ali eralp2

Ülkede Adalet Var Mı Diye Sorunca, Dut Yemiş Bülbüllere Dönüyorlar…

Çünkü adalet bitti artık…

Adalet yok oldu… Uçup gitti…

Uçtu uçtu, adalet uçtu…

Şimdi adalet tek insanın iki dudağı arasında: Otur otur, kalk kalk… “Şu herifi içeri at… Tekerime taş koyuyor… Çok konuşuyor… Sustur onu…”

Bir zamanlar hâkimlere güvenirdik…

Haklıyı haksızdan, suçluyu suçsuzdan onlar ayırırlardı. “Ankara’da hâkimler var derdik…”

Şimdi yargı siyasallaştı ve siyasal iktidarın emrine girdi…

Adalet öldü…

Bu yüzden milyonlarca insan yollara düştü… “ADALET” arıyor…

“Hak, hukuk, adalet” diye feryat ediyor…

Çünkü “Adalet”, bir ülkenin temel direğidir. Çimentosudur. Adalet olmayınca ülke çöker. Yıkılır.

Ülkede “Adalet var mı” diye sorunca, dut yemiş bülbüllere dönüyor AKP’li politikacılar… Bu soruya yanıt verecekleri yerde, adalet arayanları faşistlikle, kargaşa çıkarmakla suçluyorlar…

Şimdi sormak gerekmez mi onlara, “Adaleti yok edenler mi faşist, yok olan adaleti yeniden kurmak isteyenler mi faşist?”

Adaleti “Tek İnsan”ın iki dudağı arasına hapsedenler mi ülkede kargaşa çıkarmak istiyor, yoksa tüm kurumları ve kuralları ile adaleti işler duruma getirmek isteyenler mi?

Yapılan anketlere göre ülkede adaletin olmadığına inananların sayısı yüzde 80’lere ulaşmış… AKP’li politikacıların kendileri bile adaletin varlığına inanmıyorlar…

İşte bu nedenle “Ülkede hak, hukuk, adalet var mı?” diye sorulunca “Evet var“ diyemiyorlar… Ama onların yerine kraldan çok kralcı iki muhalif politikacı yanıt veriyor: Devlet Bahçeli ve Doğu Perinçek…

Onlar ülkede “Adaletin altın çağını yaşadığına” inanıyorlar…

Ama içeride yatan 150’den fazla gazeteciyi; suçu kanıtlanamayan, düşüncelerinden dolayı zindanlara atılan insanları, dört duvar arasında bebeleri ile çile dolduran anaları görmüyorlar ya da görmek istemiyorlar…

Oysa asıl FETÖCÜLER, FETÖYE “Yardım ve yataklık yapanlar”, ona her istediğini verenler, taa Amerikalara kadar gidip, elini eteğini öpenler, serbestçe, ellerini kollarını sallayarak dışarıda geziyorlar. Ama her şeyden önce, bu özgürlük için, birilerinin damadı, oğlu, akrabası olmak gerekiyor…

Bu mudur adalet?

Adam çıkmış açık açık tehdit ediyor:

“Ben ne istiyorsam, ne diyorsam, ne emrediyorsam onu yapacaksınız… Yapmazsınız ölümlerden ölüm beğenin…

“Kimse partisinden ayrılıp, yeni kurulacak partiye, bilmem nereye katılmasın… Bir gecede sizi “FETÖCÜ yapar” dört duvar arasına sokarım… Ona göre ayağınızı denk alın…”

 “İster asar, ister keserim… Kimse de bana müdahale edemez…”

Şimdi hiç kıvırtmadan, hiç eğip bükmeden, kem küm etmeden söyleyin: Bu mudur adalet?

Şimdi gelin bu ülkede adalet var deyin… Şimdi gelin bu ülkede “Adalet altın çağını yaşıyor” deyin…

Siz yanıt veremiyorsunuz… O zaman hiç kıvırtmadan biz söyleyelim: Yargı güçlünün ve yandaşın yanındadır bugün.

Bir sokak röportajında TV muhabiri soruyor vatandaşa:

“Türkiye’de adalet var mı sizce?” Vatandaş Yanıt veriyor: “Evet var…” Muhabir tekrar soruyor:

“Geçtiğimiz günlerde şort giyen bir kız tekmelendi ve darp eden kişi ceza almadı… Siz buna adalet diyor musunuz?” Adam yanıt veriyor:

“Olayı görmeden, tahrik olayı var mı yok mu, şimdi insanlar tahrik edici hareketlerde de bulunuyor… Edebi ile giyinmek lazım…”

Muhabir: “Edebi ile giyinmeyenler dövülmeli mi?”

Vatandaş: “Hayır dövülmemeli… Ama edebi ile giyinenlere kimse tecavüz yapmaz…”

Bu anlayışa göre Edebi ile giyinmeyenlere tecavüz edilir ve bu tecavüz olağan karşılanmalıdır…

TV muhabiri caddede röportajına devam ediyor ve başka birisine soruyor: Ülkede adalet var mı? Vatandaş yanıt veriyor:

“Devletin olmazsa olmazı, bütün adliyelerde şu yazar: Adalet mülkün temelidir… Yapılan anketlerde adalete güvenin yüzde 20’lerde, 22’lerde olduğu söyleniyor. Ben de bu ankete katılıyorum. Adalet, var ama, birilerine adalet var, birilerine adalet yok, halkın büyük çoğunluğuna adalet yok, ama belli bi azınlığa, üstünlerin adaleti var. Halkın adaleti yok gibi…

Kılıçdaroğlu’nun yürümesini onaylıyorum. Geç kalınmış bi yürüyüş… Ama zararın neresinden dönülürse kârdır. Ama sade bunun yürüyüş olarak kalmaması gerekir. Bunun altını doldurmak gerekir…

 Bi öğretim görevlisi, bi öğretmen açlık grevinde ölüm sınırına gelmiş, bu insanların kanun hükmünde kararname ile niye işine son verilmiş? FETÖCÜ diye. Bunların FETÖ ile uzaktan yakından bi ilgisi yok… Yani bu insanları bi kere, Sayın Kılıçdaroğlu’nun her toplantıda, her platformda gündeme getirmesi lazım. Bu ölümü durdurmak lazım. Nuriye ve Semih Hocanın tekrar görevlerine iade edilmesi gerekir…

ADALETİN YENİDEN KURULABİLMESI İÇİN İŞTE BU VATANDAŞLARI ÇOĞALTMALIYIZ…

Ali ERALP – 29 Ağustos 2017

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Tags: FETÖ , AKP , Adalet,

Yazarlar

Mostly sunny

15°C

Istanbul