ali eralp2

Yanlış Yoldasınız, Çünkü İnsanlığın Ve Uygarlığın Tersine gidiyorsunuz…

Siz tarih okumayı pek sevmezsiniz.

Hele hele gerçek tarih okumayı hiç sevmezsiniz. Masal, öykü, efsane, menkıbe dünyasında dolaşıp durursunuz…

Dünyaya sadece din penceresinden bakarsınız… İnsanları “inananlar” ve “inanmayanlar” diye ikiye ayırırsınız… Akılla, inanç arasındaki seçimde inanca öncelik verirsiniz…

Sizin için sadece parti, bir de partinin başındaki adam önemlidir… O ne derse onu yaparsınız. “Öl” derse, ölürsünüz “Kal” derse kalırsınız…

Yargının tarafsız olmaması, adaletin sağlıklı çalışmaması, milyonluk, trilyonluk vurgunlar, tacizler, tecavüzler, insanlarımızın perişan hali sizleri pek ilgilendirmez…

Bilimle, sanatla, kültürle, edebiyatla uğraşmazsınız…

Yüzlerce gazeteci düşüncelerinden dolayı içeride yatar,  siz dönüp bakmazsınız…

İnsanlığın ve uygarlığın gelişmesine katkıda bulunmak, yaşam koşullarını geliştirmek yerine hep öteki dünya için çalışırsınız… İnsanlar cehennemde yaşarken, siz cennetinizi kurma kavgası verirsiniz. Bu uğurda önünüze çıkanı da silindir gibi ezip geçersiniz…

Dünyadan, toplumdan, insanlıktan, insanca yaşamaktan kopmuş durumdasınız…

Ne yazla ilgilenirsiniz, ne baharla… Ne şiirle ilgilenirsiniz, ne sevdayla…

Varsa türban, yoksa türban… Tek hedefiniz kadınları güncel yaşamdan alıp eve hapsetmek, onları istekleriniz, arzularınız doğrultusunda tepe tepe kullanmak… Kafese sokmak…

Oysa tarihe şöyle bir göz atsanız, gerçeklerle, ibret alınacak olaylarla karşılaşsanız, belki de bu yolda yürümekte ısrar etmezsiniz…

Çünkü tarih derslerle doludur…

Ama ders almasını bilenler için…

Ne demiş milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy:

"Tarihi  ‘tekerrür’  diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”

İki çeşit insan topluluğu ve insanla karşılaştık şimdiye dek: tarih çarkını ileriye döndürenler… Tarih çarkını geriye çevirmek isteyenler…

İnsanlığın gelişimine, uygarlaşmasına katkıda bulunanlar, onların sömürülmemesi, özgür ve mutlu yaşaması için ellerinden gelen çabayı gösterenler…

Bunlar kötülükle ve kötülerle mücadele ederler, gerekirse bu yolda canlarını bile verirler. Adlarını tarihe yazdırırlar. Tarih onlardan övgüyle, onurla söz eder…

Deniz Gezmişler, Atatürkler, Nazımlar, Namık Kemaller, Hasan Tahsinler gibi…

  Bazıları ise tarih çarkını geriye çevirmek için ellerinden geleni ardına koymazlar... Ortaçağ’a dönmek için can atarlar… Bilimden, fenden, medeniyetten insanlıktan uzaklaşıp üfürükçülerden, cinci hocalardan medet umarlar…

6 yaşındaki kız çocuklarını evlendirmeye kalkarlar… Müftülere nikâh kıyma yetkisi vermek için yırtınırlar…

Amaç, bacak kadar çocukları babası, amcası, dedesi yerindeki adamlara vermenin yoluna açmak…

Bazıları sadece kendi çıkarlarını düşünür… Toplumun, insanlığın değil, kendilerinin ve yedi sülalesin gelişmesi, zenginleşmesi için çalışır…

İnsanlık, insanlar, insanın mutlu olması, vatan, millet onların umurunda değildir.

Gerekirse lüks oteller, köşkler, konaklama yerleri için orman yakarlar. Gerekirse vatan topraklarını satarlar…

Emperyalistlerle işbirliği yaparlar…

Damat Feritler, Vahdettinler, gazeteci Ali Kemaller, Ulunaylar, İskilipli atıf Hocalar gibi…

Bunlar adlarını tarihe kara bir leke olarak düşürürler…

Vatanımızda da şimdi bu uygarlık dışı, insanlık dışı geleneği ve mücadeleyi sürdürmek isteyenler vardır…

Ama bu böyle devam etmez… Bu böyle gitmez…

Gün gelir divanlar kurulur…

Gün gelir, saçı bitmemiş yetimlerin hakkını yiyenlerden hesap sorulur…

Gün gelir üç kuruş çıkar için orman yakıp, kurdun – kuşun, börtünün – böceğin dünyasını, yaşam alanını yok edenlerden hesap sorulur…

Yani:

Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner…

O günler gelecek…

Çünkü Türkiye, kimsenin babasının çiftliği değildir…

Ali ERALP – 12 Ağustos 2017

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazarlar

Mostly cloudy

13°C

Istanbul