cevat kulaksiz

Cumhurbaşkanına Hakaret Davalarında rekor!

Açılan yüzlerce, binlerce soruşturma ve dava ile ülkede korku imparatorluğu mu kuruluyor?

“Halkın toplumun oyları ile iktidara gelen devlet adamları halkın en ağır eleştirisine tahammül etmek zorundadır. O nedenle verilen ceza hukuki değildir”.  AİHM kararı.                     

Dünyadaki Cumhurbaşkanlarının içinde vatandaşları hakkında en çok dava açan muhtemelen Recep Tayyip Erdoğan olsa gerek.  Soruşturma ve açılan davaların sayısına baktığımız zaman, R.T.Erdoğan’ın,  Ana muhalefet Partisi (CHP) Genel Başkanı K. Kılıçtaroğlu’ndan tutun da, en sade vatandaşa kadar,  yüzlerce, binlerce kişi hakkında Cumhurbaşkanına hakaretten şikâyet, soruşturma tazminat isteme gibi davaların açıldığını görüyoruz.  Bir hukuk devletinde, devletin Cumhurbaşkanı-Başkanı siyasal parti ve vatandaşların eleştirilerinden, yakınmalarından neden bu kadar korkmaktadır. 

Yandaş olmak isteyenler de şikâyet ediyor.

Aşağıda, daha yeni duyduğum bir olaydan sonra bu yazıyı yazma gereğini duydum. Olay şöyle:

3 Ocak 2019 günü Orduevinde bir masaya oturup gazete okuduğum sırada, boş yer bulamadığı için tek olarak oturduğum masaya,  sohbet sırasında Afyonkarahisar’lı ve isminin Kamil Yeral olduğunu öğrendiğim emekli bir astsubay izin isteyerek masama karşıma oturdu.

Birer çay içip çeşitli konularda sohbete başladık.  Bana,  duymadığım 2018 Nisanında olmuş bir olayı şöyle anlattı:

Türkiye’de nasıl bir korku ortamı yaratıldığının örneğini vermek gerçek için gerçek bir olayı anlatmak istiyorum. Giden Nisan ayında Keçiören’den iki bayan bir otobüse biniyorlar,  yolda yan yana sohbet esnasında, Türkiye’deki çeşitli adaletsizliklere, RTE nin tarafsız olmadığına vs konularında yönetimi eleştiriyorlar.

Bu kadınların hemen arkasında oturmakta olan bir genç konuşmaları duyuyor. Otobüs Sıhhiye’ye gelince, hemen ilgili polis midir, başka bir makam mıdır bir yerlere telefon ediyor, “otobüste iki baya, Başkan RTE ye de, hükümete kötü sözler söylüyor, hakaret ediyorlar, ihbar ediyorum. Şimdi otobüsten indik onları takip ediyorum”, diyor, telefonda polislere. Bu ihbarı alan polisler, Abdülhamit hafiyesi gibi polislere   

Neyse bu ihbarcı genç polislerle telefonda sözleşerek anlaştıkları için, ihbarcıyla buluşup Kocabeyoğlu Pasajına girerken otobüste eleştiri sohbeti yapan kadınları yakalayıp Çankaya Polis merkezine götürüyorlar.

Kadınların sorguları için karakolda bekletilirken, içlerinden bir bayanın eşi CHP Keçiören yönetiminde çalıştığından, o kadın kocasına telefon ederek,“karakoldayız gel bizi kurtar” der.

CHP li kocası Çankaya Emniyeti’ne gelerek karsının ne için karakolda olduğunu oradaki polislere sorar. Polisler, “karınız Cumhurbaşkanına hükümete hakaret etmiş, ihbar var, ifadelerini alacağız”.

Adam, “hoppala bu da nereden çıktı” deyip telaşlanır ve karısına, “nedir bu hakaret olayı”  diye sorunca.

Karısı, “hakaret filan yok, sadece otobüste sohbet ettik, eleştirdik, bu suç mu bu nasıl adalet” diye sinirlenir.

Kocası durumu anlayınca Meclise gider,  birkaç tane CHP li milletvekili ile Çankaya Emniyetine gelirler. Orada milletvekilleri, bu nasıl demokrasi küfür, hakaret olmadığına göre eleştiriye yasak olur mu”? Diyerek çıkışırlar. Karakolda sonra kadınları bırakırlar”.

Dedikodudur endişesi ile karşımdaki emekliye sordum:

“Gerçekten bu olay doğru mudur? O da elbette doğru yeminle söylüyorum o zaman bazı gazetelere bile yansıdı”.

İşte bu gibi olaylar, ülkemizde faşizan bir baskı kurulmaya başladığının küçük bir örneği. Bu arada ll. Abdülhamit hafiyeleri gibi şikâyetçi yandaşlar da türemeye başladı.  Bu ihbarlar, şikâyetler, açılan bu türden davalar sonunda ülkede eleştiri ve ifade özgürlüğü gittikçe kısıtlanmakta olduğu, halk arasında da bir korku estirildiği görülmekte. Buna hemen her gün bizzat kendim yaşıyorum.

