ali riza tasdelen

Avrupa Yapay Zekâ’nın neresinde?

Yapay Zekâ’nın günlük yaşamımıza girmesi neredeyse 30 yıl oldu.

Özellikle, 90’lı yılların başında kişisel bilgisayarların (L'ordinateur personnel/personal computer-PC), 2000’li yıllarda “akıllı” telefonların yaşamımızın bir parçası olmasıyla geniş kitleler Yapay Zekâ ile tanıştılar. Bugün artık bu teknoloji çok daha ileri boyutlara ulaşmıştır. Güvenlik, savunma, sağlık  daha da önemlisi (ve en çok tartışılan) üretimde ve hatta savaşlarda asker olarak kullanılacak robotlar.

AVRUPA, ABD VE ÇİN’İN GERİSİNDE...

Avrupa, Yapay Zekâ’nın araştırılması ve kullanımında epey yol alan ABD ve Çin’i yakalamanın peşinde. Sanayi Devrimi’nin beşiği Avrupa (1. ve 2. Sanayi Devrimi- endüstrinin makineleşmesi ve seri üretime geçilmesi) 3. Sanayi Devrimi olarak bilinen bilişim ve elektronik sistemlerin kullanılması ve 4. Sanayi Devrimi olarak adlandırılan yapay zekâlı makine ve robot teknolojilerin üretilmesi ve bu teknolojilerin araştırılması konusunda ABD’nin gerisinde kalmıştır.

Bugün, bu alanda,  ABD’nin rakibi Avrupa değil Çin’dir. Öyleki Çin önümüzdeki 5-10 yıl içinde ABD’yi geride bırakacak potansiyele sahiptir. Daha 5-10 yıl öncesine kadar Yapay Zekâ ile ilgili dünyanın gözü Silicon Valley’deydi. Bugün, Şangay Yapay Zekâ teknolojisinin merkezi olma yolunda. Eylül sonunda Şangay’da düzenlenen Uluslararası Yapay Zekâ Konferansı’na 40 ülkeden şirket yöneticileri ve uzmanlar katılmıştır.

FRANSA’NIN YAPAY ZEKA POLİTİKASI...

Fransa, Avrupa’nın Yapay Zekâ teknolojisi alanında ABD ve Çin’den bağımsız kendine has bir sistem oluşturmasını savunuyor ve son aylarda yoğun bir şekilde Yapay Zekâ’yı tartışıyor.

Yapay zekâ’nın tanımı konusunda farklı görüşler var. Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un partsi Cumhuriyet Yürüyüşü (LREM) milletvekili ve matematikçi Cédric Villani’nin hazırladığı “Fransa ve Yapay Zeka” raporunda yapay zekâ’da vurgunun “zekâ”ya yapılmasının yanlış olduğunu ifade ediyor. Villani konuyu “ince, hassas görevleri gerçekleştirmek için tasarlanmış algoritmik, bilgisayar teknikleri bileşimi” şeklinde koyuyor. Alp Hamuroğlu da haklı olarak Aydınlık’taki “Yapay Zekâ’nın getireceği sorunlar” başlıklı yazısına (1 Ekim 2018) düştüğü dip notta Yapay Zekâ adlandırmasının yanlışlığının altını çizmiş ve zekânın canlılara özgü bir özellik olduğunu ifade etmiş.

Fransa’nın, yapay zekâ projesi Villani’ye teslim. Hazırladığı 36 sayfalık raporda Fransa ve dünyada yapay zekâ ile ilgili durum tespiti yapıyor. Önerilerini sunuyor. Aslında diyor “bugün kullanılan algoritmik prensiplerin çoğu 80’li yıllarda vardı ve biliniyordu. Ancak, bugün bilgisayar donanımı, devasa veritabanları ve diğer tanımlanamayan nedenlerle daha verimli bir şekilde kullanılıyor”

ABD’nin 50 yıldır bu alana büyük bütçeler ayırdığı ve son yıllarda Çin’in de neredeyse ABD’yi yakaladığı belirtiliyor. İngiltere dışında kıta Avrupası’nın çok gerilerde olduğu, önemli miktarda bütçeler ayrılmadığını, bırakın Avrupa’nın Yapay Zekâ’ya ayırdığı toplam bütçesini ABD’ninki ile karşılaştırmayı, sadece Google’ün Araştırma-Geliştirme’ye (Ar-Ge) 15 milyar bütçe ayırdığını söylüyor. Fransa’nın ayırdığı bütçe ise 1,5 milyar avro.

Cédric Villani, yapay zekâ ile ilgili bir Ar-Ge programı için üç şeyin gerekli olduğunu söylüyor: 1.  En iyi araştırmacılarımızı (ülkede) kalmaya ve ayrılmamaya teşvik etmeye yönelik söylemler ortaya çıkmalıdır, 2. Bilgi işlem kaynakları, süper bilgisayarlar: "yatırım gecikmesinin ABD ile kıyaslandığında on milyarlarca avro olduğu", 3. Veri tabanları.

Raporda; genç beyinlerin Fransa’dan göç ettiğini, bu alanda büyüyen bazı işletme sahiplerinin Amerikalıların gelip bu işletmeleri satın almasını beklediğini, Google ve Facebook gibi siber sömürgecilerin en yetenekli beyinleri alıp götürdüğü söyleniyor. Çin gibi yapmalıyız; korumacılık ve yurtsever bakış şart. Son zamanlarda ABD de bu yönelim içindedir deniyor.

Ali Rıza TAŞDELEN – 09 Ekim 2018 - Aydınlık Paris

Yazarlar

Mostly cloudy

16°C

Istanbul