ali eralp2

Cumhuriyetin Savcıları Nerede?

Savcılara verilen “Cumhuriyet Savcısı” unvanının isim babası, Atatürk’ün Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’tur.

Lozan’da doktora yaptıktan sonra yurda dönen değerli bilim adamı ve politikacı, Atatürk tarafından ‘Hukuk Reformu yapmakla’ görevlendirilir.

Adalet Bakanı bu görevi alınca, “savcı” sözcüğünün önüne bir de “Cumhuriyet” ekler.

Ata’nın huzurunda ‘Hukuk Reformu ve Cumhuriyet savcısı ismi” tartışılırken, Bozkurt’a çok sorular sorarlar. “Cumhuriyet Savcısı” adı üzerine çok tepki alır o ve köşeye sıkıştırılmak istenir…

Adalet Bakanına “Meslek adları içerisinde neden sadece savcılara Cumhuriyet Savcısı” dediği sorulur.

Cumhuriyet Başbakanı,  Cumhuriyet Bakanı, Cumhuriyet Müsteşarı, Cumhuriyet Valisi, Cumhuriyet Büyükelçisi olmuyor da neden Cumhuriyet Savcısı?  

Neden savcılara bu imtiyaz?

Atatürk, Bozkurt’a “Ne diyorsun?” der.

 Bozkurt’un cevabı çok net olur:

“Çünkü öyle zaman olur ki, Cumhuriyeti korumak için başbakandan, bakandan, müsteşardan, validen, büyükelçiden bile hesap sormak gerekebilir. İşte o hesabı soracak olan Cumhuriyet Savcısı’dır.”

Atatürk, gülümseyerek hoşnut kaldığını belli eder. “Devam et Bozkurt” der.

İşte şimdi, değerli devlet adamı Mahmut Esat Bozkurt’un sözünü ettiği o dönemden geçiyoruz.

“Cumhuriyeti korumak için başbakandan, bakandan, müsteşardan, validen, büyükelçiden bile hesap sorulması gereken” bir dönemi yaşıyoruz.

Bu dönemin tüm pisliklerine tanık oluyoruz. Hem de tartışmaya bile gerek kalmayacak kadar açık, seçik bir “ihanet” uygulamasının tam merkezindeyiz.

Türkiye Anayasasına ve yasalarına göre çeşit çeşit suçlar işleniyor. Defalarca “Anayasayı tebdil, tağyir ve ilgaya teşebbüs” girişimleri yapıldı.

Deniz Gezmiş’ler, “Anayasayı tebdil, tağyir ve ilgaya teşebbüs”  suçundan, yani işlemedikleri bir suçtan yargılanıp, idama mahkûm edilmişlerdi. Gerçekte Türkiye’nin bağımsızlığını, bütünlüğünü onlar savunuyordu. Emperyalizme karşı canlarını ortaya koyarak mücadele vermişlerdi.

Şu anda işbaşında bulunan iktidar çeşitli kararları ve uygulamaları ile “Anayasayı tebdil, tağyir ve ilgaya teşebbüs” suçu işlemektedir.

Milletin, halkın fabrikaları, millete sorulmadan “Babalar gibi” satıldı. Sıra geldi şimdi ordunun Mehmetçiğin fabrikalarına… Tank fabrikasına…

Her seçimde oy çalınıyor, seçmen çalınıyor, hile yapılıyor. Bir daireye, tek bir daireye yasa dışı yüzlerce seçmen yazılıyor…

Hem de bunu yargının, yargıçların, savcıların gözünün içine baka baka, milletin gözünün içine baka baka, göstere göstere yapıyorlar.

Muhalefet yıllardan beri seçimden seçime koşuyor, ama iktidarın hilelerine, hurdalarına çözüm bulamıyor.  Önlem alamıyor. Seçimden sonra da hiçbir şey olmamış gibi geçip oturuyor milletvekili koltuklarına. İktidarla birlikte devletin, milletin kesesinden keyif sürmeye devam ediyor.

Bütün bu yasa dışı uygulamalar, olaylar gerçekleşirken, peki, cumhuriyetin savcıları nerede? Ne yapar bunlar?

Örneğin, Cumhurbaşkanı, seçim yasakları içine alınmadı.

TBMM Başkanı, istifa etmeden belediye başkanlığına soyundu.

YSK üyelerinin seçim süreleri dolduğu halde, bile bile uzatıldı. Önümüzdeki seçimi onlar yönetecek. Bu kurul, daha önce de yasalara aykırı olarak, 2,5 milyon mühürsüz zarf ve oy pusulasını geçerli saymıştı.

 Devlet daireleri şeriatçı kişilere teslim edilmiş durumdadır bugün. Devlet, imamlar tarafından yönetilmektedir. Devletin yerini cemaat almıştır. Çeşitli tertiplerin ve tutuklama senaryolarının altında onların parmağı vardır.

Bütün bu işler olup biterken, yüce Atatürk’ün “Cumhuriyeti koruma, kollama görevi”ni verdiği savcılar da ortalarda görünmüyor.

Neredeler, ne yapıyorlar, harekete geçmek için daha neyi bekliyorlar? Bilen yok!..

Cumhuriyet düşmanlarının her yanı veba gibi sarması, soyguncuların, talancıların büyük holdinglerin Türkiye üzerinde söz sahibi olması, mollaların devleti teslim alması, Doğan Öz gibi yiğit savcıların azlığından kaynaklanmaktadır.

Namuslu, dürüst, Atatürkçü savcılar neden susuyorlar? Sustukça sıranın bir gün kendilerine de geleceğini bilmiyorlar mı?

Bu memlekette Cumhuriyeti gerçekten koruyacak, kollayacak savcılar yok mu? Kalmadı mı?

 Nerede o yürekli, yurtsever cumhuriyet savcıları? Nerede o beyaz atlılar? Ne zaman doğacaklar dağların doruklarından Mustafa Kemal’ler gibi…

Ali ERALP – 15 Ocak 2019

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazarlar