cevat kulaksiz

Evrensel olmayan fanatikler çağdaş olamaz, çağın dışında kalır!

Fanatik mi Evrensel mi?

Devlet adamı fanatik olamaz, her insanın mutlaka tutku ile bağlandığı, sarıldığı bir ülküsü, ideali, vatan, millet sevgisi gibi şaşmaz sevgileri vardır. Ancak bir devlet adamı, bir siyasetçi, maç seyreder gibi, fanatikliğini ikide bir dışa vuramaz, yani tüm olayları, aniden de oluşsa olaylarda fanatik tavırlarla yukarıdaki ideallerini bir maç fanatiği gibi dışa vuramaz. Tüm vatandaşlarına eşit bakmalı, eşit davranmalıdır.

Olgun bir devlet adamı, siyasetçi fanatik olamaz, tüm konuşmalarını, değerlerini, kararlarını evrensel kurallarla yoğurarak, danışa danışa daha mantıklı konuşma ve davranış içerisinde olur.

Bütün bunları, denk düştüğü için bizim yetkililerin iki suçlu ile ne ki Bakan Soylu’nun cenazeye saldıranı kutsarcasına yan yana durup, bir zafer kutlayan tavır içinde resim çektirmeleri üzerine söylemek, yazmak istemiştim. Bakan Soylu, cenazeye saldıranla yan yana durup fotoğraf çektirmekle çok ayıp bir tavrı kutlayan alkışlayan durumuna düşmüştür.

suleyman soylu cenaze saldirgani murat alp

Gömülen cenazeyi engellemek  geleneklerimizle töremizle asla bağdaşmaz.

Milletvekili Aysel Tuğluk’un vefat eden annesi Hatun Tuğluk'un cenazesine saldıran, aynı mezarlığa gömülmesine karşı eylem yapan Murat Alp ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun karakolda çekilmiş fotoğrafının yayınlanması çağdaş dünyada bizim için onur kırıcı bir olaydır. Öğrendiğimize göre, İncek’te oturan Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk, öldükten sonra evlerinin karşısında görülen İncek mezarlığına gömülmeyi arzu eder; protestolar arasında oraya gömülür, on saat sonra mezardan çıkarılan ceset Tunceli’ye götürtülmek üzere yollanır. Devletimiz, hükümetimiz adına utanç verici bu olay bizim gelenek ve göreneklerimizle asla bağdaşmaz. Belki göreniniz vardır, Antalya gibi bazı mezarlıklarda Müslüman mezarlığı ile Hıristiyan mezarlığı yan yanadır. Kaldı ki, dini bir, vatanı bir, kültürü bir Kürt kardeşlerimizin cenazesini engellemek çok yakışıksız ve çok çirkindir. Üstelik Kürdistan referandumunun söylendiği, bölgedeki insanların diken üstünde bulunduğu bu ortamda böyle zamanda emniyetimiz çok uyanık olmalıydı ve anında müdahaleyi engellemeli idi.

Ayırımcılık öylesine tuhaflaştı ki, artık mezarlıkta bile ölü ayırımı yapılır hale geldik. Bir bakan, bir siyasetçi ölen vatandaşı Ermeni de olsa, Yahudi de olsa, Kürt de olsa cenazesini ayırmaya çalışanı saldıranı kutlayamaz. Sen Allah’mısın da daha mezara girerken vatandaşı cezalandırmaya çalışıyorsun, üstelik suçlu görülen kişi ile yan yana durup bir iftihar vesilesi gibi resim çektiriyorsun. Hatun Tuğluk'un cenazesine saldıran Murat Alp, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'yla karakolda çekilen fotoğrafının yanına ise 'adamın kralı içişleri bakanımız süleyman soylu' diye yazdı Ondan sonra çektirdiği fotoğraf, ayıbı meydana çıkınca ve bunu facebook hesabından paylaştığı ortaya çıkıncaaşağılıksınız diyerek başlıyor celallenmeye, bağırıp çağırmaya.  

suleyman soylu cenaze saldirgani murat alp2

Bir bakanla daha fotoğrafı çıktı

HDP Eş Genel Başlan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine saldıranlardan olduğu belirtilen Murat Alp’in, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu ile fotoğrafı ortaya çıktı.

