turkiye kime kalacak baris doster

"İktidarın Avrasyacı olduğunu düşünmüyorum"

Barış Doster yeni kitabını anlattı..

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Barış Doster’in yeni kitabı “Azizim, Türkiye Kime Kalacak Dersin? Avrasya mı? Atlantik mi?” (Asi Kitap) yayınlandı.

Doç. Dr. Barış Doster’in yeni kitabı Avrasya seçeneğinin tartışıldığı şu günlerde birçok soruna, soruya ve dış ilişkilere ışık tutuyor.

Doster, AKP dönemi Türk dış politikasındaki savrulmaları, iflasları, başarısızlıkları anlatıyor.

Türkiye’nin yön arayışlarına, Avrasya ile Atlantik arasındaki ikilemine, Ortadoğu’daki iddialı söylemine rağmen başarısız oluşuna, “Stratejik Derinlik” siyasetinin, “komşularla sıfır sorun” söyleminin hayatta karşılık bulamayışına ilişkin saptamalar yapıyor. Bunların nedenlerini irdeliyor.

Çözüm önerilerini sıralıyor. Türkiye’nin devlet kapasitesinin, güç unsurlarının, iç siyasetindeki kırılmaların, ekonomik gücünün, AKP tarafından dillendirilen hedeflere ulaşmada yetersiz kaldığını söylüyor.

turkiye kime kalacak baris doster2

Barış DOSTER ile yeni kitabı üzerine bir söyleşi yaptık…

Şenol ÇARIK >>> Kitabınızın adından da anlaşılacağı üzere Türkiye bir ikilem içerisinde. Sizce Türkiye yüzünü nereye dönüyor?

Barış DOSTER >>> Türkiye’nin nesnel olarak hem jeopolitik konumu, hem iki ve üç numaralı dış ticaret ortakları (Çin ve Rusya), hem enerji bağımlılığı nedeniyle Avrasya'yla ilişkilerini geliştirmesi gerekli. Dünyanın ekonomik ve politik olarak ağırlığı da batıdan doğuya, Atlantik'ten Avrasya'ya kayıyor üstelik. Dahası, Türkiye'nin batı kapılarında gördüğü muamele, batı emperyalizminden kaynaklanan bölünme tehdidi, son olarak 15 Temmuz FETÖ'cü darbe girişiminde görüldüğü üzere batı destekli darbelerin ve darbe girişimlerinin yarattı sonuçlar da, Türkiye'nin bölge merkezli bir dış politikaya yönelmesini zorunlu kılıyor. Bu nesnel duruma rağmen, Türkiye'nin batı bağımlılığını, AB adaylığını, NATO üyeliği bırakın siyasal düzeyde, entelektüel düzeyde sorgulamaktan dahi uzak olduğu görülüyor. Sadece iktidar değil muhalefetin de böyle bir hazırlığı olmadığı gibi, ABD'nin gerek doğrudan, gerekse NATO ve diğer uluslararası örgütler üzerinden Türkiye'de siyasette, bürokraside, iş dünyasında, orduda, medyada, üniversitelerde, kültür kurumlarında, sendikalarda çok örgütlü ve etkili olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Şenol ÇARIK >>> Son dönemde Rusya'yla görece bir yakınlaşma var. Türkiye uzun yıllardır Atlantik'e olan bağımlılığından vazgeçebilir mi? İlişkiler normalleşebilir mi?

Barış DOSTER >>> Türkiye’nin Rusya’yla yakınlaşması nesnel şartların dayattığı bir durum. Ama Türkiye'yi yöneten siyasi heyetin, gerek tarihsel kökleri, gerek siyasal tercihleri, gerek sınıfsal yapısı itibariyle Atlantik'ten kopması mümkün değil. Uzun yıllara dayanan bağımlılık ilişkisi yapısal. Bugünden yarına değişmez. Rusya'yla ilişkilere de taktik düzeyde, tüccar mantığıyla, ekonomik odaklı olarak bakılıyor. İktidar blokunun Avrasyacı bir tercihe yöneldiğini düşünmüyorum.

Şenol ÇARIK >>> Geçen yıl Çin'de bulundunuz ve Şanghay’daki Tongji Üniversitesi’nde ders verdiniz. Avrasya, Çin ve Şanghay İşbirliği Örgütü ülkemizde yeterince bilinmiyor desek yanılmış olur muyuz?

Barış DOSTER >>> Avrasya'ya, Çin'e, Şanghay İşbirliği Örgütü'ne yönelik ilgide belli bir artış olduğu doğru. Giderek artan ölçüde bir farkındalık oluşuyor. Ancak yeterince bilindiklerine inanmıyorum.

Şenol ÇARIK >>> Çin'de Türkiye'ye ilişkin nasıl bir algı var?

Barış DOSTER >>> Çin'de Türkiye gerektiği gibi bilinmiyor. Siyasi, ticari ve diplomatik olarak Türkiye'nin Çin'de kendisini daha fazla tanıtması, daha iyi anlatması gerekiyor. Çin yükselen bir güç. Dünyanın fabrikası. 1.4 milyar nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi. Çok büyük bir pazar. Türkiye'nin de Almanya'nın ardından ikinci dış ticaret ortağı oldu, Rusya ile yaşanan uçak krizi sonrasında. Rusya ve Çin yer değiştirdiler. Rusya üçüncü sıraya indi. Türkiye ile Çin arasındaki dış ticarette Türkiye çok büyük açık veriyor. Tüm bu gerçekleri gözeterek, Türkiye'nin Çin'e yönelik gerek klasik, geleneksel diplomasi araçlarıyla gerekse kamu diplomasisi araçlarını kullanarak özel bir strateji geliştirmesi şart.

