cevat kulaksiz

Ali Nejat Ölçen’in yazısı üstüne...

TC nin yetiştirdiği en seçkin aydın ve vatanseverlerinden Ali Nejat Ölçen, 95 yaşına basan ömrü ile Cumhuriyetimizden yaşça büyük bir asırlık insandır.

İşte onun, çok az kişinin becereceği bir hizmetini vurgulayarak, bu tam “katıksız bir Cumhuriyet aydını ve Mustafa Kemal ATATÜRK sevdalısı değerli insanın bir yönü ile yazıma başlamak istiyorum.

Ali Nejat Ölçen ilerlemiş yaşına rağmen, kitapları yanında bir iki ayda bir çıkardığı dergi ile tarih, ekonomi, siyasi olaylarda ülkemizle harmanladığı görüşleri ile topluma yararlı olmaya, ışık tutmaya çalışan yurt sever bir insan. [1]

Ali Nejat Ölçen 15 ve 16. Dönem CHP İstanbul milletvekili olarak TBMM’nin eski parlamenterlere uyguladığı parasal ödemeden yararlanırken, ödemeleri Anayasa Mahkemesi yürürlükten kaldırdığı halde, TBMM çeşitli yöntemler uygulayarak tekrar yürürlüğe sokmuştu.

Ali Nejat Ölçen bu uygulamayı içine sindirememiş, TBMM’nin verdiği bu parayı bu kitap dizisinin yayın ve ulaşım giderlerini karşılamakta kullanmayı karar vermiş.

İşte fazla bulduğu bu ödeneği toplum yararına kullanmak için, 25 yıldan beri yayınladığı “Türkiye Sorunları” adlı kitapçığını, hem basım hem de gönderme masrafını üstlenerek isteyen herkese göndermekte. Bana da gönderilen bu kitapçığın 119 ncu sayısını okuyordum, bu sayının 54. Sayfasına gelince aşağıdaki başlıklı yazısını gördüm.

Osmanlı Dış Borçlarının Ödenmesi..

“14 Aralık 1932 günü Paris Büyükelçiliğimiz ile “Alacaklılar” arasında yapılan anlaşmada 1 altın TL 112.2 Fransız Frankı değerinde olmak üzere Türk Hükümeti adına 7 979 500 altın TL düzeyinde dış borç yükü hesabı çıkarılmıştı. Osmanlıdan Cumhuriyetimize yüklenen bu dış borç hesabı 1943 yılına kadar tümü geri ödenmiş oldu.

Cumhurbaşkanının eşi Bayan Emine Erdoğan "90 yıllık enkazı kaldırırken" bu borçları da acaba AKP iktidarı mı ödedi?” [2]

ali nejat olcen

95 yaşındaki Ali Nejat Ölçen Ulusal Eğitim Derneği'ndeki konferansta...

Sayın Ali Nejat Ölçen’in yazısını görünce, Emine Erdoğan tarafından söylenilen, TC nin gururu “90 yıllık Cumhuriyeti” kötüleyen, aşağılayan, onu “enkaz” olarak gösteren bu sözler karşısında her Atatürkçü gibi ben de etkilendim, bu sözler önceden söylenmişse de duygularımı o anda sizinle paylaşmak istedim.

90 Yıllık Cumhuriyetimizi kötüleyenler, Genç TC i hem kalkınma hamlesini yaparken, hem de Osmanlıdan miras kalan 7 979 500 altın TL düzeyinde dış borcu ödemiştir. O dönemde kalkınma hızı yüzde 7.7 dir, (bazı ekonomistlere göre bu kalkınma hızı daha fazla). Cumhuriyet tarihinde hiçbir zaman o kalkına hızına ulaşılamamıştır. TC nin hem nimetlerinden yararlanıp, bir de onu kötülemek hiç bir vicdanla bağdaşmaz. Görüldüğü gibi Cumhuriyetimiz hem kalkınma hamleleri, (kazma, kürekle, yokluk, sıkıntı) içinde yatırımlarını yaparken, hem de Osmanlının borçlarını ödemiştir. Böylece kâh 90 yıllık Cumhuriyeti kötülüyorlar, kâh "iki ayyaş" diyerek Kuvayi Milliye’nin iki kahramanı Atatürk ve İnönü'yü kötülüyorlar. TC dünyaya örnek Kurutuluş Savaşı’ndan sonra, tüm İslam dünyasının hayran kaldığı devrimler ve ekonomik hamleleri yapmıştır. Hem 90 yıllık TC nin nimetlerinden, faydalanacaksın, hem de onu kötüleyeceksin, bu ihanete varan ve vefasızlık değil midir? Yine onun, Cumhuriyetin nimetlerinden faydalanıp hiçbir İslam dünyasında olmayan Laik devlete, Laik TC ne çelme takıp yıkacaksın.