Her gün metro ve otobüste gidip gelirken, insanlar sohbetleri sırasında, birisi biraz sesli eleştirel konuştuğu zaman, yanındaki “aman yavaş konuş birileri duyar”  diye birbirini ikaz ettiklerini kaç kez duymuşumdur.  İnsanlar sanki Gestapo’dan korkar gibi korkuyorlar. İşte bu faşizmin ayak izleridir.

Öte yandan Cumhurbaşkanı-Başkan R.T. Erdoğan’ın da,  gerek başta Ana Muhalefet Partisi CHP ve Genel Başkanı Kemal Kılıçtaroğlu ile muhalif gördüğü kişiler hakkında “ananı da al git” ten başlayarak nice hiç de yenilir yutulur laflar ettiğini, hakarete varan sözler söylediğini yıllar içinde çoğumuz duymuşuzdur. (Bu sözlerin hepsini de yazmaya kalksak sayfalar yetmez)  

RTE nin, seçimlerde devlet olanaklarından hiçbir kısıtlama engeli konmadan sınırsız faydalanması yanında, acaba muhaliflerine de sınırsız aşağılama, belki de hakaret etme serbestliği mi var?  Özellikle 16 yıllık AKP-RTE döneminde bu gibi ve öteki hukuksuzluklar demokrasinin zarar görmesine ne ki yok olmasına gitmekte, ülke de hür Batı karşısında itibarsızlaştırma neden olmaktadır.

Cumhurbaşkanlığınca Açılan Soruşturma Dava Sayısı:

2010'dan 2017 sonuna kadar Cumhurbaşkanına Hakaret suçu (TCK 299) ile ilgili açılan toplam dava sayısı 12,893. Bunlardan 12,305 tanesi Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olduğu dönem (2014-2017) içinde açılan davalar.

2017 içinde TCK 299 (Cumhurbaşkanına Hakaret) suçu ile ilgili 5150 karar vermiş mahkemelerimiz. Bunlardan 2099 tanesi mahkûmiyet, 1660 tanesi HAGB ile 873 tanesi beraatla sonuçlanmış. 518 da "diğer" kategorisinde değerlendirilmiş, düşme vs içeriyordur muhtemelen. [1]

Abdullah Gül’ün görevinin son 1.5 yılında 139 kişiye dava açılmış, Ahmet Necdet Sezer’ zamanında hakaretten görevinin son 1.5 yılında 26 kişiye dava açılmış. R.T. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı açısından son 1.5 yılda 1300’ün üzerinde kişiye dava açılmış.”[2]

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na AK Parti teşkilatının suç duyurusunda bulunmasıyla ilgili “hiçbir hukuki dayanağı yok. AKP’nin yürütmeye çalıştığı bir algı operasyonu. Cumhurbaşkanının hukuksuzluklarının üzerini örtmeye çalışılıyorlar. Cumhurbaşkanı ve AKP’nin ortak organizasyonu” diye konuştu. [3]

Devlet Adamı AİHM Doğrultusunda Biraz Hoşgörülü Olmalıdır.

Demirel Ruhu!

Demirel döneminde Ulaştırma Bakanlığı yapan Yaşar Topçu “Demirel ruhunu yaşatacak bir siyasi parti için hazırlanıyoruz” dedi.

Türkiye'de ciddi muhalefet yapacak bir “Merkez sağ parti”ye son derece ihtiyaç var. Çünkü günümüzde iktidardan çok muhalefette sıkıntılar olduğu görülüyor.

Demirel nasıl bir siyasetçiydi? Bunu genç kuşak bilmeyebilir…

Yaşar Topçu'nun anlattığı şu olay, Demirel hakkında çok net fikir veriyor.

Yıl 1979… Demirel Başbakan… Bir vatandaş Demirel'e küfrediyor, adamı yakalayıp hapse atıyorlar.               

Demirel “Bu ülkenin vatandaşı durup dururken Başbakan'a hakaret etmez, sövmez. Biz farkında olmadan adama bir kötülük etmişizdir. O da canı yandığı için yaratana sığınıp sövmüş, basmıştır küfrü! Adamı içeri atarak, tutuklayarak cezalandırmanın ne gereği var? Senden ricam, hemen partiden bir araba al git, bana söven adamı cezaevinden çıkarttır. Bununla ilgili ne yapılması gerekiyorsa yap” diye Yaşar Topçu'ya talimat veriyor ve adamı kurtarıyorlar.             

Eskiden siyaset adamları şimdikiler gibi kinci değildiler! [4]

Atatürk’e Küfreden Eden Çiftçi...              

Atatürk’e hakaretten sanık bir köylü hakkında kovuşturma yapılıyordu. Durumu Ata’ya bildirdiler.            

- Mahkemeye veriyoruz, dediler, size küfür etmiş.

Atatürk sordu:            

- Ben ne yapmışım ona?            

Soruşturma evrakını inceleyenler açıkladılar:            

- Gazete kâğıdı ile sardığı sigarayı yakarken kâğıt tutuşmuş da ondan.

Bunu söyleyen o zamanın bakanlarından biridir. Bakana şu soruyu yöneltmiş:           

- Siz hiç gazete kâğıdı ile sigara içtiniz mi?

