sosyalist imam ahmet hezarfen2

Sosyalist imam Ahmet Hezarfen!

ÖLÜMÜNÜN 8. YILINDA BİR BİLGE ADAM BALKANLARIN NASREDDİN HOCASI :

Atatürk’ün Bütün Eserleri’nde çalışırken Osmanlıca belgeleri çevirmek üzere sık sık bir araya gelirdik. Bilgeliğiyle dikkat çekerdi. Ben ona ‘Günümüzün Nasreddin Hocası’ derdim. Her konuşmasına bir fıkrayla cevap verir, onunla zenginleştirirdi. Çalışkanlığı ve yurtseverliği gittiği her yerde iz bırakmıştı. 27 Mayıs 2007 günü 87 yaşında kaybettik.

ACILI YILLARIN ÇOCUĞU...

1920 yılında Bulgaristan’ın Razgrad ilçesinin Yunus Abdal (Yankovo) köyünde dünyaya geldi. Balkan Harbi yenilgisinden sonra bizden ayrılan Bulgaristan’ın kuruluş yıllarının acılarını Türk olarak yaşadı. Yokluk ve kıtlık yıllarıydı. En önemlisi de ayakta kalma yılları... Kimliğinden ve kültüründen taviz vermedi. Vatan bildikleri ecdat toprakları Rumeli’de, inadına kardeşlik bayrağını en yükseklerde tutmaya çalıştı. Liseyi bitirdi. İmamlık yaptı. Daha da okumak istiyordu. Savaş yıllarının sıkıntısıyla kısa yoldan (1943-44 yılında) öğretmenliği seçti. Öğrenciyken evlendiği öğretmen eşi Ayşe Hanım’la birlikte gittiği yerlere aydınlık götürdü. Bulgaristan, Alman faşizminin ortağı olmuştu. Bu sefer de bölünmüşlüğün ve uzun savaşın acılarını yaşadılar. Bir sabah uyandıklarında ise köylerinde Kızıl Ordu’nun tank sesleri vardı. O ordu hem faşizmi ezmiş, hem de Türklere özgürlük getirmişti. Faşizm yıllarında en çok Türkler ve Yahudiler eziyet çekmişti. Azeri askerlerinin sıcak dost elini hiç unutmadı.

sosyalist imam ahmet hezarfen

SOSYALİST KÜLTÜRÜN İZLERİ...

Partizanların kurduğu yeni Bulgaristan’da sosyalizmin estirdiği kardeşlik rüzgârından doyasıya nefeslendiler. Çalışmanın ve emeğin yüceliğini yaşamlarında gördüler. Bununla çelikleştiler. Kemalist Türkiye’yi yakından izliyorlardı. Türkçe ezan, dualar, alfabe ve kılık kıyafet gibi yenilikleri kendi yaşamlarında da uyguladılar... 1951 Ocak ayında ailece Türkiye’ye göç ettiler. Artık Bulgaristan’da başka rüzgârlar esiyordu. Soğuk Savaş’ın sert rüzgârları onları da etkilemiş; Bulgaristan’da ‘kardeşlik’ yerini, ayrımcılığa bırakmıştı. 250 bin Türk, anavatana zorla gönderildi. Isparta’ya yerleştiler. İslâmköy İlkokulu’nda eşiyle öğretmenlik yaptı. Sosyalist kültürün verdiği alışkanlığı burada da sürdürdü. Çalışkanlık, üretkenlik ve insan sevgisiyle herkesin gönlünde taht kurdu. Çocuklarını okutmak için Eskişehir’e yerleşeceği zaman kimse gitmesini istemedi. Giderken baba ve annesini burada toprağa vererek ayrıldı. Eskişehir’de de öğretmenlik yaptı. 1960 ihtilalinden sonra sosyalist fikirler Türkiye’de de kök salmaya başlayınca, o da onların peşinden gitti. Türkiye İşçi Partisi (TİP)’liydi. Siyasi soruşturmalar ve tutukluluk peşini bırakmadı. Fikrinden taviz vermedi. Bolu’ya sürülmüştü...

1977 yılında İstanbul’a geldi. İşsizdi. Bir yıllık cezadan sonra, cezaevinden yeni çıkmıştı. Çeşitli işler yaptı. Acılar ve sıkıntılar peşini bırakmadı. Ondaki azim ve çalışkanlık, hepsinin üstesinden gelmesini sağladı. O zaten zor yılların cocuğuydu. Sıkıntılar ne zaman peşini bıraktı ki. Soyadı aslında ‘Sıkıntı’ydı... Uzun uğraşlardan sonra tekrar öğretmenliğe döndü. İstanbul Anadolu Hisarı’nda 1987 yılına kadar mesleğini sürdürdü. Yaş haddinden emekli oldu. Ancak boş durmadı. 1991 yılına kadar Osmanlı Arşivi’nde çalıştı.

BEKTAŞİ KÜLTÜRÜ ARAŞTIRMACISI...

Bu da yetmedi 1995 yılına kadar DİSK’te araştırmacı olarak çalıştı. Rusça, Bulgarca, Esperanto dili biliyordu. Çeviriler yaptı. Yaşadığı her yerde derlemeler yaptı. Türk Dil Kurumu’na gönüllü olarak gönderdi. Bir yandan da 2005 yılına kadar Cem Vakfı’nda çalıştı. Alevi ve Bektaşi kültürü üzerine yaptığı çalışmalar eşsizdir. Bulgaristan ve Balkanlarda bu kültürün haritasını çıkardı. Kültür gezilerine rehberlik etti.

ÇEVİRİ ESERLERE İMZA ATTI...

Çok sayıda makalesi ve kitabı bulunuyor. Türkülere konu olan Civan Aliş’in hayatını araştırdı. “Faşizmin Zindanlarında” eseri, Ho Şi Minh’in hayatını, Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın “Japonya” eserini Osmanlıca’dan dilimize kazandırdı. İşçi Köylü gazetesi ve Ant dergisinde de makaleleri yayımlandı. Aydınlıkçıydı aynı zamanda. İşçi Partisi üyesiydi. Ayhan Aydın 2008 yılında bilge adamın hayatını “Deli Orman’ın Koca Çınar’ı Ahmet Hezarfen” ismiyle kitaplaştırdı. Saygıyla anıyoruz...

Ercan DOLAPÇI - 27 Mayıs 2015 - Aydınlık

Son Yazılar