Kazdağları...

Slider

tsk kumpas destekcileri 

Cemaat'in "casusluk" kumpasına TSK'da kimler destek verdi?

Üç gün önce kamuoyunda “Askeri Casusluk” olarak bilinen çoğunluğu asker 357 sanığın yargılandığı dava 4. yılında beraatla sonuçlandı.

Bu davada yargılananların dramını anlatan “Casusluk Kumpası” isimli tek kitabın yazarı olarak, hem iki yıl önce yazdıklarımın mahkemece de ortaya konulmasına, hem de suçsuzluklarına emin olduğum, bir kısmıyla aynı cezaevinde kaldığım arkadaşlarımın beraat etmesine çok sevindiğimi ifade etmek istiyorum.En az davada yargılananlar kadar mücadele eden, bu davayı her kesime anlatmaya çalışan birisi olarakhaklı çıkmanın dagururunu yaşıyorum.

Ama ben bu sevinci, bu gururu henüz yazıya dökmeden yapılanbir açıklamaya oldukça şaşırdığımı ve biraz da korktuğumu belirtmek istiyorum.

Mensubu olmaktan gurur duyduğum kurumum, yani TSK adına “sevinç ve haklı çıkma” açıklaması yapan yetkilinin ifadeleri basına yansıyınca,“Acaba davada sanıklarının aleyhine bir durum gelişti de benim mi haberim olmadı”diye düşünmeden edemedim.

Ama açıklamayı okuyunca “şaka gibi” demekten kendimi alamadım. Kısa açıklamanın bir yerinde “Verilen beraat kararları ile birlikte bu yöndeki inanç ve beklentilerimizin haklılığı tekrar ortaya çıkmıştır” denmekteydi.“Haklı olmaya” takılmıştım. Korkumun kaynağı buydu. Çünkü kurumumuzun bir kısım yetkilisi, bu davada hep şaibe olduğu vurgusu yapmıştı bugüne dek. O nedenle şaibeli bir durum mu çıktı ortaya yoksa diye tedirgin olmuştum. Allah’tan böyle bir durum söz konusu değildi.

*** *** ***

Bu açıklamayı kim kaleme aldıysa soruyorum şimdi. Bu satırları yazarken elin hiç titremedi mi? Yüzün hiç kızarmadı mı? Niye mi? Açalım o zaman…

Kumpasların en pis, en itibar sarsıcısı olan söz konusu davayla bizzat tanışmam Mamak Cezaevinde olmuştu. Cezaevini denetlemeye gelen bir askeri savcı söz konusu davayla ilgili sorduğum soru üzerine, “O dava Balyoz gibi değil. Çok berbat şeyler var”demişti.

Sonra o davadan yargılanan arkadaşların bir kısmı Şirinyer cezaevinden Mamak’a geldi. Davayı onların ağzından dinleme olanağı buldum. Ötesi davayla ilgili bütün dokümanları inceleme fırsatım oldu. Zaten inceleme sonucu da, pek çok dramatik hayat hikâyesinin bulunduğu bu davada yaşananları kaleme almanın bir zorunluluk olduğunu anladım.

Bu arada mevcut Genelkurmay Başkanının Kara Kuvvetleri Komutanı olduğu dönemde, bu kuvvetten 69, Hava Kuvvetlerinden ise 10 personelin; söz konusu davanın iddianamesinde ileri sürülen iddialar “vahim” bulunarak, Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla TSK’dan ilişikleri kesilmiş, bir nevi sokağa atılmışlardı. Yargılama sürerken yapılan bu uygulama,“Düşene bir de ben vurayım” algısını yoğun şekilde yaşatmıştı herkese.

Bu arada,“Bilmediğiniz şeyler var” gizemli cümlesi her yerde ve platformda,hem de omuzu galaksideki yıldızlar kadar çok yıldızla kaplı olanlarca, dikkatsiz bir biçimde kullanılıyordu.

Bunun örneğini yine cezaevinde bir ziyaret günü yaşamıştık. O gün de ziyarete, dönemin Genelkurmay Personel Başkanı ile KKK Tayin D. Bşk. Teşrif etmişti. Atılan personeli sorduk, onlar da hemen o gizemli cümleyi söylemişlerdi, “Bilmediğiniz şeyler var!”

Bütün dosyayı inceledim, vahim ne var ne yok hepsini biliyorum. Ne imiş bilmediğimiz şey? Ne imiş vahim olan?

Dosyayı inceledikçe sonradan anladım; 357 kişinin sanık yapıldığı;aralarında üst düzey sivil bürokratların da bulunduğu yaklaşık iki bin kişinin mağdur adı altında, aslında itibar infazıyla karşı karşıya kaldığı ve bir şekilde tasfiye edildiği bir davada, yaklaşık on kadar TSK mensubunun “Genel toplum ahlakına aykırı” görülen görüntüleri üzerinden, davayla ilgili algı oluşturmaya çalışan kumpasçıların argümanlarıyla, tıpkı onların yaptığı gibi bir yaklaşım sergileniyordu.

Yapılmak istenen, sanıklar hakkında olumsuz algı yaratarak kamuoyunu davanın haklılığına inandırmaktı…

Kim bu davadaki çelişkilere dikkat çekse “Bilmediğiniz şeyler var” deyip bu on kadar personelin görüntüleri servis ediliyor, bu on kişi üzerinden davadaki sanıkların aleyhine şüphe oluşturuluyor, davaya gölge düşürülüyordu.