Ama Cumhuriyet ve demokrasi onlar için düşman. Ne demişti birileri de, "demokrasi bizim için tramvay, istediğimiz yere varınca tramvaydan ineriz". Varacakları yer neresi? Şeriat devleti. İşte görüyoruz şeriatla yönetilenleri, yerlerde sürünüyorlar, çağdaş dünyadan habersiz, dünyanın en geri kalmış sefil devletleri. Dünyada 57 mi ne Müslüman devleti var, hepsinde de ne aydınlanma, ne çağdaşlaşma, ne kalkınma, ne de buluş ve icatlar var,  sadece gerilik ve sefalet var, terörün her çeşidi var. Durmadan da aydınları da, yoksulları da vatanlarını ne pahasına olursa olsun terk etme çabasındalar.

Bu Müslüman ülkelerden milyonlarca insanlar neden vatanlarını terk edip nerelere gidiyorlar hiç düşündünüz mü? “Tramvayın son durağı” yolcusu iyi bilmelidir ki, 50 den fazla Müslüman devletleri neden dünyanın en geri kalmış ülkeleri, neden oralarda birbirinin kanını içecek kadar düşmanlık artıyor, neden terör artıyor. Az Müslüman olduklarından mı? Zaten dünyada dinle, mezheple kalkınmış tek bir devlet yok. Öyleyse, tüm Müslüman dünyası kan deryası içinde iken, “dinci ve kinci” nesil yetiştirmek tümden yanlış ve ülke bu zihniyetle daha da geriye gider.

İçlerinde en paralı zengin görülen Suudi Arabistan varsa da hiçbir Müslüman ülkesinde demokrasi yoktur; şimdilerde bizim yeni değişen anayasamızdaki gibi tek adamlı teokratik sistemle yönetilmekteler. Zaten bilinen dünyanın en geri kalmış on ülkesi tek adamlık başkanlık sistemi ile yönetilmektedir. Müslüman devletlerinin içlerinde sadece G. Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türkiye’ye laik Cumhuriyet  getirilmiştir. Ne yazık ki, “tramvayın son durağı”  özlemi içinde olan, laiklik ve Cumhuriyet karşıtı olan gerici bir iktidar tarafından o da yok edilmek üzere. Oraya buraya lüks camiler yapılıyor, okulların hepsi imam hatipleştiriliyor, yargı dâhil ülke her türlü karar ve hüküm tek adamla yönetiliyor. Baştakiler bu söze bozuluyorlar ama işte bu apaçık faşizmdir. Yargısı, yönetimi bozulmuş faşist bir ülkeye hiçbir demokratik ülke yatırım yapmaz.

Öteki Müslüman devletlerden binlerce değil, milyonlarca insanlar, en zengin görülen Suudi Arabistan’a değil de, neden “gâvur” dedikleri Avrupa ve öteki Batı ülkelerine gidiyorlar. Niye mi? Çünkü cahillerimizin “gavur”  dedikleri çağdaş Batı ülkelerde adalet düzgün,  refah seviyesi yüksek, insan haklarına riayet ediliyor. Bu gerçeği gören dünyanın her yerindeki Müslüman ülkelerin insanları, yerlerini, yurtlarını terk ederek o Batı ülkelerine neden gidiyorlar. Aklı başında olan ve rotasını Orta Doğu bataklığına yönelten kişiler bunu iyi düşünmeliler. Düşünebiliyor musunuz, hem laik TC ni yıkmaya çalışacaksın, hem ülkeyi kötü yöneteceksin, hem de İslam dünyasının yıldızı yapan Cumhuriyetin kahramanlarını ve yönetimlerini “90 yıllık enkaz” diye kötüleyeceksin.  Üstelik “enkaz” “ayyaş” denilen insanlar ve yönetim, hem Osmanlının milyonlarca lira borcunu ödüyor, hem de Cumhuriyet devrinde hiçbir yönetimin ulaşamadığı kalkınma hızına ulaşıyor.

