insanligin derin uykusu hocali2

İnsanlığın Derin Uykusu : Hocalı!

Soykırım (genocide), bir bölgede yaşayan insanların ırk,

millet veya dini inançları sebebiyle nüfusunun büyük çoğunluğunun ya da tamamının yok edilmesi demektir. Bu , soykırımın en güncel anlatımlarından biridir.Soykırımın esas tanımına ulaşmak, içinde barındırdığı anlamları kavramak için 25 Şubat 1992 gecesinde Hocalı'ya bakmak, onu hatırlamak yeterli olacaktır.

Dağlık Karabağ, Ermenistan ve Azerbaycan!

Sovyetler Birliği, bilindiği üzere 1950'lerden itibaren revizyonist bir tutumla emperyalist bir karakter almıştır. Bu onu devrimcilikten ve sosyalizm hedefinden uzaklaştırarak sosyalizmin ilk denek ülkesinin emperyalist devletlerle aynı kategoride yer almasına olanak tanımıştır. Artık devlet içinde oligarşik bir bürokrasi ve yabancı devletler üzerinde toprak ilhakı tehdidini savuran bambaşka bir yapı söz konusudur.Neo-liberalizme teslim olma merasimi , 1985 yılında Gorbaçov'un iktidara gelmesiyle tamamlanmıştır. Bu durumun Azerbaycan açısından önemi ise kabaca Ermeni ayrılıkçı hareketlerin artması, Dağlık Karabağ bölgesinin Azerbaycan'dan kopması olarak sıralanabilir. 1985'ten sonra Sovyet ordusu içindeki Ermeni subayların ve emperyalist karakterdeki Sovyet birliklerinin Azerbaycan üzerindeki faaliyetleri bu yönelim çerçevesinde olmuştur. Dağlık Karabağ Özerk Vilayeti'ni emperyalizm destekli Ermeni bölücülerin etnik ayrıştırma projesi neticesinde Azerbaycan'dan ayırmak için ilk adım 1988'de atıldı. Erivan'da ve Stepanakert'te ayrılıkçı gösteriler düzenlendi ve bu bölgenin "Büyük Ermenistan" topraklarına ait olduğu iddiaları gündeme getirildi. Sovyet yönetimi bu aşamadan sonra çeşitli defalar müzakerelerle ve tek taraflı antlaşmalarla DKÖV'e yönelik çalışmalar içine girdi. 1990 yılının 19 Ocak'ını 20 Ocak'a bağlayan gece Bakü'de 131 kişinin ölümüne sebep olacak bir katliam gerçekleştirildi. Eylül 1991'de Dağlık Karabağ Cumhuriyeti ilan edilerek dağılan Sovyetler Birliği'nin yerine etnik bölücülüğe ve emperyalizm destekli işgallere kapı aralanıyordu. Ermenistan bu kaostan faydalanarak Azerbaycan'a karşı topyekûn savaşa girişti ve bölge artık 1900'lü yıllardaki Taşnak ve Hınçak gibi ''Sakallılar'' isimli çetelerin denetimine bırakıldı.

Hocalı Soykırımı!

Karabağ bölgesindeki tek havaalanının Hocalı'da yer alması ve buranın Ağdam-Şuşa, Eskeran-Hankendi yollarının üzerinde stratejik bir yerde olması nedeniyle Ermeni Silahlı Kuvvetleri bu bölgenin işgali için gerekli adımları attı ve Ekim 1991'de kuşatma başladı. 25 Şubat'ı 26 Şubat'a bağlayan gece ise belki de tarihte eşi görülmemiş bir Soykırım hareketine girişildi. Bütün bir kasaba, sanki Tanrı'nın gazabına uğramışçasına yok edildi. Ermeni Silahlı Kuvvetleri bölgedeki Azerbaycanlılara bir ders vermek, en çok da 1915 Tehcirinin yarattığı travmanın sonucunda 'öc almak' için bu katliamı bütün insani değerlerini bir kenara bırakarak gerçekleştirdi. O gece köy üç yönden kuşatıldı ve ağır silahlar ve helikopterlerle birlikte yoğun bir bombardımanın ardından silahlı milislerin köye girmesine olanak tanındı. Köy, Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri'nin denetimi dışındaydı ve Ermenilerin silahsız sivillere saldırmayacağı düşüncesindeydiler. Nitekim bu katliamdan alınan dersin reçetesi çok ağır oldu ve sadece Azerbaycanlıların değil; insanlığın yüzyıllardır savaşlarla ve katliamlarla lekelenmiş vicdanı bir kez daha paramparça edildi. Nazilerin Polonya'da , Fransızların Cezayir'de ve Ruanda'da yaptıkları vahşetlerden sonra vicdanlarda bir yara da Hocalı için açılmıştı. Nitekim ABD'nin Irak'ta ve Afganistan'da yaptıkları toplu infazların , Ebu Garip Hapishanesindeki işkencelerin ve her geçen gün Suriye'de, Mısır'da , Libya'da Batı destekli bölücülüğün yaptıkları katliamların sonunu getirecek olan barış ve refah ortamı, Emperyalizmin açık hedefi olmuştur ve ağzında sakız ettiği savaşların örtüsü, takiyyesi olarak süregelmiştir.