- Hayır...         

- Ben Trablus’ta iken içmiştim. Pek berbat şeydir. Köylü gene bana az küfretmiş. Siz bunun için mahkemeye vereceğiniz yerde, ona insan gibi sigara içmeyi sağlayınız. [5]

Fransa’da bir çiftçinin cumhurbaşkanına hakareti...

Bu yazıda anlatılan olayı giden yıllarda Adalet ve Demokrasi Haftasında bir konuşmacıdan dinlemiştim.

Zamanın Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Fransa’da yolu bir köyden geçer. O sıralarda Fransa Hükümeti’nin çiftçilere yeterli destek sağlamadığını düşünen ve Cumhurbaşkanı Sarkozy’e bu yüzden kızan köylünün biri, Cumhurbaşkanı köyünden geçerken ve biraz da duraksayınca, o kızgın köylü, bir pankarta yazdığı, hakaret içeren yazısını Sarkozy’e yaklaştırarak tutar.

Buna sinirlenen Sarkozy o Fransız çiftçisi hakkında şikâyetçi olarak mahkemeye verilir. Yerel mahkeme bu çiftçi hakkında “Cumhurbaşkanına hakaretten” bilmem ne kadar Evro para cezası verir.

Bu Fransız çiftçisi avukatlara danışarak kendisine verilen para cezasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) götürür.

Cezayı inceleyen AİHM bu verilen para cezasını hukuki bulmayarak ret eder:

HALKIN TOPLUMUN OYLARI İLE İKTİDARA GELEN DEVLET ADAMLARI HALKIN EN AĞIR ELEŞTİRİSİNE TAHAMMÜL ETMEK ZORUNDADIR. O NEDENLE VERİLEN PARA CEZASI HUKUKİ DEĞİLDİR”.

299 Sayılı Cumhurbaşkanına hakarete ceza kanun ve hükümlerini AİHM ret ediyor: [6]

Bildiğiniz üzere, 1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Türkiye tarafından 1954’te onaylanmıştır. İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin 46. maddesine göre Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları sözleşmeye taraf devletler bakımından bağlayıcıdır. AHİM’in yargı yetkisini kabul etmesinden bugüne değin Türkiye aleyhine pek çok dava açılmıştır.

Türk Ceza Kanununda kişilere hakaret içeren suçlarda cezaya hükmeden maddeler varken, başka bir tek kişiye (Cumhurbaşkanına) hakareti ön gören yasayı,  AİHM eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı için hukuka uygun bulmamaktadır. Öyleyse, Cumhurbaşkanına hakaret içeren 299 sayılı kanun hükümleri sonunda AİHM ne götürüldüğünde uluslar arası bu mahkeme yerel mahkemenin verdiği cezayı ret edecektir.

“AİHM, “ayrıcalıklı bir koruma altında bulunması, özel yasalarla bazı kişilere ayrıcalık yaratmanın sözleşmenin ruhuna ters düştüğü yönündedir. Mahkemeye göre, “ifade özgürlüğü karşısında devlet başkanının ayrıcalıklı statüsü kabul göremez. Bu AİHS’nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesine aykırıdır”. [7]

Abdülhamit’in hafiye teşkilatı gibi emniyette cumhurbaşkanına hakaret araştırılıyor.

[8]Cumhurbaşkanına hakaret edenler, ihbar ve şikâyetler yanında emniyet tarafından özellikle Twıtter, facebook gibi sosyal paylaşım sitelerinden,  kişilerin takibe alındığı, Asayiş Şube Müdürlüğü bünyesinde kurulan özel bilişim ekibinin kurulduğu da açıklandı. Ayrıca, yurtiçinde açılan sahte hesapları kimlere ait olduğunu bulabilen ekip, hesaplarda, kullanıcı ve adres bilgilerinin ortaya çıkmasını zorlaştıran programların kullanıldığını tespit etti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatı üzerine başta Twitter olmak üzere sosyal paylaşım platformlarında yurtiçinden açılan sahte hesaplardan hakaret eden kişiler tespit edilmeye başlanıldığı öğrenildi. [9]

Cevat  KULAKSIZ – 04 Ocak 2019

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Dipnotlar :

[1] https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2018/08/17/akdeniz-7-yilda- cumhurbaşkanına-hakaretten-12-bin-893-dava-acildi

[2] http://www.hurriyet.com.tr/gundem/hakaret-davasi-bilancosu-40047439

[3] http://www.hurriyet.com.tr/gundem/hakaret-davasi-bilancosu-40047439

[4] https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/tokmak/demirel-ruhu-2640804/

[5] H. Besleyici, -96 Atamız Atatürk, s.95

[6] Cumhurbaşkanına hakaret Madde 299-

(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.

(3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.

[7] https://www.dogrulukpayi.com/bulten/avrupa-da-devlet-baskanina-hakaretin-yaptirimlari

[8] https://www.ntv.com.tr/teknoloji/twitterdan-devlet-adamlarina-hakaret-edenler-icin-ozel-ekip-kuruldu,pAMoP3COI0mFYBK7TaGxOQ

Yazarlar