Hem de bunu;kumpasçı görevlilerin dışında,“Silah arkadaşlığının” kutsandığı kurumun mensupları, kendi arkadaşlarının aleyhine yapıyorlardı. Ne zamana kadar? Daha düne kadar…

Gazetecilere, bürokratlara, üst düzey yöneticilere, yargı mensuplarına hatta bakanlara kadar. Hem de anlatanlar general rütbesindeydi. On kişinin görüntüleri bizzat servis edilerek, gösterilerek, kumpasçıların kamuoyunda yaratmaya çalıştığı algının devamı için uğraş veriliyordu.

Hadi yalan deyin… İspatlayalım…

İsmi biz de saklı çok üst düzey bir askeri yetkili bile; bir televizyon kanalındadavayla ilgili sürekli lehe yayın yapan bir program yapımcısı ile iki gazeteciyi çağırmış; iddialara göre onlara, on kişinin görüntüleri üzerinden “Askeri Casusluk davasında bilmediğiniz şeyler” var diyerek, programda sanıkların lehine tavrın önüne geçmiştir.

Bu çabanın sebebi nedir? Gerçekten merak ediyorum…

Uzatmayayım. Bu davanın karşılığı, TSK içindeki Fethullahçı örgüt üyelerine yapılacak olası operasyondur.Bundan çekinenler; on kişinin yasal olmayan yollardan elde edilen görüntüleri üzerinden bütün sanıkları itibarsızlaştırarak algı oluşturmaya, ötesi böylece bu operasyonun önüne geçmeye çalışıyor, halen de bu gayretlerini sürdürüyorlar. Komutanları da bu konuda manipüle etmeyi başarıyorlar.

Bütün bu yapılanlardan sonra “çok sevindik” demek, biraz “timsah gözyaşlarına” benziyor. Kusura bakmayın ama silah arkadaşlığı biz gerçek askerler için arkadaşına ölümüne bağlılıktır. Silah arkadaşlığı, İyi günün de elbette arkadaşınla sevinmek, ama kötü gününde ölümüne onun yanında olmaktır.

Açıklamayı yazan ve de yapan askeri yetkiliye şimdi soruyorum? Siz bütün bu olan bitenden sonra kendinizi sorguluyor musunuz? Sokağa attığınız, namerde muhtaç ettiğiniz, içinizden birilerinin yaygın olarak aleyhlerine algı yaratmaya çalıştığı insanlar silah arkadaşlarınızdı. Öyle karanlık mahfillerde “bilmediğiniz şeyler var” diyerek, on kişinin görüntüleri üzerinden defalarca arkadan vurdunuz onları biliyor musunuz?

Son bir soru. Tıpkı tasfiye etmek istediğiniz albaylara yaptığınız anketteki gibi iki kutucuklu. Siz “İyi gün dostu, kötü gün tekmeleyicisi misiniz?”, yoksa “Silah arkadaşı mısınız?”

İkinci cevabı rahatlıkla veremeyeceksiniz biliyorsunuz. Ama gelin bunu yani ikinci cevabı rahatlıkla verebilmek adına, samimiyetinizi ispatlama adına size son bir fırsat.

Malum kanun çıktı. Bu sene dört devreyi emekli ediyorsunuz. Ben buna tasfiye diyorum. Bu tasfiye edileceklerin içinde Casusluk Davasında sanık yapılarak ilişiği kesilen, ilişiği kesilmese de kıyıya atılan pek çok değerli kurmay veya mesleğinde temayüz etmiş albay var. Onları terfi ettirin! Samimiyetinizi görelim…

Hem Fethullahçı örgüt üyesi olmadığından emin olduğumuz insanlar bunlar, var mısınız?

Hani “Çok mücadele ediyorsunuz ama bir türlü gözükmüyor” ya! Bu da Fethullahçı örgütle mücadele kapsamında.

Bütün bu kumpas davalardaki operasyonların; TSK’nın, Fethullahçı çizgide şekillenmesi için yapıldığını biliyoruz. Bu davalarda sanık edilenlerin hemen hepsinin, (algı için karıştırılan yaklaşık on kişilik görüntüsü olanlar hariç) bu şekillendirmeye karşı duranlar olduğu tartışmasız. O zaman mücadelede samimiyseniz teklifimi değerlendirirsiniz.

Kötü günlerinde yanlarında olmadınız. İyi günlerinde böyle yara sarıcı bir yaklaşımda bulunun da görelim. Bu aynı zamanda ülkemizin de hayrınadır. Çok yara alan silah arkadaşlığının da yeniden tesisi için olumlu bir adımdır. Bu vefanın hala TSK‘da var olduğu gerçeğiyle olayın dışındaki diğer personelin moral değerleri üzerinde olumlu katkıları olacaktır. Bir taşla olumlu anlamda, birkaç kuş vuracaksınız.

Böylece yaptığınız açıklama hiç olmazsa bundan sonrası için bir anlam kazanacak.

Hadi görelim… Yoksa gerisi lafı güzaf… 1 Mart 2016

Not: Bu vesile en iğrenç kumpas davalarından biri olan “Askeri Casusluk       “ davasından beraat eden arkadaşlarımın sevincini paylaşıyorum.

Mustafa ÖNSEL - 01 Mart 2016 - Odatv

Slider

Son Yazılar