trump g7zirvesi canada 2018 1

Batı ittifakındaki çatlak büyüyor !

Günümüzde ittifaklar stratejik değil, taktik düzeyde yapılıyor.

Uzun vadeli değil, kısa vadeli yapılıyor. Paktlar – bloklar arası değil, ülkeler arası yapılıyor.

ABD ve Rusya liderleri arasında geçtiğimiz günlerde Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de yaşanan görüşme ve ardından ABD Başkanı Trump’ın, Rusya Lideri Putin’i ABD’ye davet etmesi, hem büyük güçler arasındaki ilişkilerin doğasını yansıtması açısından hem de Atlantik İttifakı’ndaki çatlağı bir kez daha göstermesi açısından önemliydi. Helsinki’deki görüşmeden Putin ulusal ve küresel ölçekte elini güçlendirerek ayrıldı. Trump ise hem ülkesinde ağır eleştirilere hedef oldu hem de küresel ölçekte itibarı daha da azaldı. Rusya’nın ABD’deki başkanlık seçimlerine müdahale ettiği yönündeki iddiaların ABD’de ciddi soruşturmalara konu olduğu, Trump’ı ve yakın çalışma arkadaşlarını sarstığı düşünülürse, iki ülke ilişkileri üzerinden Trump’ın ABD’de daha çok hırpalanacağını söylemek abartılı olmaz.

Çünkü devletler arası ilişkiler çıkarlar temelinde yürür. Kimse kimsenin kara kaşına, kara gözüne hayran olmadığı gibi, kimse de kimsenin gözünün yaşına bakmaz. Her devlet önce kendi menfaatini düşünür.

trump g7zirvesi canada 2018

BATI İTTİFAKINDAKİ ÇATLAK VE ABD’NİN TUTUMU !

ABD, Kanada’da toplanan son G 7 zirvesinde de (ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Japonya, Kanada, İtalya) görüldüğü üzere, diğer 6 üyeyle küresel ticarete getirdiği gümrük duvarları konusunda anlaşamıyor. ABD’nin çelik ve alüminyum ithaline getirdiği ek gümrük vergileri, hem Çin hem de Avrupa’nın tepkisini çekiyor. ABD’nin bu hamlesi, “ticaret savaşları” olarak niteleniyor. Trump, G 7 ülkelerini tehdit edip, 2014’te Rusya’nın Kırım’ı ilhakı nedeniyle dışlanan Rusya’nın (Rusya varken adı G 8 idi), yeniden çağrılmasını önerdi. Gerilim nedeniyle zirve sonrası ortak bildiri de yayınlanmadı.

ABD’nin, 2015’te 190’dan fazla ülkenin imzaladığı Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi de, imzacı ülkelerin tepkisini topladı. 2015’te P5+1 (BM Güvenlik Konseyi’nin 5 Daimi Üyesi ve Almanya) ile İran arasında imzalanan nükleer anlaşmadan da ABD’nin çekilmesi, diğer imzacı ülkeleri tedirgin etti. Yine ABD’nin, 12 ülkenin dahil olduğu önemli bir ticaret anlaşması olan Trans Pasifik Ortaklığı’ndan (TPP) 2017’de çekilmesi de, taraf ülkelerin eleştirilerine neden oldu. Anımsanacağı üzere, ABD’nin, 2018’de İsrail’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması da, pek çok ülkenin tepkisini çekti. Bilindiği üzere ABD, NATO’nun diğer üyeleriyle de, NATO bütçesine yapmaları gereken katkı konusunda anlaşamıyor.

ABD, Atlantik ittifakı içinde en büyük gerilimi Almanya ile yaşıyor. Almanya’yı, Avrupa’da hegemonya kurmakla, bu amaç için AB’yi araç olarak kullanmakla suçluyor. ABD ve Almanya, birbirlerinin dev şirketlerine karşılıklı olarak yüksek para cezaları kesiyorlar. Almanya, ortak bir Avrupa Ordusu için çalışmaları hızlandırıyor ve bu amaçla kaynak ayırıyor. Almanya Başbakanı Merkel, “ABD’ye eskisi kadar güvenmiyoruz. Güvenlik ve savunma konusunda kendi başımızın çaresine bakmalıyız” diyor. Berlin bir yandan da Rusya, Çin ve İran’la yakınlaşıyor. Çin, hem dış ticaret fazlası hem de bütçe fazlası veren Almanya’nın en önemli ticaret ortağı. Alman şirketlerinin Çin pazarına yönelik ilgisi artarken, Çinli şirketler artan bir hızla Avrupa pazarına giriyorlar. Başta Alman şirketleri olmak üzere, Avrupalı şirketlere ortak oluyor, şirket evlilikleri yapıyorlar.

