balyoz_mahkemesi225

'Darbe'nin Gerekçesi'!

İmzanın gerçek olduğu söyleniyor.

Altına atılmış.

Önce ‘AKP ve Fetullah’ı bitirme planı’ demişlerdi.

Sonra ‘İrtica eylem planı’.

Şimdi ‘Siyasete komplo planı’ diyorlar; ne demekse..

Halk arasında da ‘darbe planı’ deniliyor.

Bu imzanın, yaş ya da kuru, Türkiye’de Alaca Karanlık eylemlerine karşı bir eylem planı için atılmış olduğu ileri sürülmekte.

Dinin politikaya alet edilmesini engellemeye yönelik bir plan.

Fetullah’ın cumhuriyeti yıkmaya yönelik çabalarına bir önlem.

Ulusun birliğini ve ülkenin bütünlüğünü korumaya yönelik bir tasarının altına atılmış.

Ne var bunda?

Hah plan iyi hazırlanmamış, önlemler iyi seçilmemiş ve tasarı destek bulmamış olabilir.

O nedenle imza benim değil, ya da imzalamaktan vazgeçtim falan denilebilir.

Ancak, bu ülkede Alaca Karanlık Partisinin tüm eylemlerine karşı bir eylem planı olsa da imzamı atsam diye bekliyorum doğrusu.

İrticaya karşı bir eylem olsa da katılsam;

Fetullah’ın örgütünü olanağım olsa da dağıtsam..

İmza değil kazmamı da koyarım bu yola.


Cenene türü televizyon baykuşları ile yeni yetme gazeteciler de bunun ‘demokrasiye darbe’ olduğunu bağırıyorlar.

Şimdi şu demokrasi denilen şey, faşist Alaca Karanlık Hükûmeti midir; irtica mıdır; dinin politika elinde değerini yitirmesi midir?

Fetullah’ın halife olma aracı mıdır demokrasi?

Dr Recep’in padişah olma aracı mı?

Cumhuriyet’i yıkma aracı mıdır; ülkenin bölünme aracı mı?

Nedir?

Bu imzanın altına atıldığı ‘eylem planı’ ne denli bozuk hazırlanmış olursa olsun bütün bu sayılanlardan daha masun, daha insancıl ve daha demokratiktir.

O plana karşı çıkan tüm televizyoncu, gazeteci, politikacı, paracı-pulcuya karşı bir babayiğit kalmadı mı şu ülkede?

Alaca Karanlık Hükûmeti’ne karşı, irtica ve Fetullahçı örgütlenmeye karşı, dinin politikaya alet edilmesine karşı bir ‘eylem planı’ olsa da imzalasam diyecek.

Kıvırtmadan..

Adam gibi.

İmza benim değil ama getirin imzalayayım diyebilecek.

Yok mu gerçekten?


*** *** ***

Ekim 2009 böyle yazmışım.

Şimdi Ocak 2013’tür ve ‘Balyoz Davası’nın ‘karar gerekçesi’ açıklanmıştır.

‘Dava’yı bir yana koyalım. ‘Boş’ gerekçeleri de başlarında paralansın.

‘Mahkeme’ de, ‘özel savcı ve yargıçlar’ da şöyle dursunlar.

Eğer böyle bir ‘plan’ olsa ve uygulansa idi.

Milletvekili bile olamayan Recep Erdoğan başbakan olamasa idi.

Yine Ahmet Davutoğlu ne milletvekili ne bakan..

Terör böyle azdırılıp, Abdullah Öcalan’ın ayağına gidilmemiş olmayacak değil mi idi?

Suriye ile dost kalınmayacak mı idi?

Barzani bir ‘devlet başkanı’ gibi karşılanmayıp, Irak Türkmenler’inin ayağına gitmeyecek mi idi?

On yılldır satıp savrulan kamu mallarımız, fabrika ve limanlarımız yerlerinde kalmayacak mı idi?

Türkiye’nin dış borcu 200 milyar dolarlarda kalıp, 700 milyar dolarlara çıkmayacak değil mi idi?

Türkiye’de Türk-Kürt ayırımı bir yana, kardeş kardeşe bu denli ‘düşman’ kesilmeyecek değil mi idi?

Sayın sayabileceğiniz kadar, ‘keşke olmasa idi’leri...

Ve şimdi, keşke böyle bir ‘plan’ olsa idi diye yerinmeyecek idik.

Hah şimdi daha ‘daha iyi bir program’ımız olabilir.

Basra harab olduktan sonra!

Atalarımız boşuna  ‘zararın neresinden dönülse orası kardır’ dememişler..

Değil mi yoksa?

Habip Hamza ERDEM - 07 Ocak 2013

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Sunny

20°C

Istanbul