ali eralp2

AKP Ve Onun Genel Başkanı Sona Doğru Koşuyor…

2002’den bu yana, şu 16 yılda, toplum düzeninde, eğitimde – öğretimde, orduda, yargıda, vatandaşlık anlayışında çok büyük değişiklikler yapıldı.

Atatürk’e, Atatürk ilkelerine, Cumhuriyete, laikliğe, Ulusal Kurtuluş savaşlarına, İstiklal Marşımıza açıktan dil uzatılmaya başlandı. Komutanlar zindanlara atıldı.

Daha şimdiden, Gaziantep'te, parklar ve meydanlarda vatandaşlara dağıtılan broşürlerde “İçinde bulunduğumuz çağda demokrasi bir kurttur, okullar bir kurttur, okullardaki putlar bir kurttur,” denildi ve bu broşürde analara, babalara “Çocukları zorunlu eğitimden koruyun ki cehennem ateşinde yanmayasınız. Çocuklarınızı okullara göndermeyin” çağrısı yapıldı.

Ama asıl değişim, önümüzdeki seçimlerden sonra olacak. Turpun büyüğü heybede…

Başkanlık sistemi bir kez daha yüzde 50’leri aşıp ülkemize yön verirse, bu günleri mumla arayacağız.

İşte o zaman ortada ne Atatürk kalacak, ne Cumhuriyet. Ne İstiklal Marşı kalacak, ne Meclis. Cumhuriyetten önceki “Padişahlık” sistemine yeniden döneriz. “Dediğim dedik, çaldığım düdük” günlerini yeniden yaşamaya başlarız.

Ama burada bir gerçeği ifade edelim: HALK BU GİDİŞATTAN MEMNUN DEĞİL… Çünkü yoksulluk, işsizlik, çaresizlik en yüksek düzeyine ulaştı.

Halk yeni arayışlar içerisinde… Yeni partilere yöneliyor…

Örneğin İyi Parti hızla gelişiyor. AKP’den, MHP’den, CHP’den katılımlar var. İyi Parti üye sayısını her gün biraz daha artırmakta… Çünkü o, gerçek bir merkez partisi. Parti içinde gereksiz dalaşmalara, çekişmelere girmezlerse eğer, seçimlere kadar daha da güçlenmeye, büyümeye devam edecektir.

Son kurultayda on binler bir araya gelmiş, üyeler kapalı mekânlara sığmamış, salonun dışına taşmıştı.

Bu arada Saadet Partisine de ilgi artmakta. Bunun farkına varan AKP onun peşinden ayrılmıyor, ittifak teklifleri yapıyor.

Seçim kanununda büyük değişiklikler gerçekleştirip, MHP ile birleşse de bu işbirliğinden pek memnun değil. Hatta bazı siyasal çevreler bu işbirliğinin oy kaybına sebep olacağı görüşündedir.

Bu durumdan iktidar rahatsızdır, tedirgindir. İlk kez seçimlerden ve seçmenlerden kuşku duymakta, ittifaklardan destek sağlamaya çalışmaktadır.

Tüm yöneticiler bu yüzden sokak sokak, cadde cadde, meydan meydan, salon salon dolaşmakta; nutuklar atmakta, toplantılar düzenlemektedirler.

Ama bizim görüşümüz o dur ki, bu millet Evrenleri, Özalları, Çillerleri nasıl indirdiyse AKP iktidarını da aynı şekilde indirecektir. Ama bunun bir tek şartı vardır:

Partiler kesinlikle hata yapmamalıdırlar.

Partilerde ne ırkçılık, ne dincilik, ne particilik, ne de koltuk sevdası olmalıdır. Hele hele Kurtuluş savaşının, Cumhuriyetin önderleri, komutanları hakkında kesinlikle ileri geri konuşmamalıdırlar.

Bir de yolsuzlukların, hırsızlıkların üzerine üzerine gitmeli; haksızlıkları, hukuksuzlukları, fabrika satışlarını halka anlatmalı, gerçekleri açık seçik ortaya dökmelidirler.