Yine basına yansıyan bilgiye göre, Hatun Tuğluk cenazesine saldıranlardan olduğu belirtilen Murat Alp’in Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu ve AK Parti Ankara İl Başkanı Ahmet Gündoğdu ile fotoğrafları olduğu belirtildi. [1]

Çağdaş ve evrensel düşünen kimse suçluyu kutsayamaz, ayıbı ayıplar. Ölen vatandaşımız her dinden, her mezhepten olabilir, kaldı ki ülkemizde azalan oranda da olsa Ermeni, Rum, Yahudi vatandaşlarımız bulunmakta. Üstelik ülkemizde PKK terörü Kürtlerle Türkleri ayırma, Doğu’da bir Kürdistan kurma terörü verirken, her şey toplum diken üstünde iken, bu tür ayırımcı tavırlar, ateşe benzinle yaklaşmaya benzer.

Evrensel davranmayan devletler çağdaş dünyadan dışlanır!

Devlet adamı evrensel düşünmeli, evrensel davranmalıdır. Buna başka şöyle bir örnek verelim.  Almanya’da bir Türk kökenli Alman Milletvekili’nin annesi vefat etse,  cenazesi Almanya’ya defnedilmek istense,  bir Alman fanatik “burası Türk mezarlığı değil” diyerek protesto edip engellese ne yapardık?  Almanya  İçişleri Bakanı o saldırgan fanatiği  kutlamak babında resim  çektirse Türk olarak incinmez miyiz. Sayın Bakanımız Soylu da empati yaparak konuya böyle bakmalıdır.  Unutmayalım ki, demokratik uygulamalarda evrensel davranmayan devlet adamları da, hükümetler de dışlanır çağın dışında kalır; 15 yılın sonlarında AKP-RTE hükümeti aynı dışlanmışlığın sürecini yaşamaktadır. Örnek mi? AKP-RTE bakanları artık Avrupa’ya bile doğru düzgün alınmıyorlar. [2]

Öte yandan, Cumhurbaşkanımız R.T.Erdoğan’ın korumaları hakkında dava açılan ABD de,  ABD Senatosu Tahsisler Komite’sinde, Türk hükümet yetkililerinin ABD’ye sokulmaması için ABD Ii Dışişleri Bakanlığı’na yetki veren bir karar kabul edilmiştir. (Sözcü-Soner Yalçın)

Daha önce de başka ayıplı bir resim çektirme olayını yaşadık!

Agos gazetesinin Türkiye Ermeni’si genel yayın yönetmeni Hrant Dink'in 19 Ocak 2007'de silahlı saldırgan Ogün Samast tarafından öldürülmesinden sonra, katili ile bazı güvenlikçilerin resim çektirmesi başka bir ayıplı olaydır.

Her iki olayda da ölen Hatun Tuğluk, öldürülen Türk vatandaşı Hrant Dink, öldüren ve cenazeye saldıranlar da Türk vatandaşıdır. Her iki olayda da, ülkemiz için onur kırıcı bir durum var, vatandaşımız olan insanın, hem de gazetecinin Ermeni kökenli olduğu için ensesine kurşun sıkarak katledilmesi çağdaş dünyada çok ayıplı bir olaydır.

Hrant Dink’in Ermeniler ile Türkler arasında barış elçisi gibi uğraş veren barışsever bir insan olması, hele gazeteci olarak katledilmesi üzüntü kaynağı olması yanında, uluslar arası camiada Ermeniler için Türkler aleyhinde olumsuz bir tavır alınmasına neden olmuştu. Üstelik Dink’in katili ile jandarmaların, polislerin, bazı öteki resmi kimselerin bir övünç vesilesi imiş gibi resim çektirmeleri çok hoş değildi. Çünkü Ermeni ama TC vatandaşı idi ve bu olay, Türk Ermeni düşmanlığını körüklemişti. 

Öldükten sonra başka bir vatandaşın PKK yandaşı sanılarak cenazesine saldırılması ülkemiz için onur kırıcı, uluslararası arenada küçük düşüren bir olaydır.

Yine vatandaşımızın cenazesine bir başka vatandaşın saldırmaya yönlendirilip, şartlandırılması, demokratik Türkiye’ye yakışmayan, çağ dışı, insanlık dışı bir olaydır.  Bu tür olaylar uluslar arası camiada aleyhimize rüzgârların esmesine neden olur, bizi de bölücülüğe ayırımcılığa götürür.   

Başbakan da aynı ayırımcı tavır içinde olmuştu!

Geçmişte Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan da, Başbakanken konuşmalarında azınlıktaki vatandaşlar arsında ayırımcı tavırlar içinde olmuştur.

