ali riza tasdelen

Macron, sabah Merkel akşam Trump ile birlikte!

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 13 Temmuz Perşembe günü Paris’te sabah Almanya Başbakanı Angela Merkel’i öğleden sonra ABD Başkanı Donald Trump’ı ağırladı.

Macron,  Fransa’nın Bağımsızlık günü 14 Temmuz kutlamalarına katılmak üzere Trump’ı davet etmişti. Trump’ın uçağı 13 Temmuz Perşembe sabah Paris’e indi. Aynı saatlerde Almanya Başbakanı Merkel de  Macron ile Elysee Sarayı'nda 19. Fransa ve Almanya Ortak Bakanlar Kurulu toplantısında biraraya geldi. Toplantıdan sonra iki lider ortak basın toplantısı düzenledi.

Macron Merkel’i uğurladıktan sonra Trump ile buluştu. Elysee Sarayı'nda görüşme ve ortak basın açıklamasından sonra Trump çiftiyle Eyfel Kulesi’nin ikinci katında bulunan “Le Jules Verne” restoranınıda birlikte yemek yediler. 14 Temmuz’da da Trump Fransa’nın Bağımsızlık Gününe onur konuğu olarak katıldı.

MACRON’UN ÖNÜNDEKİ YOL AYRIMI!

Cumhurbaşkanı seçilmesinden bu yana, Macron’un AB/Almanya ile ABD arasında git geller yaptığını, Fransa’nın Sarkozy ve Hollande döneminde dış politikada içine düştüğü çıkmazdan ancak Almanya ile ilişkilerini iyileştirmesi ve Atlantik cephesinin yörüngesinin dışına çıkmasışla mümkün olabileceğinin altını çizdim.

Macron’un cumhurbaşkanlığı adaylığı Washington, Brüksel ve Berlin tarafından desteklenmişti. Moskova ise Macron’un karşısında bir tutum almıştı. Fakat Washington, Brüksel ve Berlin aynı cephede değildi. Avrupa Birliği özellikle de Almanya Trump’ın başkan seçilmesiyle ABD ile aralarına mesafe koymuştu. Diğer taraftan Almanya, Sarkozy ve Hollande ile AB’nin inşası konusunda gerekli adımları atamamış ve bu konuda Macron’u bir umut olarak görmüş ve desteklemişti.

Nitekim, Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) Fransa-Almanya ilişkisi üzerine yaptığı yorumda: “Alman hükümeti  uzun zamandır arayıp da bulamadığı ortağını Macron'da görüyor. Hollande ve Sarkozy dönemlerine damgasını vuran şey durgunluk ve başlanan işi sonuna kadar götürmemekti. Fransa bu süreçte ekonomik gelişmeye ayak uyduramazken Almanya sıçrama yaptı ve Almanya'nın AB içindeki konumu daha güçlü hale geldi. Bu durum bugün Almanya'nın hakim konumu olarak algılanıyor.”

ALMANYA’YI ABD İLE DENGELİYOR...

Fransa ABD ilişkisini yukarda belirttiğim veriler ışığında ele almak gerekir diye düşünüyorum. Almanya’nın AB’yi yeniden canlandırmak (yapılandırmak) için Fransa’ya ihtiyacı var. Burada  BM daimi üyesi olması ve Avrupa’nın en önemli askeri ve nükleer gücüne sahip olması Fransa’yı AB’nin geleceği açısından önemli kılıyor. Zaten başından beri Fransa, Almanya ile birlikte AB’nin motor gücü olarak görülüyor.

Fakat, Fransa ekonomik alanda; yüksek işsizliği, sanayi üretimindeki geriliği nedeniyle  Almanya ile eşit koşullarda değil. Fransız burjuvazisi, daha doğrusu Fransız derin devleti, Fransa’nın gerek AB içinde gerekse dünyada kaybettiği yeri tekrar elde etmek için “büyük” oynuyor ve “büyükler klubünün” üyesi olduğunu göstermek istiyor.

Macron seçildikten sonra ilk yurtdışı ziyaretini Almanya’ya yaptı ve ülkesine ilk önce Rusya Devlet Başkanı Putin’i davet etti. Bu tabloyu şimdi de ABD Başkanı Trump’ı Paris’e davet ederek tamamladı.

Macron Almanya ve Rusya ilişkilerini ABD ile dengelemeye çalışıyor. Bir taraftan Almanya ile birlikte AB’nin bağımsız bir savunma gücü oluşturması için çaba harcaması, ortak savaş uçağı üretme projesi başta olmak üzere savunma ve güvenlik alanında iş birliğinin güçlendirilmesi, diğer taraftan ABD ile Ortadoğu’nun şekillendirilmesi, kendi deyimiyle Suriye sorununu çözmek için Fransa’ya en yakın ülkenin ABD olduğunu söylemesi. Hatta Trump ile birlikte Suriye’ye karşı saldırı planlarının içinde olması.

Başta Almanya olmak üzere AB ülkeleriyle ilişkileri bozuk olan Trump ise Macron üzerinden Avrupa’ya giriş yapmak istiyor.

Ali Rıza TAŞDELEN - 16 Temmuz 2017 - Aydınlık Paris

Yazarlar

Sunny

31°C

Istanbul