ali eralp2 

Adalet Yürüyüşü Bir Direnişin Başlangıcıdır… Bir Milattır…

Adalet Yürüyüşü ile Türkiye yeni bir döneme girdi…

Tüm engellemelere, tüm tehditlere, tüm şantajlara rağmen “Yürüyüş”üne devam etti

Korku duvarlarını aştı…

KORKU YER DEĞİŞTİRDİ ŞİMDİ…

Korku imparatorluğunun temelleri çatırdamaya başladı…

Bundan böyle meydanlar, sokaklar boş değil artık. Bu AKP de olsa kimse dilediği gibi hareket edemeyecek… Türkiye, kimsenin babasının çiftliği değil…

CHP, meclisin dışında “Demokratik direniş aracı olarak, bir de sokakları” gördü şimdi… Meydanları, caddeleri gördü…

Haksızlığa, hukuksuzluğa direnmenin sadece meclis salonlarında olamayacağını anladı…

Başkaldıran insan yığınlarını gördü…

Haksızlıklara, hukuksuzluklara direndiği, başkaldırdığı sürece yoldaşlarının, vatandaşlarının kendisine destek vereceğini, yanına geleceğini anladı…

Normal zamanlarda en fazla 2 – 3 yüz bin kişi toplayabilen CHP, bu ‘”Adalet Yürüyüşü” mitinginde tamı tamamına 4 milyon “Hak, hukuk, Adalet” arayan yurttaşı bir araya getirdi…

Meydanlar “HAK, HUKUK, ADALET” arayan insanlarla dolup taştı… Sesler arşa yükseldi…

Zaten bundan sonra CHP, rehavete dalarsa, uyku dönemine girerse, bu coşkulu halk ona rahat vermeyecektir… Hele hele yandaşlığa, koltuk değnekliğine soyunursa buna asla izin vermeyecektir…

Hepsinden önemlisi bu “Adalet yürüyüşü” ile boş lakırdı, gevezelik, sahte kahramanlık ve kahramanlar dönemini kapandı.

“Asarız, keseriz, vururuz…” diyen sahte kabadayıların sesleri kesildi, yürüyüşçülerin çokluğu, dayanışması ve kararlılığı karşısında süt dökmüş kedilere döndüler…

Daha da önemlisi toplantıdan toplantıya koşan, TV TV gezen ve Atatürkçülüğü de kimseye bırakmayan ÇÜRÜK ELMALAR da bu yürüyüşle temizlenmiş oldu…

Hukuku, adaleti, yargıyı asıl bu “Hukuk Adamları”nın savunması gerekirken, bu çok ünlü baro başkanları ‘Adalet Yürüyüşü’ne sudan sebeplerle karşı çıkmışlar ya da sessiz kalmışlardı…

Onlara o kadar çok inanmış, o kadar çok güvenmiştik ki neredeyse CHP Genel Başkanlığına bile önermeyi, aday göstermeyi düşünüyorduk…

Bu baro başkanlarından birisi şöyle diyordu:

“"Ben bu ülkenin bölünmez bütünlüğüyle sorunu olanlarla, Cumhuriyetle ve Atatürk'le sorunu olanlarla, emperyalizmin işbirlikçiliğini yapanlarla yürümem. Atatürk düşmanları ile de yürümem.”

Sen yürüme, sen televizyonlarda, salonlarda, toplantılarda bol bol gevezelik et…

Eski Başkan, “Atatürk düşmanlarıyla yürümem” diyor…

Şimdi ona sormak gerekmez mi “Be adam, bu 4 milyon insanın tümü de Atatürk düşmanı mı? Nasıl saçmaladığının farkında mısın?”

Bırak bu boş lafları…

Tek amaç Kılıçdaroğlu’nun yanında gözükmemek, onu desteklememek… Onu başarısız bir duruma düşürmek… Sonra da bu başarısızlıktan yararlanarak, Genel Başkanlığa aday olmaktı…

Ötekisi de şunları söylüyordu:

“Yargının en üstünde yer alan kurumlardan biri olan Türkiye Barolar Birliğinin, bir siyasi parti faaliyetine katılması doğru olmaz.”

Gördünüz mü ileri sürülen gerekçeyi… “Siyasi parti faaliyeti”ne katılmazmış… Çok doğru!!! Bugüne değin o, siyasi faaliyetlere hiç katılmadı çünkü!!! Onun bir benzeri katıldı…

Danıştay’ın 146. Yıldönümünde Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı’na diklenen bendim…!!!

Referandum çalışmalarında sokak sokak, salon salon, TV TV dolaşıp sandıktan “HAYIR” oylarının çıkmasını isteyen bendim…!!!

Öncelikle şunu belirtelim ki “Adalet sorunu” sadece bir partinin sorunu değildir. Tüm Türkiye’nin sorunudur ve özellikle de mesleği hukuk olan “Baroların sorunu”dur.

Bir ülkedeki adaletsizliği barolar savunmayacak da kimler savunacak? Bir ülkedeki haksız tutuklanmaları, gazeteci kıyımlarını barolar savunmayacak da kimler savunacak?

Bu haklı, yerinde ve zamanında çıkışı ile Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanlığından LİDERLİK makamına yükselmiştir…

AKP’ye karşı yapılan mücadelenin hep bu çizgide, bu yolda, bu yöntemlerle devam etmesini diliyoruz…

Herkesin anladığı bir dil vardır ve gerektiği zaman o dilden konuşmak gerekir… Kılıçdaroğlu da “ADALET YÜRÜYÜŞÜ” ile bunu yapmıştır…

Genel Başkan, Meclisin SALI TOPLANTILARINDA bin kez bağırıp, çağırsa, ağzına geleni AKP’ye söyleseydi yine de bu başarılı sonuca ulaşamazdı…

“Adalet yürüyüşü” bir milattır…

Adalet yürüyüşü, Türkiye’nin haksızlığa, hukuksuzluğa, keyfiliğe direnmesinin bir başlangıcıdır.

Adalet Yürüyüşü, aydınlığa, güzel günlere, maviliklere açılan bir kapıdır…

RASTGELE…

Ali ERALP – 10 Temmuz 2017

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

ABD Stratejik Dusman!

Son Yazılar

Partly cloudy

9°C

Istanbul