ey efendiler turkiye meczuplar ulkesi degildir

Ne Lozan’ı, Ne Cumhuriyeti Ne De Atatürk’ü Yok Edebilirsiniz…

Her geçen gün, AKP iktidarı bizi, çağdaşlıktan, uygarlıktan, bilimden biraz daha koparıyor, karanlığa götürüyor…

Her geçen gün, bizi, biraz daha Arapların dünyasına yaklaştırıyor. Araplaştırıyor… İlkelleştiriyor…

Hayvanlara, çocuklara tecavüzler, kadın cinayetleri, dövmeler, sövmeler başını aldı gitti… Hem de koca koca adamlar yapıyor bu işi…

Çevremiz sakallılar, peçeliler, çarşaflılar, takkelilerle doldu. Artık türbanlının olmadığı bir tek devlet kurumu kalmadı.

Sokaklar Arabistan…

İnanan da başına türban takıyor, inanmayan da… Amirine, müdürüne, iktidara yaranmak için saçını, başını örtenler, tayin - terfi bekleyenler…

Bazı milletvekili hanımları, eşleri milletvekilliğini yeniden kazanamayınca, zincirlerinden kurtulan köleler gibi, hemen türbanlarını kaldırıp atıyorlar…

Şu 16 yıllık AKP iktidarında değişim sadece kılıkta, kıyafette olmadı; her yerde, her şeyde oldu.

Baskı, şiddet, korku… Kimse düşüncesini özgürce açıklayamıyor artık…

Makalemin başında da vurguladığım gibi, giderek, çağdaşlıktan, uygarlıktan da uzaklaşıyoruz.

Artık milli eğitimde güne ANT’la başlanmıyor. Peki, ne ile başlanıyor? “İslam yemini” ile…

Öğretmen derse “Selamün Aleyküm” diye giriyor. Çocuklar da “Aleyküm selam” dedikten sonra hep bir ağızdan “İslam yemini” yapıyorlar…

CHP milletvekili Barış Yarkadaş’ın gündeme taşıdığı videoda, öğretmenin talimatı doğrultusunda ayağa kalkıyorlar ve “Elimizde Kur’an, kalbimizde iman, Müslüman’ız Müslüman, yaşasın İslam..." metnini hep birlikte okuyorlar.

Milli eğitim, ulus devlet düşmanı üretiyor… Atatürk, Cumhuriyet, laiklik düşmanı… Günden güne öğrenciler Atatürk’ten, Atatürk devrimlerinden uzaklaşıyor.

Kurtuluş Savaşı komutanları din düşmanı adamlar, içki sofrasından kalkmayan insanlar olarak tanıtılıyorlar…

Valiler, cemaatlerin takke giyme törenlerine katılıyor. Bazıları da IŞİD tarafından 6 kez roketle saldırıya maruz kalan Kilis’te yaralanan vatandaşları ziyaret edip, bu patlamalara karşı onlara dışarıya abdestli çıkmalarını öneriyor, şunları söylüyor:

"Her zaman bizim üzerimize de gelebilir (Roket). Bilmiyorum ki… Beterin beteri var… Ne yapalım? Bak biz abdestsiz dışarı çıkmıyoruz..!"

Uygarlık, bilim, fen düşmanları bir veba gibi sardı dört bir yanımızı…

1920’lerde – 23’lerde Cumhuriyete, laikliğe, demokrasiye, milletin egemenliğine, çağdaşlığa karşı çıkanların torunları yine iş başında…

Lozan’a karşı çıkıyorlar. Kurtuluş Savaşına karşı çıkıyorlar. Atatürk’e ve Atatürk milliyetçiliğine karşı çıkıyorlar. Bir taraftan da “Atatürkçü” olduklarını ileri sürüyorlar.

Bu ne perhiizz, bu ne lahana turşusu…

Kurtuluş Savaşına, tam bağımsızlığa, laikliğe, milliyetçiliğe, milletin egemenliğine karşı çıkandan Atatürkçü olur mu?

100 yıllık bir hesaplaşma bu…

Saltanat ve hilafet yanlılarının, Cumhuriyetle ve Cumhuriyetçilerle 100 yıllık bir hesaplaşması…

AKP iktidar olduktan sonra, yani, 2002’den bu yana adeta o dönemde idam edilen ya da yurt dışına kaçan işbirlikçilerin, hainlerin öcünü almaya çalışıyor… Bir çeşit rövanş bu…

Anıtlara, Atatürk büstlerine çelenk koymayı, Ulusal Kurtuluş bayramlarını yasakladılar. Sokaklarda, caddelerde, stadyumlarda, meydanlarda ne kadar Atatürk adı varsa onları silmeye çalıştılar…

Rize’de Atatürk anıtını kaldırıp yerine çay bardağı koydular.

Kurtuluş Savaşı sırasında Atatürk ve Kuvayi Milliye kuvvetleri için ölüm fetvası yayınlayan Mustafa Sabri'nin adını Tokat'ta yeni açılan bir imam hatip lisesine verdiler. Ama camilerde okunan hutbelerden Atatürk adını çıkardılar.

Atatürk’ün meclisinde Vahdettin’i anma törenleri düzenlediler. Atatürk’ün kalpaklı fotoğrafını yasakladılar. Cumhuriyet Devrimine “600 yıllık imparatorluğun reklam arası” dediler.

Atatürk heykellerinin yakılmasına, yıkılmasına, parçalanmasına göz yumdular ve “Anıt Kabiri de yıkarız elhamdülillah” dediler.

“Birileri bize Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalışıyor…” dediler.

“Saat 9’u 5 geçe kenefe gidin” dedi bir meczup ve her yerde el üstünde ağırlandı…

Yani kısaca Cumhuriyeti, Kurtuluş Savaşını ve onun şanlı komutanlarını gözden düşürmek, değersizleştirmek, itibarsızlaştırmak için ellerinden geleni yaptılar…

Ama bunlar boşuna çabalar…

Onlar ne Lozan’ı, ne cumhuriyeti, ne ulusal Kurtuluş savaşını ve ne de Atatürk’ü yok edebilirler.

Çünkü uygarlık tarihinin, devrimler tarihinin çarkını geriye çevirmek mümkün değildir ve bugüne değin de çevirmeye kimsenin gücü yetmemiştir…

Onlar ne kadar sayıları ilan etmeseler de milyonlar, 10 Kasımlarda ATA’sına koşmakta, ay yıldızlı bayrağını alan, ulusal bayramları kutlamaya gitmektedirler…

Herkes aklını başına toplasın, korku imparatorluğu yaratmakla, iktidar yanlısı hukuk ve hukuk adamları üretmekle cumhuriyeti yıkıp, yerine bir şeriat devleti kuramazsınız.

Gelin bu girişimlerden vaz geçin.

Sonra sizler de sizden öncekiler gibi hüsrana uğrarsınız ve “Ben ne yaptım” diye başınızı taştan taşa vurursunuz…

Ali ERALP – 01 Şubat 2018

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlar

Sunny

22°C

Istanbul