ali eralp2

Bu ülkede Okumak Ve Düşünmek Suç…  

16 seneden beri AKP iktidarı, bu yasayı temel aldığı için varlığını sürdürüyor. Sürdürebiliyor.

Bir zamanlar, Prof. Dr. Bülent Arı, Sebahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcılığı görevini yürüttüğü sırada, katıldığı bir TV programında cahilliği ve cehaleti överek şunları söylemişti:

“Bizde de şimdi okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor. Ben açıkçası korkuyorum…

Ben daha çok cahil ve okumamış tahsilsiz kesimin ferasetine (anlayış-sezgi) güveniyorum bu ülkede. Yani ülkeyi ayakta tutacak olanlar, okumamış, hatta ilkokul bile okumamış, üniversite okumamış cahil halktır…

Türkiye'nin okumuş kesimi, profesörlerden başlayarak geriye doğru en tehlikeli olanlar üniversite mezunları. Olayları en rahat okuyanlar ilkokul mezunları. Çünkü zihinleri berrak. Üniversite ve sonrası durum çok vahim çünkü gidişatı okuyamıyorlar, zihinleri bulanık. Sultan Hamid devrine geri dönelim…”

Bu sözleri söyleyen bir profesör. Tahsil görmüş, okumuş, çeşitli aşamalardan geçerek, şimdiki konumuna gelmiş PROF.

Bu adam, daha sonra YÖK Denetleme Kurulu üyeliğine atandı.

Ne demişti Karl Marks:

“CEHALET, AYRICALIKLI SINIFIN ELİNDE, USTACA KULLANDIĞI BİR SİLAHTIR…”

AKP şimdi yönetimiyle, adamlarıyla, PROF’larıyla bu sözün uygulamasını yapıyor…

Türkiye’yi Ortadoğu’nun geri, ilkel ülkelerine benzetmeye çalışıyor…

Ama bu ülkelerin insanları Batı’ya sığınmak için canlarını ortaya koyuyorlar. Yokluktan, yoksulluktan, baskıdan kaçmak için denizlerde boğuluyorlar.

Avrupa’dan, uygar ülkelerden kaçıp Ortadoğu ülkelerine sığınmak isteyen tek kişi gördünüz mü siz?

Ne kadar çok cahil, o kadar çok servet…

Ne kadar çok cahil, o kadar çok makam, mevkii…

Ne kadar çok cahil, o kadar çok saray, saltanat… Vee ne kadar çok cahil, o kadar uzun iktidar…

Haksızlıklara, hukuksuzluklara, yalana dolana, talana vurguna isyan etmeyen, karşı çıkmayan, direnmeyen ve kuzuların sessizliğine bürünen bir toplum istiyorlar.

Bunlar düşünen insan istemiyorlar.

Oysa ne demişti Descartes:

“Düşünüyorum, öyleyse varım…”

Bu söz Türkiye’de, “Düşünüyorum öyleyse vurun”a dönüştü.

İlhan Selçuk Ağabey’in kitabının adı da buydu: “Düşünüyorum, Öyleyse Vurun.”

Düşünene vurdular. Karşı çıkana vurdular.

Düşünmek yasak Türkiye’de. Hakkını aramak, örgütlü toplum olmak yasak. Suç. Hem de suçların en büyüğü. 

Gerçekleri ortaya koymayacaksın. Gerçekleri konuşmayacaksın. Doğruları söylemeyeceksin. Hırsızları, talancıları, vurguncuları, hayali ihracatçıları görmeyeceksin. Hele hele vatan satıcılarını, vatan bölücülerini, emperyalizmin kurşun askerlerini, emir erlerini, yeni mandacıları hiç görmeyeceksin.

Bir zamanlar Celal bayar Üniversitesi Rektörü Mehmet Pakdemirli, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın Celal Bayar Üniversitesi'ni 2010 yılı Aralık ayında ziyaretini protesto eden ve "Biz görevi Atatürk'ten devraldık" diyen TGB Merkez Yönetim Kurulu üyesi Erdem Özdemir’e şunları söylemişti:

“Size düşünmek yasak, düşünemezsiniz, cumhuriyeti savunamazsınız, özgürlükten, tam bağımsızlıktan söz edemezsiniz, hele hele Atatürk’ten hiç görev alamazsınız. Size düşmez bu. Ben istersem veririm bu görevi, istemezsem vermem. Uslu çocuklar olacaksınız, uslu çocuklar gibi duracaksınız. Vatan, millet, bağımsızlık sizin işiniz değil. Kesinlikle yumurta, slogan atmayacaksınız. Taahhüt ediyorum, atarsanız, ben de sizi atarım...”

Bu olaydan sonra o öğrenci okuldan atılmıştı…

İşte bu koca koca profesörlerin yönlendirmesi ve AKP iktidarı sayesinde bu günlere geldik.

Türkiye bir “Korku İmparatorluğu’na dönüştürüldü.

Ne var ki halkımız imparatorun buyruklarını dinlemiyor.

Onlar, tüm okulları imam hatiplere dönüştürdükçe, aileler çocuklarını başka okullara yönlendiriyorlar. Bu sene imam hatiplere ayrılan öğrenci sayısı yarıya düştü. Okullar dolmadı.

İnançlı çocuklar yetiştirmenin yanında bilime de önem veriyorlar. Onlar bilime, çağdaşlığa öncelik tanıyorlar.

İşin özeti şu: Bu tür yönetimler, Hitler gibi, Mussolini gibi geçici başarılar elde etmiş olsalar bile, sonları her zaman için kötü olmuştur, hüsranla sonuçlanmıştır.

12 Mart’larda, 12 Eylül’lerde gençleri, aydınları hapishanelere doldurdular, 17 yaşındaki çocukları idam ettiler de ne oldu? Tarihin akışını geriye çevirebildiler mi?

Hele hele, Atatürk gibi yüce, büyük bir devlet adamı yetiştiren bu ülke asla buna izin vermez. Ne demişti Mustafa Kemal Atatürk:

“Düşünceler; şiddetle, topla, tüfekle asla öldürülemez.” 

Biz bunu biliriz, bunu söyleriz.

Ali ERALP – 04 Ağustos 2018

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Cloudy

16°C

Istanbul