AKP için yolun sonu görünmüştür.

AKP de bunun farkındadır. Şu sıralar oy oranı yüzde 40’lar, 42’ler civarındadır. İşte bu nedenle MHP ile ittifak kurmuştur, BBP ile birleşmek için de kapıyı açık bırakmıştır.

Onun en büyük korkusu ise İYİ PARTİ, CHP, SAADET, VATAN ve öteki partilerin bir araya gelip GÜÇBİRLİĞİ yapmasıdır.

Gerçekten de bu kötü gidiş, ancak bu yolla, yani siyasi partilerin, derneklerin, siyasal kuruluşların birleşip, bütünleşerek, sağ – sol, alevi – Sünni,  şu parti, bu parti demeden, ayrım yapmaksızın bir araya gelmeleri ile durdurulabilir…

Hileyi - hurdayı, haksızlığı - hukuksuzluğu engellemenin bir tek yolu vardır, seçimlere katılımı en yüksek düzeyine yükseltmektir…

Bunun için de gerekirse, evdeki 80’lik yatalak dede, nine bile sırtta, seçim alanına götürülmeli, katılım oranı yüzde 90’lara çıkarılmalıdır.

 Partiler arası güç birliği sağlanmalıdır. İşte o zaman tüm ayak oyunları, kanunsuzluklar geçersiz duruma gelecek; tertipler, düzenler boşa çıkacaktır…

Şunu burada açık açık söyleyelim: Son Anayasa değişikliği, referandum, Recep Tayyip Erdoğan’ı hayli zor duruma sokmuştur.

Cumhurbaşkanı olabilmesi için mutlaka, ama mutlaka yüzde 50+1 oy almak zorundadır. Bu biraz zor görünmektedir.

Hele hele muhalefet partileri kendi aralarında GÜÇBİRLİĞİ yapar, sandıkta hem karşı oyları, hem de genel oyları artırırlarsa ve sandıkları sıkı bir denetime tabi tutup, belgeleri kayıt altına alırlarsa, ne başkanlık sistemi gelir, ne AKP düzeni…

Ama yüzde 50 + 1’i alır da başkanlık sistemini iyice yerleştirirlerse, Atatürk ve Atatürkçülük dönemi sona erer. 

Şimdiden İstiklal Marşını ilahi tarzında ve Arapça söylemeye başladılar bile. Bu kez Türk milleti sahtekârlıklara, hilelere göz yummamalı, sıkı bir mücadele vermelidir. Özellikle CHP…

Bu arada bazı çevreler tarafından SEÇİMLERİ BOYKOT ÖNERİLERİ de gündeme getirilmeye başlandı.

Şunu burada hemen belirtelim, bu çözüm biçimi, en çok, Tayyip Erdpğan’a ve AKP’ye yarayacak bir çözüm biçimidir. Çünkü ne kadar az kişi sandığa giderse, o kadar çok oy yükselmesi olacak ve yüzde 40’larda dolaşan başkanlık oyları bir anda yüzde 60’lara fırlayacaktır.

AKP ve kurmayları artık halkın iradesinden korkmaya, çekinmeye başlamışlardır. Bu nedenle ittifaklara girmektedirler.

Özellikle “İYİ PARTİ”nin ve Meral Akşener’in halkın ilgisini çekmesi, ona yönelmesi, iktidarı tedirgin etmekte, telaşlandırmaktadır. Bu yüzden “Mühürsüz zarfların kabulü gibi” yeni seçim yasaları çıkarmaktadırlar. Muhalefet bütün bu değişiklikleri engellemeli, hukuksuzluklara karşı sert bir direnç göstermeli, Atatürk’ü ve Cumhuriyeti yeniden kazanmak için AKP’yi alaşağı etmelidir…

Ali ERALP – 03 Nisan 2018

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Mostly cloudy

22°C

Istanbul