Mücadele!

Zori Balayan 1996 yılında çıkardığı "Ruhumuzun Canlanması" adlı kitabında şunları yazıyor: "Biz Hacatur'la ele geçirdiğimiz bir eve girdiğimizde, askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilemişlerdi. Türk çocuğu çok ses çıkarmasın diye Hacatur çocuğun annesinin kesilmiş göğsünü onun ağzına soktu. Daha sonra ben ensesinden ve karnından derisini soydum, sonra saat tuttum ve yedi dakika sonra Türk çocuğu kan kaybından hayatını kaybetti. Ruhum halkımın öcünü aldığı için gururluydu. Hacatur daha sonra çocuğun cesedini parçalara ayırdı ve köpeklere attı. Akşama kadar aynı şeyi 3 Türk çocuğuna daha yaptık. Biz Hocalıyı 30 bin kişilik çirkeften temizlemeyi başardık. Daha sonra kiliseye giderek dua ettik". Hiç şüphesiz burada köpeklere atılan şey, zalimlerin onurları, vicdanlarıdır. Onları 'halkının öcünü almaya' iten şey de aynıdır, onları insanlıktan koparan vahşet duygusu da. 1915 Tehcirini yıllardır psikolojik savaş aygıtı olarak kullanan Batı'nın gölgesinde yeşeren 'zararlı otlar' , bizlere bir kez daha ve yılmadan mücadele etmeyi öğütlemeli. Bu mücadele uğruna birçok diplomatımız Avrupa'nın pek çok başkentinde şehit edildi. Fakat Avrupa'ya en büyük dersi 2006 yılında Lozan'da Talat Paşa Komitesi ile verdik. Doğu Perinçek AİHM nezdinde açtığı davayı kazandı ve Ermeni Soykırımı iddialarının 'emperyalist bir yalan' olduğunu tescil etti. Bu AİHM kararına rağmen Fransız Cumhurbaşkanı, Ermeni lobilerinin desteği için soykırımı meclise getirecek yasa üzerinde çalıştıklarını söylüyor. Bugünün mücadelesi yalanlarını, iftiralarını, katliamlarını Avrupa'nın yüzüne vurmaktır. Hocalı'yı soykırım olarak kabul eden sadece 8 ülke var. Yeryüzündeki tüm değerlerimizin sıkı bir sınavına şahit olan Hocalı Soykırımı için bizler artık anma törenlerini bir kenara bırakarak tıpkı 2006'daki gibi cesur mücadele etmeliyiz. Mücadele, parklara ya da yollara verilen 'Hocalı' isimlerinin daha yukarısında olarak çetin bir hal almalı. Batı'nın kullandığı Ermeni bölücülüğüne karşı en büyük cevabı hiç şüphesiz Kafkaslardan akıp gelen Ortadoğu halkları Suriye'de, Irak'ta verecektir. Gün, 'Megalo İdea' gibi Emperyalizme hizmet eden fikirlerin yerini 'birlik,kardeşlik, huzur' kavramlarının alacağı gündür. Hiç şüphesiz Hocalı'yı 'Soykırım' olarak tanıtmak bizim için çok önemli olacaktır fakat esas başarı, bu toprakların yakıcı sorunlarının bitirilmesiyle mümkün kılınabilir. Şundan emin olalım ki emperyalizm bu topraklardan defolup gittiği gün, Hocalı'da katledilen yüzlerce kişinin ruhu huzura kavuşacaktır. Zafer yakındır. Zafer direnen ve birleşen Ortadoğu ve Kafkas halklarınındır.

Berkay ŞAYİR - 25 Şubat 2014 - TGB