ali eralp2

"Namuslu Olmak, Ne Zor Şeymiş Meğer… (2)

Sabahattin Ali bir konuşmasında şöyle der:

"Namuslu olmak, ne zor şeymiş meğer? Bir gün Almanların pabucunu yalayan, ertesi gün İngilizlere takla atan, daha ertesi gün de Amerika’ya kavuk sallayan soysuzlar gibi olmak istemedik. Yalnız ve yalnız bir tek milletin önünde secdeye vardık. O da kendi cefakeş milletimizdir.

Meğer ne büyük günah işlemişiz! Kanunlu, kanunsuz baskılar altında ezile ezile pestile döndük. Bugünün itibarlı kişileri gibi kese doldurmadık, makam peşinde koşmadık. İç ve dış bankalara para yatırmadık, han apartman sahibi olmak, sağdan soldan vurmak ve milleti kasıp kavurmak emellerine kapılmadık. Bütün kavgamızda kendimiz için hiçbir şey istemedik. Yalnız ve yalnız, bu yurdun bütün yükünü omuzlarda taşıyan milyonlarca insanın derdine derman olacak yolları araştırmak istedik…”

Vatansever yazarımız, bu konuşmasında bir NAMUS tanımı yapıyor. Gerçekten dürüst, namuslu bir insanın nasıl olması gerektiğini anlatıyor…

Namus kavramı AKP’nin iktidar döneminde çok değişti. Yozlaştırıldı. Kısıtlandı. Dar bir çerçevede anılır oldu.

Namus ya türbanın altına saklandı ya da iki bacak arasına hapsedildi.

Eşini, dostunu, anasını bacısını türbana sokan kişi kendisini namuslu ilan etti. Bununla yetindi… Türkiye’de meydana gelen namussuzlukları ya görmezden, duymazdan geldi ya da namussuzluktan saymadı…

Örneğin hırsızlığı, yolsuzluğu, vatan hainliğini namus kavramının dışında algıladı. Rüşvet almayı, rüşvet vermeyi namussuzluk kavramının içine sokmadı…

“Yapsın, yapsın da yesin…” dedi…

Suçu işleyenler bir din vakfının ya da cemaatin adamıysa ona sessiz, tepkisiz kaldı. Karşı çıkmadı.

Suçu işleyenler 5 vakit namaz kılıp, 25 vakit soygun da yapsa, bu olaylar karşısında “Onlar dini bütün adamlar, yapmazlar” deyip susmayı tercih etti…

Ensari Vakfında ortaya çıkan “45 çocuğa tecavüz” olayı karşısında dut yemiş bülbüllere döndü…

Bu mudur namus, bu mudur dürüstlük?

Akıl tutulması yaşanılan bir dönemden geçiyoruz…

Bazı yazarlarımız, bazı aydın kişiler bile hırsızlara, katillere, vatan hainlerine yandaşlık yapan, destek olan politikacıları “O doğru insandır, çalmaz, çırpmaz, hırsızlık yapmaz…” sözleri ile temize çıkarmaya, politik yanlışlarını, ihanetlerini örtbas etmeye çalışıyorlar.

Oysa hırsızın yandaşı da hırsız kadar suçludur, katile yardım ve yataklık yapan da katil kadar suçludur…

İnsanlar, yaşamlarının her alanında namuslu olmak,  yaşamlarının her alanında namus yasasının kurallarına uymak zorundadırlar.

Çünkü yaşam bir bütündür… Namus bir bütündür…

Namus sadece “Bekâret ve kadın cinselliği ile” sınırlanamaz…

İnsanlarımız sadece kadın ve erkek ilişkisinde değil, vatan savunmasında, demokrasi alanında, ticarette, adalette, kardeşlik ve dostlukta, milli sorunlarda namuslu davranmak, namussuzlara ve namussuzluklara karşı çıkmak zorundadırlar…

Her yapılanı, her söyleneni kabul etmemelidirler…

Başta din sömürüsü olmak üzere her çeşit sömürüye karşı mücadele bayrağını yükseltmelidirler… Her çeşit cinayete, katliama karşı direnmelidirler…

Yalana, yalancıya, halkı yalanlarla dolanlarla aldatıp, sadece çıkarını düşünenlere karşı direnmelidirler.

1954 doğumlu bir adam çıkıp da Ben “CHP'nin tek parti döneminde 75 kişilik sınıflarda okudum” dediği zaman ona inanmamalı ve karşı çıkmalıdırlar. Çünkü 1954 yılında iktidarda DP vardı ve o adam o zaman yeni doğmuştu.

1954 doğumlu bir adam çıkıp da “Süleyman Demirel Üniversitesi'ni biz kurduk” dediği zaman ona inanmamalı ve karşı çıkmalıdırlar. Çünkü Süleyman Demirel Üniversitesinin kuruluş tarihi 1992’dir

Fransız İhtilalinin düşünürü Jean Jacques Rousseau, “Toplumlar hak ettikleri şekilde yönetilirler…” der.

Napolyon Bonapart: “Dünyanın çok acı çektiğini görüyorum. Ama bunun nedeni, kötü insanların uyguladığı şiddet değil, iyi insanların suskunluğudur...” der.

2002’de ek­me­ğin ki­lo­su 1.03 TL, 1 lit­re ben­zin fi­ya­tı 1.66 TL,1 lit­re mo­to­rin fi­ya­tı 1.30 TL ve 1 kw/sa­at elek­trik fi­ya­tı 15.8 ku­ruş iken bu fiyat bugün 6-7 kat artmışsa,

Tür­ki­ye’de her 100 ki­şi­den 40 - 45’i si­gor­ta­sız ça­lı­şı­yorsa… İş­çi ölüm­le­rin­de Av­ru­pa bi­rin­ci­si­ysek…

Ve sen bütün bu olanlar karşısında suskunluğunu, sessizliğini, tepkisizliğini sürdürüyorsan, senin, hiçbir zaman yakınmaya, yoksulluğunu, çaresizliğini anlatmaya hakkın yoktur…

Ve bu demektir ki sen: “HAK ETTİĞİN ŞEKİLDE YÖNETİLMEKTESİN…”

Hele hele Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi: “Vatan ve milletini satan, dinden, imandan ve namustan asla bahsedemez...”

 Ben de bu değerli söze şunu ilave edeyim:

Bu hainler karşısında susup, olup biteni sineye çekenler de en az onlar kadar suçludurlar, namussuzdurlar…

Onun için önümüzdeki seçimlerde bütün bu gerçekleri göz önüne alalım ve ülkemizin kurtuluşu yolunda oylarımızla doğrunun, dürüstün, vatanseverin yanında saf tutalım…

Ali ERALP – 09 Haziran 2018

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazarlar

Partly cloudy

23°C

Istanbul