cetin_dogan_digerleri

Evet, İçim Kan Ağlıyor!

Çocukluğumda babam ile Beyoğlu’na çıkardık. Babam beni bazen öğle yemeğine bazen de sinemaya götürürdü.

Majestik Sineması’nın önünden geçerken kapının hemen yanında temiz pak, uzunca boylu, silindir şapkalı, eski fakat temiz giyimli mağrur bir adam görürdüm.

Babam her seferinde bu şahsa bir lira verirdi. Ve bu şahsın elini öperdi.


O şahıs da babama elindeki gül demetinden bir gül verirdi.

Çocuk olduğum için anlamazdım.

Babam bir Osmanlı subayı idi. Kut-el Amara’da İngilizlerin 10 bin kişilik kuvvetlerini yüz küsur gün muhasaradan sonra esir alan Halil Paşa’nın komutasında bulunmuş…

Osmanlı mağlup olup Türk Ordusu dağıtıldıktan sonra babam da İstanbul’a gelmiş…(Gerisi çok uzun)

Bir gün babama o uzun boylu şahsın kim olduğunu sordum.

Çarlık Rusyası’nın Sivastopol Deniz Komutanı bir “Amiral” imiş.

Çarlık yıkıldıktan sonra Beyaz Rusların mühim bir kısmı gemiler ile kaçıp İstanbul’a gelmişler.

Kızıllar Rus parasını değiştirince ellerindeki torbalarla paranın hiç değeri kalmamış.

Bir kısmı Avrupa’ya göç etmişler. Bir kısmı ellerindeki mücevheratı yok pahasına bizim Tahtakale madrabazlarına satmışlar. Ve parasız bir halde yaşamlarını sürdürüp gitmişler..

Bu gün bile hâlâ içim sızlayarak o uzun boylu asîl Rus Amiralini ve onun güzel eşini (eşi de elleriyle yaptığı yaseminleri satardı) içim sızlayarak hatırlarım…

Ve bugün aşağıdaki resimleri görünce “ içim kan ağladı! “(Tutuklanan yüksek komutanlarımızın gazetelerdeki resimleri)

Bu komutanları üniformalı , omuzlarındaki rütbe işaretlerini ve göğüslerindeki liyâkat madalyalarını gözümün önüne getirince ağlamaklı oldum.

Bu komutanların önlerindeki binlerce er , erbaş, astsubay ve subaylara gür sesleri ile hitap edişlerini hiç düşünebildiniz mi?

“Nasılsınız asker?”

“Sağolun komutanım”

Seslerini acaba hiç işittiniz mi?

Ve bu gün bu kumandanlar ciğeri beş para etmez siyasilerin çıkardıkları “Terör ile mücadele yasasına” dayanarak bir savcının görüşüne (tabiî mahkeme kararı ile) kurban edilmişler!

Ben Celâl Bayar’ın “Yassıada Mahkemelerindeki” dimdik duruşunu hatırlıyorum!

Celâl Bayar asker değildi fakat bir komitacı idi. Bir komitacı olarak da kaldı…

12 Eylül’ün komutanları ona tüm haklarını geri verdirerek Türk Milletinin asâletini gösterdiler.

Celâl Bayar onurlu bir Cumhurbaşkanı olarak bu dünyadan ayrıldı.

Allah büyüktür ve âdildir!

Bugünün iktidarı yapmış oldukları bu rezil hareketin cezasını çekeceklerdir!

O kumandanlar bir gün göçüp gittiklerinde tüm Milletin kalbinde yaşayacaklardır!


Ya ötekiler (onları bu hâle getirenler) gittiklerinde?

Evet, içim kan ağlıyor!

Vedat ASLAY - 18 Şubat 2011 - İlk Kurşun

http://www.ilk-kursun.com/