Kazdağları...

Slider

2007 lozan eyleminden2

Eski Bern Büyükelçisi Alev KILIÇ : AİHM kararı çıkmadan önce ‘soykırım yoktur’ diyemiyorduk!

Dışişleri Bakanlığı’nın düşünce kuruluşlarından

 AVİM’nin Başkanı Alev Kılıç, AİHM’nin Perinçek kararını Aydınlık’a değerlendirdi. Kılıç, ‘AİHM, Ermeni iddialarına inanılmaz bir darbe vurdu’ dedi.

Emekli Büyükelçi Alev Kılıç, Dışişleri Bakanlığı’nın Türkmeneli Vakfı’na bağlı olarak çalışan iki düşünce kuruluşundan biri olan Avrasya Araştırmaları Merkezi (AVİM) Başkanı olarak görev yapıyor. Son olarak Türkiye’nin Meksika Büyükelçiliği görevini üstlenmiş olan Kılıç, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in İsviçre’deki mahkeme sürecine giden dönemde (2002-2004) Bern Büyükelçisi olarak görev yaptı, gelişmeleri yakından izledi.

‘Kararla üç önemli iddia çöktü’

AİHM’nin verdiği Perinçek kararı, Türkiye’nin Ermeni politikasında önemli bir eşiğe işaret ediyor. Dışişleri Bakanlığı’nın “Milat” olarak nitelendirdiği bu karar aslında AİHM’nin ifade özgürlüğünün sınırlarını tanımlarken aynı zamanda Türkiye için yaşamsal önem taşıyan Ermeni sorununun dünya kamuoyunda ele alınışına ilişkin kritik bir çerçeve de çiziyor. Karar, Ermenilerin üç önemli iddiasına da çok ciddi darbe vurmuş durumda.

alev kilic eski bern buyukelcisi

AVİM Başkanı Kılıç, kararı hem hukuksal hem de siyasal açıdan Aydınlık için değerlendirdi:

Deniz KAHRAMAN >>> Perinçek kararı, özünde nasıl bir karar? Dışişleri bu kararı neden ‘Milat’ olarak niteledi?

Alev KILIÇ  >>> Ben o sırada Bern’de büyükelçiydim, durumu çok yakından biliyorum. Doğu Perinçek’in İsviçre’de ADD ile yaptığı toplantıları, yakından biliyorum. Daha önceki görevim Avrupa Konseyi olduğu için kararın niteliğinin ne olduğunu da görebiliyorum.

Doğu Perinçek, İsviçre’de tepki uyandıracağını bile bile çok açık olarak “Ermeni iddiaları uluslararası bir yalandır, emperyal bir yalandır. Tehcir soykırım değildir” dedi. Bunları söylerken hep bir şeye dikkat etmiştir: “Benim bunları söylerken ne bir Ermeni düşmanlığım vardır ne Ermeni ırkına karşı husumetim vardır, tam tersine çok yakın Ermeni dostlarım vardır.”

Deniz KAHRAMAN >>> Sonra nasıl işledi süreç?

Alev KILIÇ  >>> Bir üst mahkemeye başvurdu, biz bunları Büyükelçilik olarak her zaman izledik. O üst mahkeme de onayladı bu kararları, son merci olarak da bizim Anayasa Mahkemesi sayılabilecek federal mahkemeye gitti. O da görüşmeye gerek görmedi. İç hukuk yolu tükenince de AİHM’ye gidildi. Şimdi AİHM, 17 Aralık’ta yayınlanan kararıyla soykırım iddialarına inanılmaz bir darbe vurdu. Bunu azımsamak mümkün değildir.

İsviçre 17 Mart’a kadar itiraz edebilir!

Deniz KAHRAMAN >>> Karar gerektiği kadar yankı buldu mu?

