ali eralp2

Cumhuriyetten ve Atatürk’ten Öç Almak İstiyorlar…

Hiçbir dönemde yaşamadığımız bir karmaşa ve karışıklık ortamından geçiyoruz.

Tarih çarkı ülkemizde artık geriye dönüyor… Ortaçağ’a doğru… Uygarlığın, aydınlanmanın yerini cahillik, hem de kara cahillik alıyor…

Ortalık zifiri karanlık…

El emeği, göz nuru fabrikalar, arsalar, ormanlar satılıyor… Şeker fabrikaları satılmak üzere sırasını bekliyor. Ekonomi çöküşte, ekonomi ısınıyor. Ekonominin ısınması demek, büyüme oranının düşmesi, ülkenin krize girmesi, enflasyonun artması demektir.

Ekonomi Bakanı açık açık “Finanse ihtiyacımız var” diyor.

Sahi, bu kadar satılan ülke zenginliği, mal – mülk nereye gitti? Bilen var mı?

Uygarlıktan, çağdaşlıktan uzaklaşıyoruz.

Tacizler, tecavüzler, sapıklıklar, hayvanlarla cinsel ilişkiler günlük olaylardan oldu.

Devletin gözü önünde “Çiftlik Bank” adı altında, bir FETÖ zanlısı, 80 bin kişiyi 511 milyon dolandırarak, ortadan kayboldu. Son araştırmalara göre aynı kişinin 12 milyonluk arsa satın aldığı da ortaya çıktı. Böyle bir vurguna hangi medeni ülkede rastlanılır? Duyan, gören var mı?

Türkiye eşkıyalara kaldı. İsteyen istediği gibi vatandaşın canına okuyor, soyup soğana çeviriyor... Vatandaş sahipsiz...

“200 bin lira verene her ay 50 bin lira kâr vereceğim” diyen tombul, genç oğlanın Uruguay’a kaçtığı ortaya çıktı. Onun bu ülkeyi tercih etmesinin nedeni ise Uruguay’la Türkiye arasında “Suçluların iadesi anlaşmasının olmamasından” kaynaklanmaktaymış...

Devlet şimdilik olup biteni seyrediyor. Ortalık ağlayan, sızlayan, dolandırılan mağdurlarla doldu.

Şu anda ne ekonomik gerileme ve bunalım, ne yoksulluk, ne dolandırıcılık olaylarının çözümü için bir çaba sarf ediliyor. Varsa yoksa ittifak ve seçim çalışmaları… Her ne pahasına olursa olsun, iktidarı elden kaçırmamak…

Her şeyi dışarıdan satın alıyoruz. Çoğu sağlığa aykırı ürünler… Ama kimin umurunda…

Onların bir tek hedefi var şimdilik: AKP ile MHP’nin yüzde 10 oy oranını bulup, bir daha seçilemeyecek olan MHP’nin bu yöntemle yeniden Meclise sokulması...

Bir zamanlar birbirlerine ağza alınmayacak laflar, küfürler eden bu iki parti, şimdi “Canciğer dolması, kuzu sarması…” Geçmiş unutuldu, tarih oldu…

Yukarıdan beri saydığımız tehlikelerin yanında, Türkiye’yi ilgilendiren iki büyük tehlike daha var şimdi. Hem de tehlikelerin en büyüğü:

Bunlardan birincisi, “Milli birlik ve bütünlüğümüz parçalanmak, ayaklar altına alınmak isteniyor… Toplumda çok belirgin bir kutuplaşma var…

Şehit cenazelerinde Alevi – Sünni ayrımı yapıyorlar. Şehit Alevi olunca resmi tören yok… Sabahat Akkiraz sosyal medya hesabından şunları paylaştı:

"Şehit Alevi olunca, Cenaze namazı camide kılınmayıp cem evine gidince, resmî tören düzenleyemezlermiş... Biz şehidimizi resmî olmadan da kaldırırız. Ama sizin insanlığınız hep çöplükte kalır. Şehitlerimizi Alevi Sünni diye ayıranlar önce insanlıklarını sorgulasın…”

Alevilerin şehit cenazelerine gidilmiyor. Tören yapılmıyor. Bu, çok tehlikeli bir gidişat… Bu, çok tehlikeli bir ayrıştırma…

Yeni atanan İstanbul Belediye başkanı Geçenlerde “İstanbul Büyükşehirde, bizim şu anda birinci önceliğimiz metro. Metroda da birinci önceliğimiz en fazla oy aldığımız yerler olacak inşallah…" dedi.

Gördünüz mü ayrım nasıl yapılırmış.

Ama bütün bunların da üstünde ikinci bir ayrım daha var ki, içerisinde çok büyük, çok tehlikeli düşmanlık tohumları ve ayrıştırma taşımakta:

Cumhuriyetten ve Atatürk’ten öç alma isteği…

Önüne gelen Cumhuriyete, Kurtuluş savaşına, Atatürk’e saldırıyor. Tekkelerin, zaviyelerin, tarikatların, cemaatlerin kapanmasını, dolayısıyla din sömürüsünün, geçim kaynaklarının kurutulmasını bir türlü hazmedemiyorlar…

Baltayı – balyozu, kazmayı – küreği alıp Atatürk’ün heykellerine, büstlerine saldırıyorlar. Atatürk’ü ve Cumhuriyeti yok etmek, yeniden o tatlı din sömürüsü günlerine dönmek için ellerinden gelen çabayı ortaya koyuyorlar…

Bunun için gençlerin ve toplumun belleğinden Atatürk düşüncesini silmek, Kurtuluş Savaşını kötülemek, Osmanlıyı ön plana çıkarmak için diziler yapıyorlar, toplantılar düzenliyorlar. Hedef 2023 yılında Osmanlının ve şeriat devletinin yeniden ilanı…

Bütün hazırlıklar bu hedefe ulaşmak için yapılıyor.

Ne diyor Fesli Kadir:

“Beni tefe koyarlar ama keşke Yunan galip gelseydi. Ne hilafet yıkılırdı, ne şeriat kaldırılırdı. Ne medrese lağvedilirdi, ne hocalar asılırdı. Hiçbiri olmazdı…

Bizim gâvur, elin gâvurundan daha şiddetlidir…”

Peki, kimdir o gâvur ya da gâvurlar?

 Elbette İstiklal savaşını kazanıp, Yedi Düveli ülkeden kovan, yurdumuzu TAM BAĞIMSIZLIĞINA kavuşturan Kuvayı Milliye kahramanlarıdır…

Şimdi de biz soralım:

Peki, yeryüzünde tam bağımsızlığını kazanmasaydın, Vahdettin İngilizlerin ortağı olarak kalsaydı ve senin ülken yabancıların sömürgesi olsaydı; hilafet yıkılmasa, şeriat kaldırılmasa ne olurdu? onurun, şerefin olmadıktan sonra…

Ali ERALP – 20 Mart 2018

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. 

Yazarlar

Cloudy

11°C

Istanbul