ali eralp2 

CHP, Gerçek Bir Muhalefet Partisi Olabilir Mi?

Sürekli soruyorlar, sürekli iletiler alıyorum, diyorlar ki,

“Sen CHP’yi eleştirirdin. Makalelerinde onun eksik, aksak yanlarını ortaya koyardın, şimdi ne oldu da onu tutmaya başladın?”

“CHP hakkındaki görüşlerinin, düşüncelerinin değiştiğini görüyoruz… Onun hakkında olumlu yazılar kaleme almaya başladın, olumlu şeyler söylüyorsun… Onu destekliyorsun… Peki ne oldu?”

Evet, ben CHP’yi eleştirirdim… Eksik, aksak yanlarını ortaya koyardım… Özellikle Altı Ok’a, Atatürk ilke ve devrimlerine, laik düzene yeteri kadar sahip çıkmadığını düşünürdüm.

Örneğin,  “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Anayasa Mahkemesi ve Danıştay, ‘Türbanın dini inancı temsil ettiğini, demokratik rejime, laikliğe aykırı olduğunu’ vurgulayarak, onu resmi kurumlarda tam 22 kez yasaklamıştı…  

Buna rağmen, CHP Genel başkanı “Türban sorununu en iyi ben çözerim. Türkiye’de laikliğin tehlikede olduğunu düşünmüyorum. Ben cemaatlere saygılıyım, insanlarımız manevi dünyalarında cemaatlere yakın olabilir. Nurcu da olabilir, Süleymancı da Fethullahçı da… Yeter ki bunu siyasallaştırmasınlar. Manevi dünyayı siyasete alet etmesinler…”  demişti… Ben onun bu görüşüne o yıllarda şiddetle karşı çıkmış, şunları söylemiştim:

“Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Hangi taşı kaldırsanız altından cemaat çıkıyor… Aziz vatanın kaleleri birer birer zapt edilirken siz nasıl ‘Ben cemaatlere saygılıyım’ diyebiliyorsunuz?”

“Bir yerde Nurculuk, Süleymancılık, Fethullahçılık olur da siyasallaşma, siyasal İslam olmaz mı? Bir yerde tarikatlar, cemaatler olur da orada demokrasinin D’sinden söz edilebilir mi? Cumhuriyetin ilanından bu yana Türkiye ne çektiyse bu akımlardan çekmedi mi, hâlâ da çekmiyor mu? Atatürk’ün partisinde, Atatürkçü olduğunu söyleyen, laik bir başkan nasıl böyle konuşabilir?”

Ve şöyle devam etmiştim:

“Deniz Baykal’ın koltuğunu bırakmasından sonra Genel Başkan olan Kemal Kılıçdaroğlu olumlu bir rüzgâr yakalayarak ve halk desteğini arkasına alarak referanduma katıldı, oyları hayli yükselmişti. Ama yaptığı bir dizi hata ve söylemle en az yüzde 4 – 5 oranında oy kaybına neden oldu…”

Şimdi geçmişi ve bu eleştirileri bir yana bırakıp, şu gerçeği vurgulayayım: CHP, adalet yürüyüşü ile iyi bir başlangıç yaptı… TBMM’nin Salı toplantılarından dışarı çıktı. Direnmenin, haksızlıkla mücadele etmenin daha birçok yöntemi, yolu olduğunun farkına vardı… Aslında halk bu direnişi şaibeli referandum seçimlerinin ardından bekliyordu…

Adalet yürüyüşü ile AKP’yi sarstı Kılıçdaroğlu. Salladı. Onu korkuya saldı…

Çünkü onlar Kılıçdaroğlu’ndan böyle bir davranış beklemiyorlardı… AKP, Genel Başkanın yine kükreyip, gürleyeceğini sonra da her zaman olduğu gibi sessizliğe bürüneceğini, olayı unutup gideceğini sanıyordu…

Ama olmadı… Olaylar, hayal ettikleri gibi gerçekleşmedi…

Kılıçdaroğlu bu eylemi ile onlara, “Meydan sandığınız gibi boş değil, öyle her istediğinizde, her zaman dilediğiniz gibi hareket edemezsiniz…”

“Haksızlıklar, hukuksuzluklar karşısında eylem yaparız. Direniriz. Karşınıza çıkarız…” mesajını verdi…

İktidarın başı, bu yürüyüşü durdurabilmek için çok uğraştı. Çok yol, çok yöntem denedi, zaman zaman eleştiri sınırlarını da aşan, çıkışlar yaptı… Çok sert sözler sarf etti. Bahçeli de onunla birlikte çok esti yağdı, ağzına geleni söyledi…

Bazı kişiler ve gruplar da sert sözlerle saldırdılar, tehditler yağdırdılar… Geçecekleri yollara gübreler döktüler…

Ama olmadı…

Eylemi kıramadılar…  Saldırılar karşısında Kılıçdaroğlu’nun sakin ve sessiz kalması, provokasyonlara izin vermemesi, yürüyüşün sağlıklı bitmesini sağladı…

AKP şaşkındı. Devlet Bahçeli şaşkındı… Devletin başı şaşkındı… Hani haksız da sayılmazlardı…

Çünkü yapılan anketlerde, bu son eylemlerle AKP’nin yüzde 10’lara varan bir oy kaybı söz konusuydu… Kılıçdaroğlu bu son çıkışı ile hayli güçlenmişti…

Ve CHP çevrelerinden aldığımız bilgilere göre, şu anda, yeni yeni toplumsal eylemlerin planlandığı söylenmekte…

Yani sevgili dostlar elimizdeki malzeme şimdilik bu… Şu anda CHP’den başka tutunacağımız bir dal yok. Hadi onu yerden yere vuralım… Eleştirelim… Halkın gözünde iki paralık yapalım… Değerini sıfırlayalım…

Sonra…

Peki, sonra kime güveneceğiz? Bahçeli’ye mi?  Adalet Yürüyüşüne destek vermeyen Saadet Partisine ya da Büyük Birlik Partisine mi? Yoksa kafayı Recep Tayyip Erdoğan’ın emperyalizmle mücadelesine takan ve bir gün önce onu göklere çıkarıp, bir gün sonra “Afişlerle orduyu küçük düşürüyor, kötülüyor” diye istifasını isteyen Vatan Partisine mi? Sen onun orduyu küçük düşürdüğünü yeni mi öğrendin?

CHP’nin “Adalet Yürüyüşü”nden çıkaracağımız sonuç şu:

CHP adam gibi muhalefet yapıp, gerçekleri milletin önünde sergilediği zaman, onun hakkını, hukukunu aradığı zaman, adam gibi mücadele verip, koltuk değnekliği yapmadığı zaman halkın oyu artış gösteriyor…

Hele hele Atatürk’e, Atatürk milliyetçiliğine, Altı Ok’a, tam bağımsızlık kavramına karşı çıkmasına hiç tahammül edemiyor…

CHP, FETÖ Çetesini, PKK’yı karşısına aldığı zaman güç kazanıyor, destekleyeni artıyor… Çünkü onun sağ seçmenden oy alma olasılığı çok zayıf ya da hiç yok…

Şimdi onu bekleyen bir görev var: Tüm PKK yandaşlarını, dincileri, Atatürk düşmanlarını partiden temizlemek, Kemalist Türkiye’nin önünü açmak… Açtığı bu sağlıklı çizgiden yoluna devam etmek…

İşte gerçek muhalefet partisi olmanın anahtarı bu… Haydi, CHP, güneşe doğru…

Ali ERALP – 21 Temmuz 2017

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazarlar

Mostly cloudy

13°C

Istanbul