ABD – ALMANYA GERİLİMİ TIRMANIYOR !

Ekonomik ve teknolojik gücüne koşut bir siyasi ve askeri güç olmak isteyen Almanya; Doğu Avrupa’da, Balkanlar’da ağırlığını artırıyor. Emperyalist güçler arasında çelişki esas olduğundan Almanya, aynı blokta olduğu ABD’yi dengelemek, onun artan baskısına direnmek için Rusya ve Çin’le yakınlaşıyor.

Batı İttifakı içinde bu sorunlar yaşanırken, Haziran 2018’de toplanan Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesinde Rusya ve Çin, çok yakın ilişkide olduklarını bir kez daha ilan ettiler. İki ülke de hem örgütün geleceğine ilişkin vurgu yaptılar, hem de İran’a sahip çıktılar. ABD’nin İran hamlesine karşı, Rusya ve Çin, İran’la ilişkilerini daha da güçlendirme kararı aldılar. Keza, Rusya’nın öncülük ettiği Avrasya Ekonomik Birliği, Mayıs 2018’de, İran ve Çin’le ilişkilerin geliştirileceğini açıkladı. Bu kapsamda, birlik ile İran, serbest ticaret bölgesi kurulması, Çin ile de ekonomik işbirliği anlaşması yapılması kararlaştırıldı. ABD’nin, kendine ekonomik rakip olarak, Pasifik’te Çin’i, Avrupa’da ise Almanya’yı görmesi, Çin ve Almanya ilişkilerini daha da sıkılaştırmaktan başka sonuç vermedi. Dahası Çin, Avrupa’nın ortasında ve doğusundaki küçük ülkelerle de ekonomik ilişkilerini hızla geliştirmeye başladı. Bu ülkelerin ABD ve Almanya’nın etkisine açık ülkeler oldukları biliniyor.  

ABD’nin İran kararı, Avrupalı şirketleri olumsuz etkileyince, bu konuda da Çin hemen atak yaptı. Şöyle ki, Almanya’nın liderlik ettiği AB, 2015’ten beri İran’la ilişkilerini normalleştirmeye çalışıyordu. Bunun ekonomik meyvelerini de topluyordu. İran ile AB arasındaki ticaret hacmi, 3 yıl içinde dörde katlanmış, 30 milyar Euro olmuştu. O nedenle ABD’nin İran’la imzalanan nükleer anlaşmadan çekilmesi, dahası, İran’la ticaret yapan ülkeleri ekonomik yaptırımlarla tehdit etmesi, Avrupalı dev şirketleri de olumsuz etkiledi. Bir kısmı İran’la yaptıkları anlaşmaları iptal edip, ülkeden çekildiler. İran da hemen, ABD yaptırımları nedeniyle İran’dan çekilen Avrupalı şirketlerin yerine, Çinli şirketlerin gelmeye hazır olduğunu açıkladı.

İHTİYAÇLAR VE İTTİFAKLAR DEĞİŞİYOR !

ABD ve Batılı müttefikleri bu gerilimleri yaşarken, Suriye konusunda birlikte hareket ediyorlar. Ne var ki, AB’nin dış politikada bütüncül – kurumsal bir uyumu, ortak bir hedefi, yaptırım gücü yok. Etkisi, yetkisi, müeyyidesi olmayınca, küresel ağırlığı da olamıyor. AB’nin en büyük gücü Almanya, ortak bir Avrupa ordusu için öncülük etse, bu amaçla fon ayırsa bile, bu hamlenin bugünden yarına, akşamdan sabaha sonuç vermesi mümkün değil. O nedenle Almanya, ABD ile arasına Afganistan, Irak, Suriye, Libya, İran, Ukrayna – Kırım gibi konu başlıklarında mesafe koysa bile, Berlin’in kısa sürede küresel aktör olmasını beklemek gerçekçi olmaz.

Israrla vurguluyoruz. Günümüzde ittifaklar stratejik değil, taktik düzeyde yapılıyor. Uzun vadeli değil, kısa vadeli yapılıyor. Paktlar – bloklar arası değil, ülkeler arası yapılıyor. Çok kapsamlı değil, konu – sorun bazlı yapılıyor. Bu da esnek bir diplomasi; sahadaki gelişmeleri müzakere masasına anında yansıtan ritmik, dinamik bir dış politika gerektiriyor.

Sözün Özü: Siyasal iktisat bilinmeden, diplomasi yürütülemez.

Barış DOSTER – 26 Temmuz 2018

Yazarlar

Mostly cloudy

9°C

Istanbul