ali eralp2 

Demokrasi Yürüyüşü İçin Biraz Geç Kalmadınız Mı?

Bundan tam 5 yıl önce, 12 Ocak 2012’de, “EY CHP’LİLER, BİR SABAH SİZİN DE KAPINIZI ÇALARLARSA SAKIN ŞAŞIRMAYIN… Başlıklı makalemde şunları söylemiştim:

“Faşizm kara bulutlar gibi çöktü yurdumuzun üstüne. Her gün yeni bir deprem yaşıyoruz. Her gün yeni bir kasırgayla uyanıyoruz. Ortalık yangın yerine döndü. At izi ile it izi birbirine karıştı. Aslanlar çakallara boğduruluyor.

Bir astsubayla başlayan Ergenekon Tutuklamaları nihayet Genel Kurmay Başkanına gelip dayandı.

Ey CHP’liler bir sabah sizin de kapınızı çalarlarsa sakın şaşırmayın. Yani sıra CHP’ye geldi. Adım adım, planlı bir şekilde yol alıyorlar. (O gün de geldi işte… A.E.)

Eski PKK’lı katiller, ruh hastaları, onur yoksulları şimdi el üstünde. Ortaya çıkıp mertçe, dürüstçe, alnı açık ifade veremeyen bir takım kişiler “gizli tanık” olarak kullanılıyor.

Ey CHP’liler Faşizmle mücadele böyle olmaz. “Ben dedim, sen dedin” gevezelikleri ile yani “kayıkçı kavgası”yla mücadele yapılmaz.

Sıranın size de gelmesini istemiyorsanız, Atatürk olacaksınız. Namık Kemal olacaksınız, Nazım hikmet olacaksınız… Yeri geldiğinde sıradan bir nefer gibi halkın içine karışmasını bileceksiniz. Öncü olacaksınız. Çoban ateşi olacaksınız.

Bu konuda yüzlerce yazı kaleme aldım. Daha AKP iktidar değilken, 1999 yılından 2009’a kadar Cumhuriyet Gazetesinde, ondan sonra da Ulus ve İlk Kurşun gazetelerinde bıkıp usanmadan bunu yazdım. Vatandaşlık ve uyarı görevimizi yerine getirmeye çalıştım. Ama duyan olmadı…

Ayrıca, 7 yıl önce de (23 Eylül 2010) bir “Açık mektup”la Sayın Kılıçdaroğlu’nu şu sözlerle uyarmıştım:

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,

Hangi taşı kaldırsanız altından Gülen Cemaati çıkıyor… Cumhuriyet tarihi boyunca cemaatlerle, tarikatlarla hiç bu kadar içli dışlı olmamıştık. Yobaz çeteleri tarafından hiç bu kadar kuşatılmamış, baskı altına alınmamıştık.

Türbanlılar, çarşaflılar, peçeliler kara giysileriyle, çevremizi bir kâbus gibi sarmaya devam ediyorlar. Kentlerimizi, sokaklarımızı, caddelerimizi tanıyamaz olduk.

Kurumlar, devlet daireleri birer birer teslim alınıyor. Resmi makamlar el değiştiriyor. Nitelik değiştiriyor. Başkalaşıyor. Siyasallaşıyor. Kan kaybediyor.

Yargı, ordu, emniyet, eğitim kadroları sessiz ve derinden yeniden düzenlenip, yeniden biçimleniyor. İstedikleri kişileri önemli mevkilere getiriyorlar, istemediklerini sokağa atıyorlar.

Savcılar, yargıçlar ayarlanıyor. Tertipler düzenleniyor. Senaryolar hazırlanıyor. Sahte kanıtlar oluşturuluyor. Ulusalcıları “bertaraf” edebilmek uğruna şantaj, tehdit, hile hurda, tuzaklar kuruluyor. Kurumlar, politikacılar, paşalar dinleniyor. Ordunun, yargının, devletin sırrı ayaklar altında paçavraya dönmüş…

Bilgileri – belgeleri Cemaat, önce yandaş medyaya servis yapıyor, sonra savcılara veriyor. Savcılar, polisin çizdiği sınırların dışına çıkmıyor. Çıkamıyor.