 “….Cumhurbaşkanı adayı Başbakan Tayyip Erdoğan’ın NTV'ye verdiği röportajda “Benim için neler söylediler. Çıktılar bir tanesi aynı zihniyet. 'Gürcü’dür' diyen oldu. Çıktı bir tanesi affedersin çok daha çirkin şeylerle Ermeni diyen oldu” sözleri demokrat kamuoyunu ayağa kaldırdı. Siyasi rakiplerini ve halkı "Alevi, Zaza, Mısırlı" diye ayrıştıran, Soma'daki işçi katliamı sonrası, kendisine tepki gösteren madenci yakınını "Yahudi dölü" diye azarlayarak yumruklayan Başbakan Erdoğan'ın son nefret söyleminin hedefi Ermeniler oldu”.

…….[3]

Agos gazetesinde “Agos'un Sözü: Allah affetsin” başlığıyla yayımlanan (7 Ağustos 2014) haber: 

“…Öte yandan, Başbakan’ın etnik kökeni, her ne hikmetse, ortama göre değişiklik gösterecek kadar esnek. Nitekim 11 Ağustos 2004’te, Gürcistan gezisi sırasında, “Ben de Gürcü'yüm, ailemiz Batum'dan Rize'ye göç etmiş bir Gürcü ailesidir”, demişti. Şimdi, seçim arifesinde milliyetçi oyların cazibesine kapılarak, Gürcü olmayı, hele hele Ermeniliğe yakıştırılmayı zül saydı belli ki…”

“….Başbakan Erdoğan, 10 Haziran 2011’de kendisi ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ilgili çok sayıda kitap yazıldığını ifade ederek, "bu kitaplar içerisinde ne Yahudiliğimiz, ne Ermeniliğimiz, ne affedersiniz Rumluğumuz, hiçbir şeyimiz kalmadı" demişti. [4]

 “…Malum, iş küfre geldiğinde “söz meclisten dışarı” mahiyetinde “afedersiniz” denir. Belli ki Başbakan için Rumluk ve dahi Ermenilik büyük küfür sayılıyor.

TC nin başbakanı olarak  R.T. Erdoğan’ın ülkesinde Rum, Ermeni, Yahudi vatandaşları varken, böylesine onları aşağılayan ifadeler kullanması, o azınlıktaki vatandaşlarımızı incitmez mi?  Yunanlılar-Rumlar-Başbakanları Batı Trakya’daki  Türk vatandaşları veya Bulgaristan’daki Bulgar yöneticiler, oradaki  azınlık Türkler için böyle aynı aşağılama ifadelerini kullansalar  Türk olarak incinmez miyiz. Öyleyse devlet adamı, tüm vatandaşlarına fanatik değil de daha evrensel, daha sevecen ve eşit davranmalıdır.

Öyleyse devlet adamı, hele başbakan, bakan düzeyindeki kimseler böylesine fotoğraf çektirerek, yanlış söylem ve davranışlar içinde olarak  bulunmaları, ötekileştirilen   vatandaşları yaralar, ayrılık filizlerinin uç vermesine neden olurlar.

Cevat KULAKSIZ – 19 Eylül 2017

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Dipnotlar :

1) http://www.demokrathaber.org/guncel/cenaze-saldirgani-murat-alp-in-bakan-sarieroglu-yla-da-h89710.html

2) Hollanda, Rotterdam’da Türk vatandaşlarıyla bir araya gelerek konuşma yapmayı planlayan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun uçuş iznini iptal etti. Hollanda Başbakanı Rutte, gerekçe olarak ‘kamu düzeni’ ve ‘güvenliği’ gösterdi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın Türk konsolosluğuna girişine izin verilmedi. Diplomatik skandal saatler sürdü. Bakan Kaya sabaha karşı 03.00'ten sonra polis nezaretinde Hollanda’dan çıkarılmıştı. Cumhuriyet tarihinde Avrupa’da bize karşı böylesine onur kırıcı olay yaşanmamıştı.

3) http://t24.com.tr/haber/agostan-afedersiniz-ermeni-dediler-sozu-icin-erdogana-allah-affetsin,266834

4) http://t24.com.tr/haber/agostan-afedersiniz-ermeni-dediler-sozu-icin-erdogana-allah-affetsin,266834

Yazarlar

Partly cloudy

19°C

Istanbul