bir ihanetin oykusu semih cetin2

‘Paralel’

Altısı askeri savcılar tarafından hazırlatılmış, dijitallerdeki sahteliği kanıtlayan otuzdan fazla bilirkişi raporu daha var.

Ama onlar fezlekeye ‘dik’. Kumpası bozar. Ne yapsınlar? Sanıklar lehindeki diğer raporlar gibi doğruca arşive tabii...

Sonunda devlete hak verdim. Bugüne kadar Balyoz mağdurları olarak;

 “Bu bir komplodur” dedik.

“Devlete sızmış bir çetenin, illegal bir örgütün işidir” diyerek kıyameti kopardık.

“Türk yargısını silah olarak kullanarak, TSK’ya, özellikle de Deniz Kuvvetleri’ne dış destekli darbe yapılıyor” diye uyardık.

Kimse anlamadı. 24 Aralık 2013’de Başbakanın Siyasi Danışmanı açıkladı:

“Milli orduya kumpas kuruldu.”

Başbakan o günden beri dillendiriyor:

“Dış destekli paralel yapı...”

Bir anda herkes anlayıverdi. Diyeceksiniz ki kumpas itirafının üzerinden söylemi bol kırk beş koca gün geçti ama eylem yok. Doğru, şimdilik hükümet bizimle sözde paralel...

Madem eylem yok, gelin söylemi konuşalım.

Sihirli sözcükler kumpas ve paralelmiş. Bilemedik. Demek ki kumpas desek, paralel yapının işi olduğunu söylesek bütün bunlar yaşanmayacakmış!

Hadi kumpası atladık. Paralel sözcüğü nasıl oldu da aklımıza gelmedi, anlaşılır gibi değil! Dikkatli baktığınızda bu davada her şey paralel hâlbuki...

Okyanus kokulu bir zarf içersinde emniyet imamına talimat geliyor. Çift antetli kâğıda yazılmış... Polis anında fezleke hazırlıyor, gelen emre paralel...

bir ihanetin oykusu semih cetin

‘Birbirine paralel savcılar’

Dört savcı paralel soruşturma başlatıyor. Soruşturma sırasında ikisi görevden alınarak yerlerine iki yeni savcı atanıyor. Etti altı savcı, altısı da birbirine paralel...

TÜBİTAK’tan özel görevli üç kişi, davanın o ana kadar en önemli delili sayılan 11 numaralı CD hakkında sahtelikleri görmezden gelen iki bilirkişi raporu hazırlıyor. Aynı konuda soruşturma yürüten Askeri Savcı da, Akademiden yeni mezun olmuş bir binbaşıya CD’lerin gerçek olduğu faraziyesine dayalı bir başka rapor hazırlatıyor. Bu raporlar haliyle iddianamenin yıldızı oluyor, çünkü üçü de fezlekeye paralel...

‘Fezlekeye dik değil paralel olacak!’

Buna karşılık altısı askeri savcılar tarafından hazırlatılmış, dijitallerdeki sahteliği kanıtlayan otuzdan fazla bilirkişi raporu daha var. Ama onlar fezlekeye dik. Kumpası bozar. Ne yapsınlar, sanıklar lehine bulgular içeren diğer raporlar gibi doğruca arşive tabii... Klasörler içinde, tozlu raflarda birbirine paralel...

Dava başlayacak, mahkeme başkanı yamuk yapıyor. Aslında yamuk da geometrik bir terim ama bu davaya uymaz. Haliyle HSYK mahkeme başkanını görevden alıp yenisini atıyor, diğer iki üye ile paralel...

Sonrasında duruşma savcısının esas hakkındaki mütalaası, mahkemenin gerekçeli kararı, Yargıtay’ın tebliğnamesi ve gerekçeli kararı; hepsi de fezlekeye paralel...

Paralel deyip geçmeyin. Düz bir kâğıda birbirine paralel on doğru çizin bakalım. Sonsuzda kesişmesi gerekir ya, sizinkiler daha A4 kâğıdını terk etmeden birbirini özlemiş sevgililer gibi kucaklaşır. Beş satırlık bir şeyler yazıp biraz uzaktan bakın. Satırlar tam paralel mi diye? Mümkün değildir...

‘Gölcük önlerinde mevki koyarsanız Silivri’desiniz’

Denizciler dar sularda veya sahile yakın seyrederken sahildeki belirgin nesnelerden kerteriz alarak mevki koyar. Seyir astsubayının alınan kerterizleri haritaya pilotlarken kullandığı aletlerden birisi de nedir bilir misiniz? Paralel... Zamanla hassasiyetini yitirdiğinden değiştirmek gerekir. Yoksa Gölcük önlerinde seyrederken haritaya mevki koyarsınız, sürpriz! Silivri’desiniz...