Cemaat sanki bir “Ali gıran, baş kesen” olmuş. Astığını asıyor, kestiğini kesiyor. Yandaşlarının kazanabilmesi için sınav sorularını bile çalıyor. TC Cemaatleşiyor. Cumhuriyetin savcıları seyrediyor.

Türk silahlı kuvvetlerini gözden düşürmek, değersizleştirmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Böyle bir ortamda siz hâlâ nasıl “Türkiye’de laikliğin tehlikede olduğunu düşünmüyorum, ben cemaatlere saygılıyım, insanlarımız manevi dünyalarında cemaatlere yakın olabilir. Nurcu da olabilir, Süleymancı da Fethullahçı da… Yeter ki bunu siyasallaştırmasınlar. Manevi dünyayı siyasete alet etmesinler…” diyebiliyorsunuz…

Bir yerde Nurculuk, Süleymancılık, Fethullahçılık olur da siyasallaşma, siyasal İslam olmaz mı Sayın Kılıçdaroğlu? Bir yerde tarikatlar, cemaatler olur da orada demokrasinin D’sinden söz edilebilir mi? Cumhuriyetin ilanından bu yana Türkiye ne çektiyse bu akımlardan çekmedi mi, hâlâ da çekmiyor mu? Atatürk’ün partisinde, Atatürkçü olduğunu söyleyen, laik bir başkan nasıl böyle konuşabilir?

Fethullah Gülen Cemaati şu anda bütün gövdesi, ayakları kolları ile siyasete girmiş, devletin içinde kadrolarını oluşturmakla meşgulken siz hâlâ nasıl “cemaatlere saygılıyız” diyebiliyorsunuz?

İlke olarak yanınızdayım ama siz her şeyden önce ABD’nin bu neoliberal düşüncelerini size tavsiye eden danışmanlarınızdan, akıl hocalarınızdan bir kurtulun…”

BUGÜN, YANİ 2017 SENESİNİN HAZİRAN AYININ 15’İNDE, BUNDAN TAM 7 YIL ÖNCE YAZDIĞIM BU SATIRLARLA YİNE HAKLI ÇIKTIM…

Rahmetli İlhan Selçuk Ağabeyin deyişi ile “Keşke haklı çıkmasaydık…” Keşke izlenilen sosyal demokrat yöntemle ülkemize demokrasi gelseydi…

O günden bu yana yüzlerce gencimiz, ömrünün baharında toprakla buluştu… Çocuklarımıza tecavüz edildi. Ülkenin malları yok pahasına satıldı. Generaller, genelkurmay başkanları enselerinden tutulup zindanlara atıldı. Atatürk’e hakaretler yapıldı, küfürler edildi… Ayakkabı kutularından, evlerdeki çelik kasalardan ortalara banknotlar saçıldı. YSK’nın yanlış kararlarına karşı, “Yürüyelim, demokratik haklarımızı kullanalım” dedik… “Sakın haa, başınızı kapınızdan dışarı çıkarmayın…” dediniz…

Çıkarmadık…

Ve siz bugüne değin, muhalefet tarihiniz boyunca, başınızı odalarınızdan dışarı çıkarmadınız, sadece SALI TOPLANTILARI ile yetindiniz, estiniz, yağdınız… Hiçbir şeyi değiştiremediniz, hiçbir şeye engel olamadınız… Onlar da meydanı boş buldular…

Faşizm, üstümüze üstümüze, salına salına geliyor artık…

Atalarımız, “Zararın neresinden dönülürse kârdır” demiş. Tüm muhalefet partilerine sesleniyorum şimdi… Tehlike büyük… Tehlike giderek bir çığ gibi daha da büyüyor… Altında kalmamak için birleşelim, bütünleşelim… Koltuk değnekliğini bırakalım. İş işten geçmeden, demokrasimizi, özgürlüğümüzü kurtarmaya bakalım…

Özellikle “AKP, emperyalizmle mücadele ediyor” yalanını yaymaktan vaz geçelim… Bu ne devrimciliğe, ne Atatürkçülüğe yakışır… Vaz geçmeyenleri, koltuklarından indirip, alaşağı edelim…

Zaman kalmadı.

Faşizm kapımızda… Odalarımıza girmeye çalışıyor… Kapılarımızı zorluyor…

Ali ERALP – 15 Haziran 2017

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

ABD Stratejik Dusman!

Son Yazılar

Cloudy

13°C

Istanbul