ali eralp2

Yalan - Dolan, Yolsuzluk – Utanmazlık Üzerine Kurulu Bir Düzen…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, şu içinde yaşadığımız bataklık günlerini taa 1927’lerde görmüştü…

Bakın o yıllarda bu yobaz tayfası için neler söylemişti:

“Efendiler,

Biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil, din ve devlet düşmanı oldukları, Selçuklu ve Osmanlıyı bu yüzden batırdıkları için yasakladık.

Çok değil, yüzyıla kalmadan eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki; bazı kişiler, bazı cemaatler bir araya gelerek, bizlerin din düşmanı olduklarımızı öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek, ama sıra devlet bölüşmeye geldiğinde birbirlerine düşeceklerdir…

Ayrıca unutmayın ki; o gün geldiğinde her bir taraf diğerini dinsizlikle suçlamaktan geri kalmayacaktır!” (Mustafa Kemal Atatürk, 17 Aralık 1927, Ankara)

Gördünüz mü, “Devlet adamı” nasıl olunurmuş…

Yüzyıl sonra yaşanacaklar, birebir yaşanmışçasına, gerçekçi sözcüklerle nasıl anlatılırmış…

İşte şimdi, atamızın işaret ettiği o günleri yaşıyoruz…

O kaos, kargaşa ortamını yaşıyoruz…

Çok kötü bir dönemden geçiyoruz. Bir fesli deli çıkmış açık açık şeriatı, hilafeti savunuyor, savcılar seyrediyor: “Keşke Yunan galip gelseydi, ne hilafet yıkılırdı, ne şeriat…” diyor.

2002’de AKP’nin iktidar olmasıyla halkın sosyal ve ekonomik durumu daha da kötüleşti… Türkiye Sadaka Ekonomisi ile yönetilmeye başlandı. Üretim durdu…

Üstüne üstlük, el emeği, göz nuru kamu malları da yok pahasına haraç mezat, “BABALAR GİBİ” satıldı. Yerine yenileri  konmadığı gibi elden çıkarılmaya da devam ediliyor…

Üstüne üstlük halkın sırtına bir de din baskısı, din sömürüsü bindi… İnanç aklın, bilimin önüne geçti…

Yurdumuzu mülteciler, şeriatçılar, bölücüler, tarikatçılar, işgal etti…

Bu yönlendirmelerle birlikte tek tip devlet, tek tip hükümet, tek tip yargı,  tek tip muhalefet, tek tip emniyet, tek tip basın, tek tip TV dönemi başladı…

Tüm kamu kurumlarını yandaşları ile doldurdular. Tüm medyayı ellerine geçirerek, onları kendilerinin propaganda aracına dönüştürdüler. Reklamlarını yaptırdılar.

Ülke tek kişinin yönetimine ve insafına kaldı… Astığı astık, kestiği kestik şimdi… “İstesen de istemesen de bu yasa geçecek…” dönemi başladı.

“Taraf olmayanlar bertaraf” edildi… AKP iktidarının uygulamalarına, düşüncelerine, gidişatına, yolsuzluklarına karşı çıkan medya, basın vergi, baskı, tehdit, şantaj yoluyla hizaya getirildi…

Bu çabaların sonucunda durmadan masal dinleyen, masalla uyutulan bir toplum yaratıldı…

Önce halkı çeşitli tertiplerle, kumpaslarla aldatan, sonra da kendisinin aldatıldığını ileri süren bir liderler, önderler çetesi türedi…

Kısaca, Türkiye çöküyor, Türkiye eriyor günden güne…

Tarihimizin hiçbir döneminde bu kadar yurt sorunlarına ilgisiz, duyarsız ve her emre itaat eden robot bir nesil yetişmedi… Görmedik…

Amaçlarına ulaşabilmek için ülkelerinde “Korku İmparatorluğu” kurdular… Muhaliflerini susturdular… Gerçeklerin gün ışığına çıkmasına engel oldular…

Korku, şiddet, yıldırma, dört duvar arasına atma, yani baskı onların vazgeçemeyecekleri tek yöntem idi. Ama onlar bu işleri yaparken, hep demokrat, özgürlükçü olduklarını söylediler, asla diktatörlüğü kabullenmediler…

Tüm kamu kurumlarını yandaşları ile doldurdular. Tüm medyayı ellerine geçirerek, onları kendilerinin propaganda aracına dönüştürdüler. Reklamlarını yaptırdılar.

Hepsinden önemlisi de mevkilerini – makamlarını güçlendirmek için durmadan yasa çıkardılar, eski yasaları değiştirip, yenilerini yaptılar…

En belirgin benzerlikleri ise su içer, ekmek yer gibi yalan söylemeleriydi. Çok sık düşünce değiştirdiler, eski düşüncelerini hemen inkâr etiler ve kabullenmediler...

İnsanlık son yüz yılda birçok diktatör tanıdı. Franco, Mussolini, Hitler, Salazar, Pinochet, Evren, Saddam, Kaddafi, Mübarek gibi...

Ama hiçbir diktatör dünyaya hükümdar olmadı…

Olamadı…

Diktatörlüklerini sonsuza dek sürdüreceklerini sandılar ama sürdüremediler.

Devlet yönetimini ayağa düşürdüler…

Ama biz diyoruz ki “Taşıma suyla değirmen dönmez beyler…”

 Yakında bizim ülkemizde de ekonominin çürükleri çarıkları ortaya çıkacak… Zamlar yağmur gibi yağacak…

Biraz geç olacak ama bunu gariban halk da anlayacak…

Bu konuda İngiliz Algernon Sidney şöyle der:

“Bir ulusu tek kişinin yöneteceğine inanırım, şu şartla: O adam ayaklarında çizme, elinde kırbaç, o ulus sırtında semerle doğarsa…”

Ali ERALP – 26 Kasım 2017

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazarlar

Mostly sunny

15°C

Istanbul