Şenol ÇARIK >>> Türkiye yüzünü neden Asya'ya dönmeli? Batı'dan uzaklaşmak Türkiye'yi geriye götürür mü?

Barış DOSTER >>> Asya dünyanın yükselen gücü. Türkiye bir Avrasya ülkesi. Dev ve devrimci önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün sözleriyle "Biz Türkler Asyai bir milletiz, Asyai bir devletiz". Rusya başta olmak üzere komşularımız, aynı zamanda en büyük enerji tedarikçilerimiz. O nedenle Asya ile ilişkilerimizi geliştirmenin sadece siyasi, tarihi, toplumsal, diplomatik değil, aynı zamanda ekonomik boyutu da var. Ayrıca şunu da unutmayalım: Asya'yla yakınlaşmak demek, Avrupa'ya sırt çevirmek değildir. Doğu'yla yakınlaşmak, Batı'yla uzaklaşmak anlamıma gelmez. Türkiye doğuyla da, batıyla da, kuzeyle de, güneyle de, Asya'yla da Avrupa'yla da, Avrasya'yla da Atlantik'le de, Türkiye'yi merkeze alan eşit ilişkiler geliştirmelidir. Sırtını doğuya, Asya'ya daha sağlam yaslamış, bölge ülkeleriyle, komşularıyla karşılıklı yarar, ortak çıkar, içişlerine saygı temelinde ilişkiler geliştirmiş bir Türkiye, batıyla da masaya daha güçlü oturur. Batıda da daha fazla saygı, itibar görür.

Şenol ÇARIK >>> Türkiye'nin dış politikasını "Hedef Yoksunluğu", "Stratejik Derinlik", "Komşularla Sıfır Sorun" ve "Yalnızlaşma" açısından ele aldığınızı görüyoruz. Dış politikada en son gelinen aşama olan "değerli yalnızlık" politikasının değiştiğini, Rusya başta olmak üzere bölge ülkeleriyle yakınlaştığımızı söyleyebilir miyiz?

Barış DOSTER >>> Önceki başbakan Ahmet Davutoğlu'nun "Stratejik Derinlik" siyaseti, "komşularla sıfır sorun" politikası çöktü. Bunların gerçek hayatta karşılığının olmadığı görüldü. Türkiye'nin böyle bir devlet kapasitesinin olmadığı anlaşıldı. Hem küresel dengeler, hem başta Suriye meselesi olmak üzere bölgesel gerilimler, hem de Türkiye'nin bölgesinde yalnızlaşması, dışlanması, itibar yitirmesi, Davutoğlu döneminde izlenen dış politikanın değişmesine neden oldu. Rusya'yla yakınlaşma bu değişimin bir yansımasıdır. Hele de 15 Temmuz emperyalizm destekli FETÖ'cü darbe girişimi sonrasında Rusya'nın aldığı tavır, bu yakınlaşmayı hızlandırdı.

Şenol ÇARIK >>> Kuşatılan, yönünü yitiren, sorunları yapısallaşan, bölgesinde dışlanan, dış politikada sık sık U dönüşleri yapan, bölge ülkeleriyle gerilimler yaşayan Türkiye'nin geleceği için neler yapılmalıdır sizce?

Barış DOSTER >>> Türkiye'nin izleyeceği tek yol, biricik yol iç ve dış siyasette, eğitimden sağlığa, tarımdan dış politikaya kadar Atatürk Cumhuriyeti'nin kurucu felsefesine, kuruluş ilkelerine, son dönemlerin moda deyimiyle fabrika ayarlarına dönmesidir.

Söyleşi : Şenol ÇARIK - 09 Mart 2017 - Odatv

“Azizim, Türkiye Kime Kalacak Dersin? Avrasya mı? Atlantik mi?” 

Türkiye; Atatürk'ten uzaklaştıkça, Cumhuriyet Devrimi'yle arasına mesafe koydukça yönünü yitirdi. Şimdilerde yönünü arıyor.

Emperyalizm içeride ve dışarıda, politik ve ekonomik araçlarla, PKK, IŞİD, FETÖ gibi terör örgütleriyle saldırdıkça, Türkiye bocalıyor. Doğu ile Batı, Avrasya ile Atlantik arasında daha çok sıkışıyor. Jeopolitik konumuna, stratejik önemine, toplumsal ihtiyaçlarına, milli hedeflerine uygun siyaset geliştiremiyor. Tarihsel köklerinin olduğu, enerji bağımlılığı yaşadığı, üç büyük ekonomik ortağından ikisinin bulunduğu Doğu ile; politik, diplomatik, güvenlik bağımlılıklarının olduğu Batı arasında ikilem yaşıyor.

AKP iktidarında “Büyük Ortadoğu Projesi Eş Başkanlığı” ile başlayıp, “Stratejik Derinlik” ve “Komşularla Sıfır Sorun” ile devam edip, “Değerli Yalnızlık” ile sonuçlanan dış politika, mutlaka ve her zaman ABD'nin kazanacağına göre konumlandığı için, değişen dünya ve bölge dengelerini tahlil edemiyor. Türkiye'nin devlet kapasitesine, ekolojik hakimiyetine, hegemonya kabiliyetine, güç unsurlarının çapına bakmadan, “bölgenin sözcüsü, İslam aleminin öncüsü, Ortadoğu'nun lideriyiz” gibi büyük sözler etmenin, hayatta karşılığının olmadığı, çok acı derslerle görülüyor.

Bu kitap işte bu sorunların nasıl çözüleceğini tartışıyor.

Yazarlar

Partly cloudy

12°C

Istanbul