ali eralp2

Toplumun DNA’sını Bozdular…

Toplumun yapısını, geleneklerini, göreneklerini, karakterini değiştirdiler.

DNA’sını bozdular.

Nasıl bozulmasın ki?

Bir ülkede 5 milyonun üzerinde mülteci yaşarsa, bu bozulma az bile…

Aslında bu değişimin gerçek sonucunu ve ne getirip ne götüreceğini 3-5 yıl sonra göreceğiz. Çünkü bu vatansız yaratıklar kediler, köpekler, tavşanlar gibi ürüyorlar, çoğalıyorlar…

Doğanlar da enternasyonal, uluslararası bir yapıya sahip oluyor(!!!) Ne Türk, ne Suriyeli…

Resmi rakamlara göre kayıtlı göçmen sayısı 3,5 milyon. Ama bu sayı 5 milyonun üzerinde.

Her milletten insan var ülkemizde, çok şükür!…

Dünyadaki mültecilerin yarısı Türkiye’de yaşıyor. Yakında bunlara Afrikalılar da katılırsa, sakın şaşırmayın. Gidiş o yöne doğru çünkü…

Erdoğan, ''Hepimizin Afrikalının kanaatkârlığından öğreneceği çok şey var.''  'Afrika büyük bir öğretmendir. Hepinizin Afrika'nın hoşgörüsünden öğrenecek çok şey var. Kıtanın bu zenginliğinin uluslarası alanda da hak ettiği ilgiyi görmesini istiyoruz. Afrikalı kardeşlerimizin birikimlerinden de istifade etmeye gayret ediyoruz. Ortak noktalarımızın çok daha fazla olduğuna inanıyorum.

''Güney Afrikalı girişimcileri ülkemize davet ediyorum.''

Arkasından da Güney Afrikalıları vatandaş yapmak için ülkemize davet ederse sakın şaşırmayın.

Çünkü ülkemizde artık her şeye tek adam karar veriyor. Toplumun yarısından fazlası ne düşünürse düşünsün onun umurunda bile değil…

Peki, neden yapıyor bunu AKP iktidarı ve başındaki başkan? Neden büyük bir istek ve şevkle bu cahiller, vatansızlar sürüsünü başımıza topluyor? Bela ediyor?

Hedef, amaç çok açık…

“Türk ve Türklük kavramının yerine topluma ümmet kavramını ve anlayışını kabul ettirmek…” Mülteciler buna dünden razı…

Zaten bir röportajda ülkemize sığınan bir Afrikalı göçmen, “Ümmet toplumu olabilmek için referanduma destek veriyorum ve ben Recep Tayyip Erdoğan’ı tüm İslam âleminin lideri olarak görüyorum…” demişti.

Sanki babasının memleketiymiş gibi biz Türklerin geleceğine yön verecek bu ilkel adam...

Bazı kentlerimizin sokaklarında yabancılar Türklerden daha fazla. Bir kısmı perişan. Bir kısmı plajlarda nargile çekerek, keyf çatıyor…

İşyeri açıp, Türklerden çok kazananlar da var.

Türk toplumu melezleşti. Karıştı… Kozmopolit bir yapıya ulaştı. Suçlar, suç işleyenler çoğaldı.

Yargı af dileyen, boynunu büküp saygı gösterileri yapan katillere, tecavüzcülere, kapkaççılara, çocukların ırzına geçip onları öldürenlere ceza indirimi yoluna gidiyor. Bu ise toplumda suç makinelerinin daha seri ve hızlı çalışmasını sağlıyor…

Son yıllarda fuhuş ve uyuşturucu katlanarak arttı. Çocuk pornosunda dünyada baş sıralardayız…

2002’de kadın cinayeti sayısı 66 iken, bu rakam,  günümüzde 5 bin 406 oldu…

Türkiye tacizciler, tecavüzcüler, katiller cehennemine dönüştü.

Sanayide, tarımda, üretimde gerileme, küçülme yaşanırken, fuhuş ve uyuşturucu 17 misli, boşanmalar 28 misli, kadın cinayeti büyük bir patlama ile 14 yılda, 5 bin 406 rakamına ulaştı…

Bu patlamanın nedenini her şeyden önce AKP’nin dinci - kinci ahlak, kültür anlayışında, eğitim programlarında aramak gerekir…

Bu patlamanın nedenini her şeyden önce AKP’nin hiç eksilmeyen, devamlı artan Atatürk, Cumhuriyet, uygarlık düşmanlığında ve laik düzen yerine şeriat düzenini Türkiye’ye yerleştirmeye çalışan çağ dışı zihniyetinde aramak gerekir…

Bu patlamanın nedenini her şeyden önce dünyaya sadece din penceresinden bakan politikacılarda aramak gerekir…

16 yılda Atatürk’ün Tevhid-i Tedrisat, yani ÖĞRETİM BİRLİĞİ düzenlemesinin altından girip üstünden çıktılar. Bu çağdaş eğitim yasası ile yasaklanan medreseleri, tarikatları, tekkeleri yeniden açtılar. Hayatta en hakiki yol gösterici bilimi, fenni okullardan kapı dışarı ettiler.

Çağdaş, laik, demokratik eğitimin yerine beyinleri hurafelerle doldurup, kindar ve dindar bir nesil yetiştirmek için kolları sıvadılar.

Türkiye artık sadece sapıkları, sapıklıkları, tecavüzleri konuşuyor. Tacizci haberleri ile yatıp, tecavüzcü haberleri ile kalkıyor…

 “6 yaşındaki kızlar evlenebilir mi, evlenemez mi?  Anaların diz kapağı cinsel tahrik edici midir, değil midir? Babalar kızlarını şehvetle kucaklayabilir mi, kucaklayamaz mı?” konuşuyor…

Her sabah “İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi, özümden çok sevmektir…” ANT’ını okuyan 9 -10 yaşındaki çocukları, okulların aydınlık, sağlıklı arkadaşlık ortamlarından alıp vakıfların, tekkelerin karanlık, izbe, gizli evlerine attılar…

Onları oyun, arkadaşlık, dostluk, uygar ilişki ortamından çekip, cendereye soktular, baskı altına aldılar, küçücük dünyalarını ses geçirmez duvarlarla ördüler… Yaşamlarını kararttılar… Onları sapıklar karşısında korumasız, savunmasız bıraktılar… Sonuç ortada…

Suç patladı…

İşte Türkiye’nin Manzara-i umumiyesi… İşte Türkiye’nin acıklı hali…

Artık Türk milleti için Atatürkçü bir devrimden başka bir kurtuluş yolu kalmamıştır…

Ali ERALP – 31 Temmuz 2018

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yorumlar   

0 #1 Gönül Pınar Atacı 10-08-2018 18:22
Baştan sona güncel ve nesnel, derin bilimsel ve gerçek vatansever, tümüyle MUHTEŞEM ve MÜKEMMEL bir analiz ve sentez. Yurdun ve ulusun sürüklenmiş bulunduğu ulusal ve toplumsal felaketin ve çöküşün tamamen somut belgelerini ve göstergelerini içeriyor. Bu felaketin ve çöküşün sorumlularını ve suçlularını teşhir ve telin ediyor. Tek çıkış ve kurtuluş yolunun ATATÜRK'çü bir devrim olacağını vurguluyor. Çok değerli yazarı sevgili Ali ERALP'i eline, diline, kalbine ve kalemine sağlık dileyerek kutlamak gerek.
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Mostly cloudy

16°C

Istanbul