ali eralp2

Türkiye Nereye Koşuyor?

Kamu kurumları, fabrikalar satıldı, bir kısmı yabancılara geçti…

El değiştirdi.

Vatan toprakları haraç mezat, kapış kapış gidiyor…

Kapanın elinde kalıyor.

Türkiye’nin en güzel yerlerine Yahudi, İngiliz, Fransız, Amerikalılar çöreklendi…

Artık görkemli malikânelerinin önünden bile geçirmiyorlar Türkleri…

Yabancı korumalar bağırıyor, çağırıyor, saldırıyor…

Bir adım yaklaştırmıyorlar.

Bir de şu banka adlarına bakın:

Finansbank, İNG Bank, Citibank, HSBC vb.

Şu yabancı işyeri adları ise sadece bir caddede görülenler:

“Red Apple, Herry, Trend, Cripino, LC Waikiki, Seven Hill, Porselen Vision, Elegant Home, Computur Center, Fıstık Center, Micro­soft Certified technical Education, Dürüm Land, Nohut Food Center..."

Dürümcünün, nohutçunun adı bile “Dürüm Land’e, Nohut Food Center’a dönüşmüş.   Bunun yanında kara çarşaflı, peçeli türbanlı kadınlar… Kara suratlı adamlar… Suriyeli, Afganlı, Iraklı göçmenler.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                       Yozlaşma, karmaşa almış başını gidiyor. Sahi, burası neresi? Arabistan mı, Irak mı, Afganistan mı, Suriye mi?

Nasıl Türkiye bu? Ülkemizi ne hale getirdiler…

Sevgili Erdal Atabek’in deyişi ile “Türkler kendi yurdunda sürgün” oldu.

Atatürk ve Türkler tarihten silinmek isteniyor. “Tam bağımsızlık, demokrasi, eşitlik, insan hakları, laiklik, Cumhuriyet, vatan” diyeni içeri atıyorlar.

Mütareke yıllarını, işgali yeniden yaşıyoruz.

Bu kez İngilizlerin yerini Amerika, İsrail almış. Ne derlerse o oluyor.

Otur otur… Kalk kalk…

Karşısında hazırolda bekliyorlar.

Kemalist cumhuriyet yok artık. Atatürk, laiklik yok.

Adil yargı yok. Hakkı yenenler, mağdur olanlar, zulme uğrayanlar nereye başvuracaklarını şaşırmış durumdalar.

Ömrü boyunca gericilikle, tarikatçılıkla, yobazlıkla mücadele etmiş yazarlar FETÖCÜ diye yargılanıyorlar. Haklarında onlarca sene hapislik isteniyor.

Halkı, vatandaşı, geçim sorunlarını, üretimi, üretmeyi, istihdamı, uygarlaşmayı, çağdaşlaşmayı bir yana atmışlar…

Pahalılık, enflasyon başını almış, gidiyor.

Yığınlar aç, perişan, işsiz…  

Siyasal İslam iş başında…

Tüm gelirler, hazine, siyasal İslam’ın ülkemizde yapılandırılması için harcanıyor. Sular seller gibi para akıtılıyor.

En büyük bütçe Diyanet İşlerine ayrıldı…

Bu da yetmedi, şimdi tüm okullara mescit yapılıyor. Din derslerinin minderler üzerinde, mescitlerde verileceği söyleniyor. Küçücük çocuklar mescitlere doldurulacak…

Peki, 15 milyon Alevi nüfusumuzun çocuklarını ne yapacağız? Onlar için de okullarda Cem evleri mi açacağız? Onlar da 1400 yıldan beri Cem evlerinde ibadet yapıyorlar.

Nasıl olacak bu iş?

Ateist, deist, Şii çocukları da var… Onların inancını nereye koyacağız? Anayasamızda açık açık belirtilen “laiklik” yasasına ters düşmeyecek mi bu çalışmalar? Bu girişimler halkımız arasında ayrışmaya, kavgalara, çatışmalara neden olmayacak mı? Ülkemizin birliğine, bütünlüğüne zarar vermeyecek mi?

Zaten bugünkü ortamda herkes birbirine düşman… Ellerine geçse birbirini boğazlayacaklar. Vatandaşlar kamplara ayrılmışlar.

Hem de bu kadar aç, yoksul insan yaşarken ülkemizde, okullara mescit açmanın sırası mı şimdi?

Siyasal İslam, Hak, Hukukla topla oynar gibi oynuyor… Devlet yönetmeyi o, çocuk oyuncağı sanıyor.

Siyasal İslam, ülkeyi cemaat yasaları ile yönetmeye çalışıyor.

Ama bu iş bu kadar basit değil.  

Yedi bin yıllık Türk devleti cemaat yasaları ile yönetilemez... Yedi bin yıllık Türk devleti aşiret yasaları ile yönetilemez.

Adım adım, sonlarını hazırlıyorlar. Adım adım sona yaklaşıyorlar.

Onlar her geçen gün yerlerini biraz daha sağlamlaştırdıklarını sansalar bile akıbetleri tüm halk düşmanı iktidarlar gibi olacaktır…

Ali ERALP – 12 Aralık 2018

Yazarlar