baris doster

Trump’ın başlattığı ticaret savaşları neyi gösteriyor ?

ABD’nin Çin’le yaşadığı ekonomik rekabet, son olarak bizzat ABD Başkanı Trump’ın başlattığı ticaret savaşlarıyla yeni bir aşamaya ulaştı.

İki ülke arasındaki ekonomik, dolayısıyla da politik rekabet, teknolojik rekabetle de kızışıyor üstelik. ABD, başlattığı ticaret savaşlarında müttefiklerini yanında göremediği, tersine onların itirazlarıyla karşılaştığı için, Atlantik İttifakı’ndaki çatlağın, ekonomik konulardaki görüş ayrılıkları nedeniyle, daha da derinleşmesi muhtemel. ABD, dünyadaki başat konumunun aşındığını görüyor. Serbest ticaret üzerindeki nüfuzunu koruyamaması halinde, daha hızlı irtifa kaybedeceğini biliyor. O nedenle en büyük ticari rakibine karşı saldırganlaşıyor. Ne var ki bu hamleleri, umduğu sonucu vermiyor. Tersine, Çin’in elini güçlendiriyor, hem de ABD’nin müttefikleri nezdinde. 

ABD; dünyanın en büyük ekonomisi, büyüklüğü 18.5 trilyon dolar. Borcu 20 trilyon dolar. Çin; 15 trilyon dolar ekonomik büyüklüğüyle, ABD’nin ardından ikinci geliyor. Satın alma gücü paritesi üzerinden yapılan hesaplamalara göre ise dünyanın en büyük ekonomisi. 2018’de Çin’in iç pazarı ABD’yi yakaladı. ABD, dünyanın ithalat şampiyonu, 2.249 trilyon dolar ithalat yapıyor. Çin dünyanın ihracat şampiyonu, 2.97 trilyon dolar ihracat yapıyor. O nedenle Çin’e “dünyanın fabrikası”, “dünya ekonomisinin lokomotifi” deniyor.

ABD, dünyada en fazla dış ticaret açığı veren ülke; 800 milyar dolar dış ticaret açığı var. En çok dış ticaret açığı verdiği ülke de Çin. Buna karşılık Çin, dünyada en çok dış ticaret fazlası veren ülke; 510 milyar dolar dış ticaret fazlası veriyor. ABD ve Çin arasındaki ticaret hacmi 580 milyar dolar. ABD yılda 375 milyar dolar açık veriyor. ABD Başkanı Trump, bu açığın 100 milyar dolara inmesine çabalıyor.

ABD Başkanı Trump, Çin’den ithal ettiği 800’den fazla ürüne (toplamda 23 milyar doları buluyor bu ithalat) yüzde 25 ek gümrük vergisi getirerek, hem yerli üreticiyi koruyacağını, hem istihdam artışına katkı yapacağını düşündü. Çin ABD’ye hemen karşılık verdi. ABD’den yaptığı 34 milyar dolarlık ithalata (128 ürünü kapsıyor), yüzde 25 ek gümrük vergisi getirdi. ABD’nin koyduğu ek gümrük vergileri en çok çelik ve alüminyum ithalatını kapsıyor. Ne var ki, çeliği ucuza ihraç eden Çin’in en çok çelik sattığı ülke ABD değil. ABD’nin en fazla çelik ithal ettiği ülkeler sırasıyla Kanada, Brezilya, Güney Kore, Meksika ve Rusya. ABD’nin başlattığı ticaret savaşlarına, çelik ithaline yüzde 25, alüminyum ithaline yüzde 10 ek gümrük vergisi getirmesine sadece Çin değil, ABD’nin müttefiki olan G – 7 içindeki diğer 6 ülke (İngiltere, Fransa, Almanya, Kanada, Japonya, İtalya) karşılar. Avrupa Birliği de karşı.

ABD – ÇİN REKABETİ VE BİR KUŞAK BİR YOL PROJESİ…

ABD ve Çin, Afrika’da da rekabet halindeler. Çin Afrika’da tarım, hayvancılık, bayındırlık, baraj yapımı gibi alanlarda önemli yatırım ve yardım faaliyetleri yürütüyor. Yeraltı zenginliklerini çıkarıp işliyor. Afrika ülkelerine Çinli işçileri götürüyor. Bu yolla kendi emekçilerine istihdam yaratıyor. ABD ve Çin ayrıca, Güney Çin Denizi başta olmak üzere, denizlerde de rekabet ediyorlar. Çin, sadece deniz kuvvetlerini değil, ticaret filosunu da genişletiyor, güçlendiriyor, gençleştiriyor.  

Burada dikkat çeken bir husus da şu: Çin, Bir Kuşak Bir Yol Projesi’nde yol aldıkça, ABD daha çok saldırganlaşıyor. Çin sabırlı, zamanın kendi lehine işlediğini biliyor. 2013 yılında göreve gelen, yaptığı değişiklikle görev süresi üzerindeki sınırı kaldıran Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Çin’in kurucu lideri Mao Zedung’dan sonra, adını parti tüzüğüne yazdıran ikinci lider olarak, önemli adımlar atıyor. Daha önce Şanghay’da Parti Komitesi Sekreteri olarak çalışan, ardından devlet başkanı yardımcısı olarak görev yapan Şi Cinping, göreve başladığı 2013’te, Bir Kuşak Bir Yol Projesi’ni gündeme getirmişti.

8 trilyon dolar yatırım beklentisiyle yola çıkan, dünyanın en büyük ekonomik projelerinden olan Bir Kuşak Bir Yol Projesi’nde, ulaştırma, iletişim ve enerji sektörlerinin özel önemi var. Çin, bu nedenle çok yönlü, çok boyutlu bir dış politika izliyor. Misal; hem İsrail ve Suudi Arabistan’la, hem İran’la ilişkilerini geliştiriyor. Avrupa içinde de üç büyüklerle (Almanya, İngiltere, Fransa) ekonomik ilişkileri hızla gelişiyor. Bu gelişme siyasi ilişkilere de yansıdığından, ABD’yi tedirgin ediyor. Çin lideri Şi Cinping, hem ekonominin sağlıklı işlemesi, hem siyasal istikrar, hem ülkesinin dış dünyadaki imajı, hem de yabancı yatırımcıya güven açısından, ülkesinde de önemli adımlar atması gerektiğini görüyor. Bu adımların en ciddi ve en zorlu olanlarından biri, yolsuzluk ve rüşvetle mücadele.

ÇİN YUANI VE ŞANGHAY ENERJİ BORSASI…

Çin, 2017’de, Rusya’yla Çin Yuanı karşılığı uzun vadeli petrol tedarik sözleşmesi imzaladı. 2018 Mart ayında, Şanghay Uluslararası Enerji Borsası’nda petrol ticaretinde yuan karşılığı işlemler başladı. Yuan’ın küresel ticarette artan ağırlığı, rezerv para biri olma yönünde ilerlemesi, Çin’in artan ağırlığını gösterdiği gibi, ABD’yi de endişelendiriyor. 2016’da IMF resmen yuan’ı rezerv para birimi olarak tanımıştı ki, bu da enerji başta olmak üzere, küresel ölçekte yapılan ticarette yuan’ın daha yaygın biçimde kullanılmasının önünü açmıştı.

Çin; ticarette, sanayide, teknolojideki adımlarını, finans kuruluşlarıyla da besliyor. Örneğin; uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance raporuna göre; 2018’de dünyanın en değerli bankası Çin’in ICBC bankası oldu. Değeri, 59.189 milyar dolar. İlk 10 banka içinde Çin’den 4, ABD’den 5, İngiltere’den 1 banka var. (“Dünyanın en değerli bankası Çin’den”, Cumhuriyet, 08. 02. 2018)

Çin’in ihracat gücü, yatırım gücü, ucuz işgücü yüksek. Bunlar ABD ekonomisi için de vazgeçilmez. Çin; dünyanın en çok enerji tüketen ülkesi, Ortadoğu petrollerinin en büyük müşterisi, dünyanın en büyük otomobil ve cep telefonu pazarlarından biri. Dahası, Çin’in sattığı ucuz mal, ABD orta sınıfının ucuza tüketmesine yardımcı oluyor. Tarım ülkesi olmasına rağmen, hem yüksek nüfus, hem tarımda çok gelişmiş olmayan teknoloji, hem de yüksek olmayan verim nedeniyle, büyük bir tarım ürünleri ithalatçısı olan Çin’in, ABD’den aldığı tarım ürünleri, ABD çiftçisine para kazandırıyor. Uzmanlara göre; ABD’nin Çin’den yaptığı ithalat, ABD’li tüketiciye 1000 dolar tasarruf sağlarken, geliri yükselen Çinli işçilerin tüketimlerinin yüzde 20 artması, ABD’de 200 bin kişiye istihdam yaratıyor.

Kıssadan Hisse: ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşları, Atlantik – Avrasya rekabetinin derinleştiğini de gösteriyor.

Barış DOSTER – 16 Temmuz 2018

Yazarlar