ali eralp2

Kuru Gürültüyle Seçim Kazanılmaz…

Çok önemli bir seçim dönemine giriyoruz.

Geçmiş yıllarda yaşadığımız seçim tecrübelerinden dersler çıkarıp, önümüzdeki milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bunlardan yararlanmak zorundayız. Hem de mutlaka yararlanmak zorundayız…

Geçmişte yapılan hileleri, sahtekârlıkları karşı tarafa bir daha yaptırmamalıyız.

Artık hiçbir kandırmacaya, üçkâğıtçılığa tahammülümüz kalmadı çünkü.

Nerelerde ayak oyunlarına, hilelere, aldatmacalara girdiler, nerelerde yapılan haksızlıklara, hukuksuzluklara muhalefet göz yumdu, sesini çıkarmadı ise, bunlar tek tek araştırılmalı, incelenmeli, ortaya dökülmelidir.

Çünkü önümüzdeki seçimler bir var olma, yok olma, bir Atatürk mücadelesidir…

Çünkü önümüzdeki seçimler bir yobazlık, Cumhuriyet, bir çağdaşlık mücadelesidir…

Bu mücadele, Ortaçağla bilim çağının, ileri düşünceyle geri düşüncenin karşı karşıya gelmesi demektir…

Bu mücadeleyi ya karanlık kazanacaktır ya aydınlık…

Zaten şimdiden, onların hedeflerinin ne olduğu, neleri planladıkları, gelecekte neyi toplum dışına atıp, neyi baş tacı yapacakları açık seçik, belli olmaya başlamıştır bile.

Okullarda harıl harıl türban dağıtılmakta; bazı müdürler başı açık kızlardan nefret ettiklerini açık açık söylemektedirler…

 Bir taraftan da Atatürk’ün adını listelerden, programlardan silmeye çalışıyorlar..

Geçenlerde, TBMM’sinde bir olayla karşılaştık. Kapıdaki güvenlik görevlisi, CHP’nin grup toplantısına “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” tişörtü giyip gelen Cafer Darı adlı bir vatandaşımızın giysisini çıkararak onu meclise almıştı.

Polis, bu girişimi, 2006 yılında Mecliste kabul edilen yeni bir “TBMM Güvenlik Yönetmeliği”nin kabul edilmesine dayanarak yapmıştı. Peki, bu maddede ne denilmektedir?

“Üzerinde siyasi parti propagandasına yol açacak yazılı-basılı afiş, pankart ve

flama bulunan kişiler TBMM kampüsüne alınmazlar…”

Ve bu madde o zamanki tüm muhalefet partilerinin gözü önünde kabul edildi. Her zaman yaptıkları gibi bağırdılar, çağırdılar, kuru gürültüler kopardılar. Ama bu maddenin reddini sağlayamadılar.

Vatandaşın üzerindeki tişörtü çıkarttıktan sonra onu Meclise alan bu güvenlik görevlisi hakkında şimdi bir soruşturma açılsa bile ben, her hangi bir ceza alacağını sanmıyorum. Çünkü ortada kapı gibi “TBMM Güvenlik Yönetmeliği” var.

 Ama bu işlemin yapıldığı saatlerde cübbeli - sarıklı, saçlı - sakallı bir âdemoğlu, Atatürk devrimlerine aykırı olarak, TBMM koridorlarında salına salına dolaşıyordu. Onun fotoğrafını çekip sosyal medyada yayınlamışlardı… Bu adama karışan, görüşen yoktu…

Şunu demek istiyorum:

16 yıldan bu yana yukarıdaki maddede olduğu gibi, devrimler, Cumhuriyet, laiklik, demokrasi, aleyhinde mecliste birçok madde kabul edildi ve hâlâ kabul edilmeye devam ediliyor.

16 yıldan bu yana bu ülkede seçimler yapılıyor. Çöplerden oy pusulaları toplanıyor… Tam oy sayımında elektrikler kesiliyor. Muhalefetin 250 oyu belgeye 25 oy olarak yazılıyor, farkına varılırsa “Yanlışlık olmuş” deniliyor. Farkına varılmazsa 250 oy 25’e düşüyor…

Herkesin gözü önünde mühürsüz zarflar geçerli sayılıyor ve seçimin sonucu değişiyor…

Bizimkiler ne yapıyorlar? Bağırıyorlar, çağırıyorlar, kuru gürültü çıkarıyorlar sonra da seslerini kısıp oturuyorlar. Nasıl olsa seçimler sonucunda onlar da iktidar milletvekilleri gibi seçilip, Mecliste koltuk sahibi oluyorlar, gerisi önemli değil...

Olan yine bu millete, bu yoksul halka oluyor. Olan yine Cumhuriyete, Atatürk’e, demokrasiye, uygarlığa oluyor.

Yani işin özü, sözün özü şu:

KURU GÜRÜLTÜYLE SEÇİM KAZANILMAZ…

Çalışmak gerekir. Denetlemek gerekir. Haksızlıkları, hukuksuzlukları, hileleri, hurdaları, üçkâğıtçılıkları engellemek, önlemek gerekir…

Yıllardan beri yazıyoruz. Söylüyoruz. Konuşuyoruz… Ülkemizde hâlâ SEÇSİS denilen bir seçim sistemi uygulanmaktadır. Bu seçim sistemi her zaman dış müdahaleye, hilelere açıktır. Bu yüzden Yunanistan’da kullanılmamış, Almanya’da da kullanılması Anayasa Mahkemesi kararıyla yasaklanmıştır.

Bizde de en kısa zamanda, seçimlerden önce yasaklanmalıdır…

Oy kullanımının tekrarını önlemek için PARMAK BOYASI yeniden getirilmelidir. Ve tüm Türkiye’de son sürat, hiç ödünsüz,  bu mücadeleye yeniden başlanmalıdır.

Her sandığa, her mahalleye, her sokağa mutlaka muhalefetten görevli verilmelidir. İktidar partisi 100 kişi görevlendiriyorsa, muhalefet 125 kişi görevlendirmelidir. EN ÖNEMLİSİ:

Sandıklardaki muhalefet partileri temsilcileri, sandık tutanağının bir fotokopisini kendinde tutarak, aslını Partisinin ilçe başkanına teslim etmelidir. Bu girişim, tüm hile olasılıklarını boşa çıkaracak olan bir girişimdir. YİNELİYORUM:

Bağırarak, çağırarak, ellerinden sandıkları alacağız feryatları ve KURU GÜRÜLTÜYLE, SEÇİM KAZANILMAZ…

Çalışarak, çabalayarak, haksızlıkları, hukuksuzlukları ortaya çıkararak seçim kazanılır.

Hadi şu 16 yıllık hile – hurda geleneğini bu seçimlerde yıkalım. Yerle bir edelim ve bu kez ülkemizi çıkarcıların, sömürücülerin, yobazların elinden kurtaralım…

Ali ERALP – 30 Mart 2018

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Partly cloudy

27°C

Istanbul