ali eralp2 

Kimse Aldatılma Masalları Anlatmasın Bize, Asker – Sivil, Hepiniz Oradaydınız Çünkü…

Kimse bize aldatılma, kandırılma masalları anlatmasın… Kimse günah çıkarma seansları düzenlemesin…

Asker – sivil hepiniz oradaydınız Çünkü… Hepiniz katillerle aynı çatı altındaydınız… Aynı mekândaydınız… Aynı yolun yolcusuydunuz…

Çetenin yurt dışındaki liderine övgüler diziyordunuz…

Bakanlar, başbakanlar, her gün, her saat FETÖ’ye duydukları aşkı, sevdayı dile getiriyorlardı…

Zamanın Başbakanı halkın huzurunda ona “Dön” çağrıları yapıyor, “Bitsin bu hasret buluşalım gayrı” şarkıları söylüyor, ona duyduğu özlemi dile getiriyordu:

”Gurbet hasrettir. Hasret bedeli çok ağırdır. Biz, gurbette olup, şu vatan topraklarının hasreti içerisinde olanları aramızda görmek istiyoruz. Diyoruz ki, bu sıla hasreti artık bitmelidir, bitsin istiyoruz…”

İktidarın Başbakanı böyle konuşur da bakanları ondan geri kalır mı?

Dışişleri Bakanı olduğu dönemde Türkçe Olimpiyatları’na katılan Ahmet Davutoğlu, “Cemaat’in hedefleriyle dış politikamızın hedefleri tamamen örtüşmekte” demişti.

Fethullah Gülen Cemaatini çetecilikle suçlayan milletvekillerine karşı TBMM kürsüsünde Bekir Bozdağ:

“Siz, hakkında savcılık ve hâkim iddiası veya kararı olmayan birini çete diye itham ederseniz, ona karşı büyük bir haksızlık yaparsınız” demişti ve Antalya’dan “Hoca Efendiye gönül dolusu selamlar” göndermişti…

Ayrıca, dönemin başbakan yardımcısı ve hükümet sözcüsü Bülent Arınç, ABD gezisi sırasında Fethullah Gülen ile görüştüğünü bir röportajında anlatmış, arkasından da şu açıklamayı yapmıştı:

 “Hoca efendiyle görüşmeden önce başbakanıma (Tayyip Erdoğan) konuyu açtım, izin verir misiniz, uygun görür müsünüz dedim. Çok memnun oldu. Keşke bizim için de mümkün olsa” dedi.

Geçmişte Amerika gezisine çıkan tüm AKP’li bakanlar, milletvekilleri Fethullah Gülen’le görüşebilmek için kuyruğa girdiler…

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ise Fethullah Gülen’e okul ve yurt arazileri sağlama, belediye olanaklarını sunma konusunda elinden gelen, gelmeyen tüm çabaları ortaya koydu…

AKP’nin eski kurucularından Dengir Mir Mehmet, bir röportajında, “Cemaati MİT’e, Emniyete, TSK’ya biz yerleştirdik…” diye açık açık itiraf etmişti.

Bugün elebaşı olarak tutuklanan Akın Öztürk'ün önünü açabilmek için, suçsuz, günahsız 5 General Ergenekon davasından tutuklanıp, zindanlara atılmıştı…

Bütün bu haksız, hukuksuz uygulamalar karşısında, bir protesto hareketi olarak Genel Kurmay Başkanı Koşaner ve kuvvet komutanları istifa etmiş, ama Necdet Özel kılını bile kıpırdatmamış, makamını işgal etmeyi sürdürmüştü…

Bir süre sonra da hiç hakkı olmadığı halde koşullar zorlanarak, yeni ortam yaratılarak, Genel Kurmay Başkanı yapılmıştı…

Diyarbakır Lice’de Türk bayrağı onun zamanında indirildi… Türk askeri onun zamanında halay çekip, PKK marşı söyledi…

Mahsum Korkmaz’ın heykeli onun zamanında dikildi, onun zamanında yandaş basın şerefli Türk komutanlarına hakaretler yağdırdı, o duymazlıktan geldi…

Ergenekon davasından yargılanan komutanlar, yıllar önce, 128 imzalı bir mektupla onu uyardılar. Ordu ve devlet içinde sahte belgeler ve dijital veriler üreten çete bulunduğuna ilişkin bilgiler verip, önlem almasını istediler…

O, istifini bile bozmadı… Tüm söylenenleri kulak arkasına atıp, FETÖ’cülere selam çakmaya devam etti…

Şimdi devletin başı, eski Genel Kurmay Başkanı, eski ve yeni bakanlar, koro halinde, “Yüreğimiz yanıyor, milletten özür dilememiz gerekiyor, millet hepimizi affetsin” falan şarkıları söylüyorlar…

Ve şehitler gelmeye, insanlarımız ölmeye devam ediyor…

“Milletimiz bizi affetsin, Allah’ımız bizi affetsin” yakarışları ile bu dönem kapanmaz… Bu iş bu kadar basit değil… Bu işten kurtulmak bu kadar kolay değil…

Çünkü asker – sivil hepiniz oradaydınız… Hepinizin bu çorbada tuzu var…

Herkesten önce siz yargı önüne çıkıp, “AK”lanmalısınız. Herkesten önce, AKP içinde FETÖ’ye yardım ve yataklık yapanlar yargılanmalı…

 “Bizi yargılayamazsınız, kanun biziz, hukuk biziz, devlet biziz” diyorsanız, biz de size deriz ki, “Bir tarihe bakın hele… Eski siyah beyaz fotoğraflara bakın…”

Bir zamanlar Hitlerler, Mossoliniler, sizin beleş otobüslerle, trenlerle, vapurlarla topladığınız kalabalıkların dört mislini topluyordu meydanlara…

Ne oldu onlara? Şimdi neredeler?

Onların yaşadıklarını siz de yaşayacaksınız… Hiçbir diktatör dünyaya direk kalmadı…

Vakti saati geldiğinde hepiniz YÜCE DİVANA çekileceksiniz…

HEPİNİZ HESAP VERECEKSİNİZ…

Ali ERALP – 14 Temmuz 2017

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Yazarlar

Mostly cloudy

13°C

Istanbul