gilets jaunes triompheront3 1

Sarı Yelekliler ve milliyetçilik

Küreselleşme gemisi ilk önce kendi vatanında, Amerika Birleşik Devletleri’nde su almaya başlamıştı.

Geminin kaptanı Hillary Clinton seçimi kazanacağından çok emindi. Ülkenin medyasının yüzde 90’nı, savaş yanlısı Pentegon’u, CİA’sı Clinton’dan yanaydı. Hatta Avrupa Birliği’nin küreselleşmeci liderleri de. Donald Trump’a kimse şans tanımıyordu.

Clinton, Batı Asya’da terörizmin (FETÖ-PKK/PYD-IŞİD) destekçisi, Rusya düşmanı, savaş kışkırtıcısı ve neoliberalizmin en ateşli savunucusu bir adaydı. Trump, aykırı şeyler söylüyordu: Suriye’de IŞİD’e karşı mücadelede Rusya ile işbirliğini savunuyor, ABD’nin oldukça ağır borçları nedeniyle dünyanın her yerinde müdahaleci bir politika izleyemeyeceğini, Suriye’den çekileceğini, NATO’yu değiştirmek istediğini, Paris İklim Anlaşmasını gözden geçireceğini açıklıyordu. «Önce Amerika» diyordu.

Trump, iflas eden küreselleşme ve onun neoliberal politikalarının yoksullaştırdığı, toplumsal yapının dışına ittiği, küçümsediği ve hor gördüğü kesimlerin oylarıyla seçildi. Sözü dönüp dolaştırıp gene Sarı Yeleklilere getireceğim. 2 aydır, tam tamına 9 haftadır eylemler hız kesmeden, aksine giderek radikalleşerek ve devletin sembollerini hedef alarak büyük bir toplumsal isyana dönüşmenin arefesinde.

KÜRESELLEŞME KARŞITLARI...

Şöyle bir benzetme yapsak abartmış mı oluruz ? ABD’de Trump’a oy verenler ABD’nin Sarı Yeleklileri’dir. Yani küreselleşmenin kurbanlarıdır. Küreselleşme özelleştirmelerle halkı kamu hizmetlerinden mahrum bırakmaktır, işsiz bırakmaktır, sosyal haklarını tırpanlamaktır, iş güvencesini yok ekmektir. Bunun yanında; Sermaye dolaşımının önündeki tüm engelleri kaldırmaktır, yatırımları iş gücünün ucuz olduğu ülkelere kaydırmaktır, ulusal kimliği ve tarihi yok etmektir. Kısaca ulus devletleri ortadan kaldırmanın adıdır. İşgalciliktir, savaştır, kandır.

Kendi halkını yoksullaştıran, Batı Asya ve Afrika’yı kan gölüne çeviren bu politikaların sahipleri yenilmişlerdir. Trump aslında iflas eden küreselci neoliberal politikaların bir sonucudur. ABD’nin Sarı Yeleklileri Trump’a oy vererek küreselci, neoliberal ve savaş yanlısı aday Clinton’u cezalandırmış oldular. Ama bu iki kamp arasında bugün kıyasıya bir kapışma yaşanıyor. Bırakalım onlar birbirini yesin.

MİLLİYETÇİLER...

Küreşelleşme karşıtlığı doğal olarak milliyetçi akımların ortaya çıkmasına ve var olanların gelişmesine yol açmıştır. Ülke içinde aşırı sağ söylemlere sahip (yabancı düşmanlığı), ulusal egemenliği ve kimliği ve ekonomik korumacılığı öne çıkaran programlarla en alt kesimlere hitap eden, dış politikada müdahaleciliğe karşı çıkarak ülkelerinin çıkarları doğrultusunda Rusya gibi, Çin gibi jeostratejik ve ekonomik devlerle işbirliğini savunan oluşumları ortaya çıkarıyor. Bu tür oluşumlar halkı kendine çekiyor.

Örneğin İtalya’da iktidarı paylaşan 5 Yıldız Hareketi (M5S) ve Lig partisi seçmenleri de İtalya’nın Sarı Yeleklileridir. Avusturya'da muhafazakar Halk Partisi (ÖVP) ve aşırı sağcı Özgürlük Partisi'nin (FPÖ) koalisyonundan oluşan hükümetin seçmenleri de öyle. Milliyetçi partiler İspanya’da, Almanya’da, Hollanda’da ve Belçika’da henüz iktidarda değiller ama bu partilerin üye ve taraftarları da Sarı Yeleklelirdir.

Elbette her ülkenin kendi özgün yapısını, partilerin programları ve seçmenlerin sosyokültürel konumlarını ayrı ayrı analiz etmek gerek. Ben şuna dikkat çekmek istedim: Özellikle, Batı’da küreselci neoliberal programları savunan partiler bir bir iflas ederek iktidarı kaybederken, küreselleşme karşıtı milliyetçi partilerin büyüdüğüne ve iktidara geldiklerine tanık oluyoruz. Bu partilere «ırkçı», «faşist» damgasını vurmak kolaycı bir anlayıştır. Burların içinde elbette yabancı düşmanlığı yapan hatta ırkçı söylemlere sahip partiler var, ama bu partiler kitleselleştikçe ve iktidara yürüdükçe kendilerine çeki düzen verdiklerini görüyoruz. Dünyadaki yeni saflaşmada doğru tarafa yöneldiklerini görüyoruz.

HALK HAREKETİ...

Gelelim Sarı Yeleklilerin vatanı Fransa’ya. Yukarda bahsettiğim partilerin benzeri Marine Le Pen’in Ulusal Birliktelik partisi. Bugün yüzde 24 ile Fransa’nın birinci partisi durumunda. Sarı Yeleklileri en çok destekleyen parti. Sol uçtaki Melanchon’un partisi de var (yüzde 12) ama Sarı Yelekliler hareketi sol bir hareket değil ; yani « sol » kavramına sığmayacak çeşitliliğe sahip. İçinde solcular olmakla birlikte sağ bir halk hareketi demek daha doğru olur. Bunun için ABD, İtalya, Avusturya ve milliyetçi partilerin geliştiği diğer Avrupa ülkelerini örnek verdim. Yakından bakalım ; bütün bu ülkelerde sistemin sağlı sollu merkez partilerinin eridiğini göreceksiniz. Örneğin Fransa’ son 10 yılda iktidar olmuş Sarkozy’nin partisi Cumhuriyetçiler’in Avrupa Parlamentosu için yapılan anketlerde  yüzde 8, Sosyal Demokrat Sosyalist Parti’nin yüzde 7 oy oranına sahip olduğunu görüyoruz.

 Ali Rıza TAŞDELEN – 14 Ocak 2019 – Aydınlık Paris

Yazarlar