelidir ki, genç Cumhuriyet Hükümeti kışkırtıcılık ve irticaa, her türlü lanetli faaliyetlere kesin surette göz yummayacağı gibi, hatta kesin tedbirleri sayesinde bu gibi eşkıya hareketlerine yer vermeyecektir. Senelerden beri şeyhlerin, ağaların, beylerin baskısı altında sömürülen, eriyen, inleyen bu bölgenin zavallı halkı, artık sizin kışkırtıcılığınızdan ve kötülüğünüzden kurtularak Cumhuriyetimizin verimli ilerleme ve saadet vaat eden yollarında yürüyerek, refah ve saadet içerisinde yaşayacaktır. Siz de döktüğünüz kanların, söndürdüğünüz ocakların cezasını adalet sehpasında hayatınızla ödeyerek hesap vereceksiniz. İşte Cumhuriyetin sert, fakat adil kanunlarının hükmü budur.” (Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları C.1, s.221-222)

*** *** ***

seyh said bati silahlariyla turklere savas

5 Mart 1925 tarihli Pravda’nın birinci sayfasında Şeyh Sait isyanı’yla ilgili yayımlanan karikatür:‘Allah yardımcıları olsun!’

SOVYETLER’İN GÖRÜŞÜ!

Müttefikimiz Sovyetler Birliği’nin Dışişleri Bakanı Çiçerin, isyan hakkında görüşlerini şöyle açıklar: “İsyanın uluslararası gericiliğin entrikalarıyla, tahtından indirilmiş olan sultanın arkadaşlarının İstanbul’da yeniden onun iktidarını kurma, halifeliği geri getirme, kapıları yabancı sermayeye açma, bağımsızlığında direnen Türkiye’yi dünya sermayesine eklemleme amacıyla bağlantısının bugün apaçık olduğunu soydaşlarına anlatmaları için burada bulunan Kürt yoldaşlarımıza başvurmaktan da geri kalamayız.” (Mehmet Perinçek, Sovyet Devlet Kaynaklarında Kürt İsyanları, 5. Basım, Kaynak Yayınları, 2014, s119)

*** *** ***

‘Türk vatanperverliğinin birinci vasfı vatan müdafaasına koşmasıdır’

Baştan sona kadar titizlikle harekâtı izleyen ve gerekli direktifleri veren Reisicumhur Mustafa Kemal Paşa, seferberlik kaldırıldığı gün yayımladığı beyannamede ordumuza teşekkür ederek şunlara değinir: “Türkler, Cumhuriyet’in muhafazasına, vatanın gelişmesine ve milletin medeniyet ve yükselme yolunda mesaisine mani olmak isteyeceklerin muhkum oldukları felaket ve hüsranı kati olarak ispat etmişlerdir. Muhakkaktır ki, milletimiz takip ettiği kurtuluş ve mesai yolunda ilerlemekten başka bir hal kabul edemez. Bu son defaki bastırma harekâtının birinci derecede muvaffakiyet sırrı, vatandaşların gösterdiği bu idrak ve candan atılış oldu ise, Cumhuriyetin maruz kalabileceği herhangi bir ihtimalde de yine birinci muvaffakiyet etkeni saferberlik davetine derhal ve bir an kaybetmeksizin icabet etmek olacaktır. Vatandaşlarım! Türk vatanının gelişmesi, bütünlüğü ve her tehlikeden korunmuşluğu bir seferberlik davetine derhal icabet etmektedir. Bu düsturu yetişmişlerimizin ve yetişecek evlatlarımızın daima hatırında bulundurmalıyız. Türk vatanperverliğinin birinci ayırıcı vasfı, vatan müdafaası daveti karşısında her işi bırakarak silah altına koşmaktır. Cumhuriyet’i müdafaa etmiş olmanın verdiği haklı şeref ve gurur hisleriyle yuvalarına dönmeye başlayan evlatlarımızı muhabbet ve minnet ile tekrar selamlarım.” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, C. 17, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2005, s.250-251)

Ercan DOLAPÇI - 29 Haziran 2015 - Aydınlık

Son Yazılar