Paralel seyir de önemlidir. Özellikle denizde ikmal yaparken... Yirmi metre aralıkla paralel seyreden iki gemiden birisi yarım derecelik rota, bir millik sürat hatası yapsın, anında müdahale etmezseniz seyreyleyin gümbürtüyü. Anlayacağınız kolay değildir paralel seyir. Bilgi ister, dikkat ister. En önemlisi, deneyim ister...

Hal böyleyken adamlar devlet içinde devlet kurmuş devletle aynı rotada seyrediyor, nasıl oluyorsa devletin haberi yok. Devlet içinde devletin kaptanı sancak alabandaya basıp devlete çatmasa, birlikte sonsuza kadar seyredecekler. Birbirlerine paralel...

9 Şubat 2014 günü Samanyolu TV’de dikkat çekici bir program yayınlandı. Önceki günlerde Gölcük Tersanesi’ni tanıtmışlardı. O gün sırada İstanbul Tersanesi vardı. Uzun süre ekranda kalan slogan da çok güzeldi:

amiral semih cetin

‘Denizlerin Hâkimi Türk Donanması’

Her bahriyelinin koltuklarını kabartacak bir slogan olmuştu doğrusu. Geçmişte paralel medyanın ekranlarında seyrettiklerim geldi aklıma.

Yüzlerce deniz subayının darbeci diye hapse atılması için hazırlanmış sahte belgeleri yayınladılar defalarca. Daha sanıklar bile görmeden... Sonrası malum, tutuklamalar nedeniyle durum öyle vahim hale geldi ki, Başbakan “firkateynlere komutan bulamıyoruz” demek zorunda kaldı.

MİLGEM, GENESİS gibi hayal bile edilemeyecek projeleri gerçekleştiren subayları, mühendisleri casus, fuhuşçu yaptılar. Çoğu “lanet olsun” diyerek istifa etti. Duymuşsunuzdur haberi, Singapur Deniz Kuvvetleri onlardan birisini anında danışman olarak kaptı.

İstifa eden komutan ‘mağdur’

Kimi kafese kondu, kimi Poyrazköy’e gömüldü. Komutana suikast yapacak dedikleri yarbay kafasına sıktı. Suikast yapılacak komutan cenaze töreninde en öndeydi. Yaşlı gözlerle...

Donanma Komutanı dayanamadı istifa etti. Müstakbel Donanma Komutanı da istifa etti. Oramiral kalmadı, zorunlu olarak bir Koramirali Donanma Komutanı yaptılar. İzmir’deki “Askeri Casusluk ve Fuhuş” davasında sanıktır kendileri. İstifa eden Donanma Komutanı ise aynı davada mağdur...

Bendeniz Donanma Kurmay Başkanıyken üç kez tutuklandım. Sonunda paralel mahkemede diğer arkadaşlarımla paralel bir ceza aldım. On sekiz yıl... Hadi deyince Amiral bulunamadığından yerime uzun süre Albay vekâlet etti. Sonra atanan Amiral İzmir’de sanık... Bir sonraki istifa etti...

Deniz Harp Okulu öğrencilerinin taburdayken toplu halde arkadan çekilmiş fotoğrafını yayınlayıp “homoseksüel” demeye getirdiler. Kız öğrencileri fahişe yaptılar. Hayali bir çete yaratıp “Kuvvet Komutanına Deniz Harp Okulu’ndan kız öğrenci ayarlıyorlarmış” diye alçakça iftira attılar. Deniz Harp Okulu Komutanı istifa etti. Deniz Lisesi’nin son dört komutanından üçü içerde...

Son gelişmelere paralel olarak, sancaktan on sekiz onluk dönüşle paralel yapının tam aksi rotasında viya eden bir yazar, paralel yapıyı kast ederek;

“Kendi cemaatçi subaylarının önünü açtılar” demişti aynı ekranda birkaç gün önce.

Sonra da eklemişti:

“Bu yapılanma en çok da Donanma’da ve Deniz Eğitim’de var...”

Söyledikleri yukarıda örnekler verdiğim medya yayınlarıyla paralel de, kendisi yamuk birader...

Son altı yıldır en aşağılık yalanlarla, iftiralarla Deniz Kuvvetleri’nin bunca deneyimli, birikimli subayı tasfiye edilirken, Cumhuriyet Donanması en az yirmi yıl geriye götürülürken yapılan bu iğrenç yayınları düşünerek bir kez daha bakıyorum ekrana:

‘Donanmayla paralel rota’

Ağlasam mı, gülsem mi bilemiyorum...

Düne kadar denizcilere bodoslama saldıranların rotası, anlaşılan bugünlerde donanmayla paralel..

Semih ÇETİN (Amiral) - 19 Şubat 2014 - Aydınlık