Şimdi gerçek böyleyken, Emine Erdoğan, hangi kültür ve hangi tarih bilgisiyle 90 yıllık Cumhuriyet'e “enkaz'”diyebiliyor.

“Emine Erdoğan, Ataşehir'deki Sheraton Otel'de, Ensar Vakfı tarafından düzenlenen ‘Ensar Gönüllüleri Buluşması'nda konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, bugünlere gelinmesinde sivil toplum kuruluşlarının dayanışmasının büyük katkısı olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: "Artık yeni bir kavşaktayız. Türkiye'nin 90 yıllık enkazını kaldırdık. Fakat enkazın altından büyük meseleler çıktı”. [3]

Görüyorsunuz Sayın Ali Nejat Ölçen’in yazısı beni nerelere götürdü. Bitmedi.

Arap Çöllerinde yine çarpışmaya başlayan askerlerimiz, şehitlerimiz olduğu zamanda bu yazıyı yazdığım 15.02.2018 günü, yanık sesli bir genç sanatçı TV kanallarının birinde şu meşhur Yemen ağıtlarının birini söylüyordu. (Yemen ağıtlarını her dinlediğimde gözyaşlarımı tutamam, tek Türkün yaşamadığı Yemen ellerinde yitirdiğimiz Anadolu evlatlarına yanarım. Devlet-Osmanlı “İslam toprağı” dediği Yemen’e binlerce askerini göndermiş,  o askerleri geri getirmek için gemi bile bulamamış).

Batı ülkeleri bilimle, çağdaşlaşma ile buluş ve icatlarda yenilik peşinde iken, biz eğitimsiz, çağın gerisinde kalmış askerimizi tek Türkün yaşamadığı Viyana kapılarından Yemen çöllerine kadar elinde kılıç askerlerimizi kırdırıyormuşuz.

Bu ağıtlara neden olan padişah kararlarının yanlışlığı yetmiyor muş gibi,  başka bir yanlışlıkla Yemen ağıtlarından yüz yıl sonra, askerlerimizi yine Arap çöllerine göndermeye başladık. Arap çöllerinden yine şehitler gelmeye başladı.

Yanlış karar dedik, evet başımızdaki yönetim, Suriye işine karışmayacaktı.  Esat ile dostluğunu sürdürseydi, ülkemiz kazanacaktı.  O zaman Esat dört dörtlük toprağına sahip olacak ve bu belaların hiç biri başımıza gelmeyecekti. Ama yanlış bir kararla Suriye’ye karışmakla tahmin edilmeyecek kadar kayıp ve zararlarımız var. Tanrım yine Arap çöllerinden yanık ağıtlar mı havalanacak. Tanrı ordumuzu, milletimizi korusun.

Neyse konu konuyu açtı, Ali Nejat Ölçen’in yazısı bizi nerelere götürdü. 

“Havada bulut yok bu ne dumandır
Mahlede ölü yok bu ne figandır
Şu Yemen elleri ne yamandır
Ah o yemendir gülü çimendir
Giden gelmiyor acep nedendir
Burası Huş’tur yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep ne iştir
Kışlanın önünde redif sesi var
Bakın çantasında acep nesi var
Bir çift kundurayla bir de fesi var
Ah o yemendir gülü çimendir
Giden gelmiyor acep nedendir
Burası Huş’tur yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep ne iştir “ [4]

Cevat KULAKSIZ – 16 Şubat 2018

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Dipnotlar :

[1] Ali Nejat Ölçen (d. 1922 Amasya) (XV ve XVI) Dönem İstanbul milletvekili, araştırmacı yazar; DPT Uzmanı, Hacettepe Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim görevlisidir. Türkiye İnsan Hakları Kurumu (TİHAK) kurucu üyesidir. Evli ve 2 çocuk babasıdır.

[2] Türkiye Sorunları Ali Nejat Ölçen Sayı: 119 sf: 54

[3]//www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/488214/Emine_Erdogan_90_yillik_Cumhuriyet_e__enkaz__dedi.html 26 Şubat 2016 Cuma,

[4] https://www.turkudostlari.net/soz.asp?turku=1101

Yazarlar

Cloudy

21°C

Istanbul