Alev KILIÇ  >>> Gerektiği kadar ilgi görmemesinin üç nedeni var. 17 Aralık, Türkiye’de bambaşka bir olayın başlangıç tarihi oldu. Türk kamuoyu, o tarihten bu yana başka bir şeyle uğraşmıyor. İkinci, Doğu Perinçek’in Silivri’de olması, üçüncü neden de AHİM kararlarına karşı, orada temyiz yoktur ama yeniden dava açılması istenebilir. Onun için de üç aylık süre vardır. Bu karar kesinleşmiştir, bu karar verilmiştir, böyle bir karar vardır ama buna karşı 17 Mart’a kadar İsviçre hükümeti tarafından itiraz ve yeniden görüşülme talebi gelebilir. Hukuken bu yol mevcuttur. 17 Mart’tan önce haklı olarak yoğurdu üfleyerek yiyelim diyen gruplar ki, tamamen haksız değillerdir. Bunu bekleyelim de sonra üzerine gidelim diyenler vardır.

‘Diaspora’nın kolu kanadı kırıldı’

Deniz KAHRAMAN >>> Karar ne anlama geliyor?

Alev KILIÇ  >>> Ermeni militanların kolu kanadı kırılmıştır. Bundan sonra hiç kimse çıkıp da “Ermeni soykırımı olmuştur, bunun aksini iddia edemezsiniz” diyemeyecektir. Şimdi bir; AİHM, Lozan mahkemesinin kararına atıfta bulunuyor, Lozan mahkemesi kararında hakikatten inanılmaz biçimde şu iddiada bulunuluyor: “Ermeni soykırımı olduğu, tarihte bir vakıadır. Bunun böyle olduğuna dair özellikle akademik çevrelerde bir görüşbirliği mevcuttur, dolayısıyla geniş kabul gören ve olduğu tartışılmayan bir vakıaya olmamış demek, İsviçre’de yaşayan Ermenilerin vicdanını sızlatmaktadır, rencide etmektedir.” AİHM kararı diyor ki, “Doğrudur, Ermeni soykırımı olmuştur diyen insanlar vardır, akademisyenler de vardır, fakat bunun tarihi bir vakıa olduğunu söylemek yanlıştır.” Türkiye’de bile normal bir akademisyen, “Ermeni soykırımı olmuştur” diyecek hale gelmişti. Mahkeme kararı bunu kökten değiştiriyor, çok açık olarak hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak bir şekilde, “Doğrudur” diyor.

İkinci nokta, bunun bir vakıa olduğunun delili olarak, şunlar ifade edilmektedir: Lozan mahkemesinin kararında, bunun tarihi vakıa olduğu o kadar belli ki, birçok ülkenin parlamentosunda bu yönde karar alınmıştır. Şimdi mahkeme dönüyor diyor ki; bir, doğrudur” diyor, sayıları da veriyor, 190’ı aşkın üyesi bulunan uluslararası camiada 20 kadar ülkenin parlamentosunda böyle bir karar alınmıştır. İki, “bunlar, o ülkelerin parlamentolarında veya parlamentolarının bir kanadında alınmış kararlardır, bunların hiçbiri uygulamaya yönelik hükümet kararı haline dönüşmemiştir, İsviçre’de de dahil, bu kararların alındığı hiçbir ülkede parlamentolarında bir hükümet kararı olarak kabul edilmemiş, uygulamaya dönmemiştir” diyor.

Bir üçüncü nokta, Ermenilerin, İsrail ile siyasi ilişkilerimizin gerginleşmesinden sonra geliştirdikleri bir söylem vardı: “Ermeni soykırımı, holokostun ilk denemesidir.”

Mahkeme diyor ki, tarihte bir holokost olmuştur, bu tarihi belgelerle sabittir, bu belgelerin ışığında uluslararası bir mahkemede yargılanmıştır, uluslararası bir mahkemede holokost olduğu tespit edilmiştir.

Yarın : Diaspora çıkmazda Soykırımdan geri adım geliyor!

Söyleşi : Deniz KAHRAMAN - 24 Ocak 2014 - Aydınlık

Slider

Son Yazılar